Ankaragücü kötü, biz onlardan daha kötü…
Bu kadar ne yaptığını bilmeyen, bu kadar futboldan bi haber, bu kadar isteksiz bir Yeni Malatyaspor daha önce ne izledim, ne de gördüm.
Neresinden bakarsan bak, hayal kırıklığı!
Kusura bakmasın kimse ama bu takım böyle oynarsa gördüğü puan da, göreceği iyi sıralama da bu olur.
Gelelim maça…
Rahman Buğra onca maç oynadı, o kadar deneyim kazandı ama halatop her ayağına geldiğinde heyecandan ölecek gibi oluyor… Sadık-Mina ikilisi tam bir korku filmi; elimiz yüreğimizde, acaba şimdi ne yapacaklar diye bekliyoruz… Chebake oyunun sadece koşu bölümünde var, kanat ortası, adam geçme hak getire… Adem dersen yerden kalkmıyor, kalktığı pozisyonlarda da atağı mundar ediyor… Pereira bir var, bir yok… Guilherme yumuşak diken, temposuz… Aleksic’in ise ne oynadığı belli değil.
Bir de bunun üzerine kalkıp da elindeki tek forvet menşeli ve de topu ileride tutan adamı yedekte tutarsan olacağı budur.
Haa sakat diye oynatmadın ve henüz ilk yarı bitmeden zorunlu değişiklik sonucu oyuna aldıysan bu daha büyük bir faciadır onu da söyleyeyim.
Bence Erol Hoca son haftalarda şansını fazlasıyla zorluyor.
Şapkadan tavşan çıkarmaya, hatta bazen fil çıkarmaya çalışıyor.
Değerli hocam elindeki kumaş bu… Bu kumaş da öyle her hafta sağıyla soluyla oynanacak, yama yapılacak bir kumaş değil!
Zorlama fazla, bırak akarına.
Bak bu haftaya kadar ne güzel gelmiş, 12 puan toplamışsın.
Sağın solun dediğini ne yapacaksın, sen kendi bildiğini yap.
EROL HOCANIN AÇIKLAMASI…
Erol Hoca ağzındaki baklayı gösterdi ya, fırsatçılara da gün doğdu.
Bin bir çeşit komplo teorisi…
Aslında burada en büyük suçlu millete malzeme veren Erol Hoca.
Sen kalkıp mikrofonlara takım içinde büyük sorunlar varmış gibi ucu açık cümlelerle açıklamalar yaparsan, onlar da bunu kaçırmaz.
Hocam şunu hatırlatmak isterim; futbolcunun tehlikeli sularına girersen boğulabilirsin!
Futbolcu milletinin bir teknik adamda en sevmediği şey, olumsuz giden sürecin sorumluluğunu takımın üzerine yıkıp, basına şikayette bulunması durumudur.
Umarım Erol Hoca Galatasaray maçı öncesi bu yanlıştan dönmüş ve futbolcularına neden o şekilde konuştuğuna dair tatmin edici bir gerekçe sunabilmiştir.
Aksi halde futbolcunun istemediği hiçbir teknik adamın o takımda barınabilmesinin mümkün olamayacağı kuralının burada da işleyeceğini üzülerek söylemek isterim.