7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki o felaketten sonra Malatya neredeyse hırsız yuvası haline geldi. İnsanlar artık hasarlı evlerindeki eşyaları düşünür oldular.

7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki o felaketten sonra Malatya neredeyse hırsız yuvası haline geldi. İnsanlar artık hasarlı evlerindeki eşyaları düşünür oldular. Her gün bir ev soyuluyor. Evlerin petekleri, kombisi, su saatleri, musluk başlıkları gibi bütün eşyaları alındığı gibi bir de eşyalarını alamayan insanları bir düşünün. O kadar insan canını zor kurtardı o felaketten. Zorla kendilerini il dışına attılar. Bu durumu fırsat bilen o vicdansızlar, hasarlı evlerin çelik kapılarını kırarak o evlere girdiler. Bizler o kadar alıştık ki buna, sanki bu durum bizim için sıradan bir olaymış gibi geliyor.

İnsanlar artık ‘O felaketten canımızı zor kurtardın, cana zarar geleceğine mala zarar gelsin’ diyor. Aslında böyle değil. O vicdansızlara bir önlem alınmalı. Elbette ki Malatya’da 45 bin ağır hasarlı bina var, her binanın kapısına bir polis, bir asker, bir bekçi koyamayız. Ama bu duruma da bir ‘dur’ denilmeli. Özellikle kolluk kuvvetlerimiz bununla ilgili önlem almalı. Yakalanan bu kan emicilere öyle bir ceza verilmeli ki, bu suçu işleyenlere ders olmalı.

Bu suçu işleyenlerin hurdacılar, Suriyeliler, dışarıdan gelen ve geçimlerini hırsızlıkla yapan insanlar olduğu söyleniyor. Kimsenin günahını almak istemiyoruz ama mutlaka yetkililerimiz bu konuyla ilgili bilgiler vermeli. Depremden bu yana hasarlı evlere girip de yakalananların sayısı, nerelerden geldikleri, kimlerden oluştukları açıklanmalı.

Öte yandan Malatya’nın sokakları çadırdan geçilmiyor. Çok büyük bir düzensizlik var. Mahalle aralarında, sokaklarda insanlarımız çadır kurmuşlar, deyim yerindeyse içlerinde bile oturan yok. Evleri depremlerden dolayı çizik bile almayan vatandaşlarımızın evinin önünde çadırlar var. Vatandaşımız evinde yemeğini yapıyor, getirip çadırın içinde yiyor. Eğer evimizde yemek hazırlayabiliyorsak, gidip banyo veya tuvalet ihtiyacımızı giderebiliyorsak veya akşama kadar evin için de oturup, gece olduğun zaman çadıra gelip uyuyorsak bunda bir terlik var derim. Evinde akşama kadar oturabilen, yemeğini evinde hazırlayabilenler gece olduğunda depremlerde çizik bile almayan evinde de kalabilir. Bu çadırların artık yavaş yavaş kalkması, bu başıboşluğun bir an evvel giderilmesi gerekiyor.