Bir maçta ne kazanılması gerekiyorsa kazandı Ankaragücü, öyle söküp almadı. Evkur Yeni Malatyaspor’un hiç geçmeyen hastalığı yine nüks etti ve 3 puan Ankaragücü’nün hanesine gitti.
Malatyasporun klasik şablonunda Boutaib eksikti. Erol Hoca belli ki maçtan önce oyuncularına çok güvenmiş, Antalya’daki kampta yanında çalışanlara forma vermiş, ben size güveniyorum demiş.
Üç puan, puan cetvelinde üste tırmanma hesabı yapmayanlar öyle hatalar yaptılar ki, organize bir tane atağı olmayan rakip takım raundu kazanıp köşesine çekildi. Oyun akışında ikinci yarı oyun üstünlüğü Malatyaspora geçse de üretkenlik ve son vuruş etkisizliği yine sarmaladı takımı. Malatyaspor savunması ve orta sahasının bireysel hataları, etkisiz olan ön tarafı komple devre dışı bırakıyor. Buda doğaçlama taktiği olan al şişir oldu oldu olmazsa çay demleriz hesabına dönüyor.
Sözüm yok Erol hocaya kadro kalitesi ortada, o kaliteyi bilen hoca aslına uygun oynatıyor. Ne zaman ki skor üstünlüğü rakibe geçerse devreler yanıyor, şalterler atıyor ve herkes doğaçlama taktiği evresine giriyor. Bir anda saha içinde senaryolar yazılıyor, çiziliyor, oynanıyor. Oyuncu sadece skoru düşünüyor. Oyun disiplini, taktik diziliş, yardımlaşma kayboluyor ve ortaya Ezel’in Eyşan’ı gibi bir ihanet senaryosu ortaya çıkıyor. Topu alan ben buradayım diyor. Topu teslim ettiğinde ise yok oluyor.
Hatırlatmak istediğim futbol çok basit bir oyun sadece gerekenleri yap, hesap etme, hiçbir mazeretin arkasına saklanma ve hak ettiğinden fazlasını isteme. Korkmadan keyif verip, keyif aldığınız futbolu oynayın. Fazlasını istemek size değil kendimize ihanet olur.