Baştan aşağı yeni kurulan Malatyaspor, tarihinde ilk kez mücadele ettiği Süper Lig’de kalıcı olacağını herkese ispatladı.

Ligin ilk yarısında ilk kez Yeni Malatyaspor ile karşılaşan çoğu takım hafife lamının faturasını pahalı ödediler.

Aslında daha ilk haftalarda bariz hakem hatalarına maruz kaldığımızı da söylemeden geçemem. Bu hatalar Sarı-kırmızılı kulübün direncinin her geçen hafta artmasını da sağladı.

Rakiplerin sahip olduğu yetenekli oyuncuların tamamı, Yeni Malatyaspor savunma bloğuna çarpıp geri döndü.

Erol Bulut gibi bir ismin doğru zamanda takımın başına geçmesi çok büyük şans, Alman ekolünü sahaya yansıttığını eminim bir tek ben fark etmiyorumdur…

Normalde bu stratejide ilk 11’de savunmada, orta alanda ve hücumda 3 oyuncunun öne çıktığını fark ederiz.

Bu 3 zeki oyuncuyu sahanın her köşesinde izlemeye alışırız. Tıpkı Sadık, Azu ve Pereira gibi…

Ayrıca bu ekol de maçın son düdüğüne kadar skora bakılmaksızın oyun disiplininden kopulmaz. Bu sezon öne geçtiğimiz hiçbir müsabakayı kayıp etmememiz bunun en büyük göstergesi…

Süper Lig’de takımlar müsabaka müsabaka ilerlediği için, bu taktiği uzun vadeli sürdürmekte risk barındırır. Keza Adem Büyük ve Boutaib’e alınan önlemlerin ceremesini haftalar boyu gol atamamayla yeterince çektik.

Devre arasında mutlaka yaratıcı bir forvet ile takviye yapmamız şart. Kafa toplarında kurnaz olan Khalid’imiz zaten sahip olduğumuz 22 puana yeterince katkıda bulundu.

Eğer ikinci yarıda gol umutlarımız Faslı oyuncunun umuduna kalırsa yandık demektir. Üstelik bu oyuncunun Fas Milli takımıyla Dünya Kupası maçlarına katılacağını unutmamak gerekir.

Futbol otoriterleri Yeni Malatyaspor’un bu sezon zaten ligde kalıp kalmayacağını artık tartışmıyor. O yüzden durumum rahatken eksiklerimizi kapatarak geniş düşünmekte fayda var.

Üste üste alınan galibiyetler direncimizi bir nebze artırsa da, rehavete kapılmaktan kaçınmalıyız. Ayakta durmayı öğrenmeden koşmanın bir manası da yok. Türk futbol tarihinde bu tür örnekler çok.

Yapılacak transferlerde mutlaka ekonomik şartlar düşünülecektir.

Düşünülmesi gereken en önemli unsur, gelen oyuncunun nereye geleceğini iyi bilmesidir. Çok şükür dışarıdan Malatya için söylenen olumsuzlukların hiç biri bu şehirde yaşanmıyor. Ama bu şehirde ekmek yemek diğer şehirlerde ekmek yemeye benzemiyor.

Bu şehirde se kadar çok toplum mühendisi olduğu, acı ve tatlı zorlukların ne kadar çok olduğu oyunculara iyi anlatmak gerekiyor. . .

Bu vesileyle yeni bir yıla girdiğimiz bu günlerde toplum olarak herkese ter temiz bir yıl diliyorum. Öyle ya da böyle koskoca 365 günü geride bıraktık.

Başta tüm Malatyalılara ve tüm Türkiye’ye 2018 yılında mutluluklar ve başarılar diliyorum.