Tüm zamanların ve kadim medeniyetlerin olmazsa olmazı eğitim…

Tarih boyunca devletler eğitim üzerine ciddi çalışmalarda bulunmuşlar.

Sistem değişiklikleri, mevzuat çalışmaları vs.  bütün bu çalışmalar bazen iktidar da kalma uğruna farklı çalışmalar ile dalgalanmalara sahne olmuştur.

Gelelim bize :

Eğitim sistemimizin; ihtiyaca, ilerlemeye  göre değil gelenlere göre şekillenmesi ülkemize çok zaman kaybettirdi. Deneme yanılma ve yapboz tahtası üzerinde eğitim sekteye uğratıldı. Gelenlerin keyfiyeti için gelecek karartılmamalı; bu sebeplerden:

Dünyada başarı elde etmiş eğitim sistemleri araştırılmalı, kadim eğitim çalışmalarımız irdelenmeli, Eski Türkler, Selçuklu ve Osmanlı medreselerinin eğitim sistemlerinin haritaları çıkarılmalı, bunlar yapılırken öz değerlerimiz asla perdelenmemeli, sürekli değişen değil sürekli ilerleyen ve gelişen bir sisteme sahip olmalıyız.

4+4+4 sistemi yerine;  1+5+3+3 olmalı ve İlkokuldan sonra zorunlu eğitim kalkarak beşeri ilimlerde başarı elde edemeyen öğrenciler sanat atölyelerinde sanat ve zanaata yönlendirilmeli. 12 yıl kesintisiz eğitimden sonra ki bu bazen sınıf tekrarlarıyla 14 yıla çıkabilmektedir. Bu durumda mezun olan bir öğrenci çıraklık döneminden geçememektedir. Haliyle akabinde askerlik ve evlilik seremonileriyle hayata işsiz olarak dahil olmaktadır.

Öğretmenlik meslek kanununda öğretmenlik yıpranma payları verilmeli ( Sağlık çalışanları, polis ve askerlerde olduğu gibi).

Ek ders olayından vaz geçilmeli, 1. sınıf uzman öğretmenliği getirilmeli ve bunun yaş sınırı 45 olmalı. Devamında 2,3, ve 4. Sınıf öğretmenliğine devam edilmeli.

Okul öncesi öğretmenliği oyun ve beceri odaklı olması nedeniyle belli bir yaştan sonra farklı alanlarda çalıştırılmalı.

Ders sayısı ve ders saatleri süresi azaltılmalı. Beceri ve Tasarım Atölyeleri alt yapı ve fiziki yeterlilikler sağlanınca  hayata geçilmeli.

Ehliyet ve liyakat hakim olmalı.  Mühendis, Maliyeci veya diğer meslek gruplarında üst düzey çalışmaları olanlara kariyerleri ile ilgili süreç işletilmeli.

Eğitim ıskalanacak bir alan asla değildir. Milli, manevi ve evrensel değerlerin hepsini içinde barındırır. Hata ve yanlışa tahammülü olmaz.

Öğretmenlik meslek kanununun içerik olarak beklenenleri karşılaması camianın arzusudur. Bireyler 657 denen yasakçı zihniyet ürünleriyle değil bilim ve sanat ile uğraşmalı. Yasaklar ile başarı elde etmek zorba ile çocuk eğitmekle eşdeğerdir.

Okul idareciliği önemsenmeli ‘’bir okul müdürü kadardır’’ yerine ‘’bir okul vizyonu’’ kadardır hesabı unutulmamalı. Yöneticilik bir kariyer basamağı olarak değerlendirilip başarı kriterleriyle sürdürülmeli.

Sürekli mülakat ve iktidar değişimleri ile erozyona uğramamalı.

Yöneticiler Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dahil edilmeliler.

 Kazanılmış haklar Ülkenin her yerinde geçerli olmalı.

Eğitim Felsefemizin oluşması vazgeçilmezimiz olmalı.

Bu çalışmalar tamamen yerli, milli ve özgün olmalı ‘’paket eğitim felsefesi’’ olmamalı.

Kampüs okullar projeleri mutlaka arzulanmalı ve vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir.