Bu sezon ilk kez Yeni Malatyaspor beni hayal kırıklığına uğrattı!
Bayrampaşa deplasmanından alınan 1 puan kâğıt üzerinde kar mı, evet kar. Ama sen maç boyunca kalene sadece 3 kez gelmiş rakibinden iki acemice gol yiyorsan, işte o zaman durup düşüneceksin.
Kimse bana anlatmasın... Eğer şampiyon olmak istiyorsan, bu tür maçlarda hiçbir mazeretin arkasına sığınmadan galip geleceksin!
Grubun en az gol yiyen takımlarından biri olan Bayrampaşa'nın 5 metrekarelik alanda futbol oynayan forveti Ümit Teke'ye kariyerinin en kolay gollerini attıran Koray, Ersin, Onur ve Ramazan artık bundan sonra biz futbolcuyuz demesinler lütfen!
O nasıl rezil, nasıl içler acısı bir görüntüydü öyle!
Bence profesyonel bir futbolcu hocasının belirlediği takım tertibi içerisinde duracağı yeri bilmiyorsa, o futbolcu için yapacak, söyleyecek şey yok demektir.
Açık konuşayım, benim açımdan Bayrampaşa maçı kaybedilmiş bir karşılaşma! Yok deplasmandan 1 puan aldık, yok rakip takım Türkiye liglerinin en fazla berabere kalan takımı demesin lütfen kimse.
Ha eğer bunları söylüyorsan da, o zaman lütfen ben şampiyon olacağım deme! Deme, yoksa sana gülerler.
Birkaç cümle de Mustafa Hocama…
Hocam, Türkiye liglerinin en kaliteli teknik adamı sıralaması yapılsa ilk 10'a rahatlıkla girebilecek çapta, kapasitede ve kalitede bir isimsin.
Daha önce de yazdım; Bence Malatya futboluna hizmet etmiş hocalar arasında işini en iyi yapan 2 isimden birisi sensin... Duruşun ve bilgi birikiminle, Hamza Hamzaoğlu ile seni tek geçerim.
Şuraya geleceğim… Malatya futboluna daha uzun yıllar çok şey kazandıracağına yürekten inanan birisi olarak, lütfen diyorum… Lütfen kenarda, kıyıda pusuya sinip başarısızlığını bekleyenlere fırsat verme hocam.
Bir kere seni düşünmeyen futbolcuyu sen hiç düşünme!
Çok iyi niyetlisin evet, “futbolcuyu kaybetmek en kolayı, önemli olan kazanmak” felsefesiyle hareket ettiğin de bir gerçek, ama… Hak etmeyene, hak etmediğini verme lütfen hocam!
Yok, verirsen işte böyle tıpkı Eren Görür gibi ortada bırakırlar seni!
Konu konuyu açtı madem, Eren konusuna aşağıda devam edelim o zaman.
YANLIŞ YAPTIN EREN!
Şimdi size soruyorum… Bir futbolcu bir takımla sözleşme imzalarken o sözleşmede o futbolcunun sezon sonuna kadar ilk on birde oynayacağı yönünde her hangi bir madde bulunur mu?
Ama Eren Görür'e sorarsanız bulunur!
Seninle 1.tekil ağızdan konuşmak istiyorum Eren…
Bence karakter olarak Malatya'ya gelmiş en kaliteli birkaç futbolcudan birisin… Futbolculuğun için de “bu liglerin üzerinde” yorumu yapılabilir… Lakin bazen işler istemediğin gibi gidebilir… Bulunduğun takımda senden daha yeteneklileri vardır, bundan dolayı sıra sana gelmez. Çok normal, olağan bir durum değil mi bu?
Geçen sezonki kadroyla bu sezon ki kadro arasında kalite bakımından dağlar var… O kadroda Eren yıldızdı ama bu kadroda yedek kalıyor… O zaman sen ne yapacaksın, daha iyisini. Hocandan formayı alabilmek için daha çok çalışıp, tuttuğunu koparacaksın.
Ama sen ne yaptın?
Kalkıp sağdaki soldaki akbabaların takım üzerindeki kirli oyunlarına alet oldun!
Ortalığı karıştırmak isteyenler bu emellerine senin üzerinden ulaşmak istediler, sen de buna müsaade ettin.
Yedek kaldığın haftalarda dostça yaklaşıp; seni öne sürerek güya Mustafa hocayı yıpratmak istediler.
Gerçekleri görmen için bu sayfalardan defalarca uyardık seni.
Geçmişte art niyetli bir şekilde “Eren Görür'ün eşi Malatya Büyükşehir Belediyesi'nde çalışıyor” diye yazıp konuşanlar bir anda Erenci olup çıktı! Sen de onlara dost oldun.
Ah Eren ah! Keşke bu oyuna gelmeseydin.
Oysaki ilk yarının bitimine 3 hafta kala yüz üstü bırakıp gittiğin bu camia seni ne çok sevmişti… Bu gitme, gitme değil Eren!
Sen resmen sabote ettin takımı!
En zor anlarında formayı verip, toparlanman için fırsat üstüne fırsat veren Mustafa Uğur'a da büyük ayıp ettin.
Umarım gittiğin takımda aradığını bulursun güzel yürekli insan.