Kocaman bir sezonun geniş özeti gibiydi Boluspor maçı. Aktörlerin çoğu zaman rolünü tam oynayamadığı, yönetmenin zaman zaman senaryoyu iyi yazdığı, sonunda kimin kazandığı yorumu izleyiciye bırakılmış bir filmin fragmanı da diyebiliriz…

Her ne kadar patenti bana ait olsa da diğer arkadaşlar tarafından sıkça kullanılan fabrika ayarlarına dönüşü simgeleyen maç, Alima Yeni Malatyaspor için hayırlı bir mağlubiyet oldu. Ligin en fazla gol yiyen takımı karşısında takımını ilk yarı önde oynatıp, gol arayan İrfan Buz, her an patlayacak defolarını unutmuş gibiydi. Belki galip bitirilseydi Boluspor müsabakası, play off ve diğer hedefler için bu kadronun yeterli olabileceği düşünülecekti. Bu da kalan 17 maç öncesi çok büyük bir risk taşıyacaktı.

Neyse ki oyuncularımız; ‘bir musibet bin nasihatten iyidir’ sözündeki gibi gerçek kimliklerini sahaya koyarak, yönetime de teknik heyete de ‘bu iş böyle yürümez’ dediler.

İkinci yarının rövanşı yok!

PTT 1.Lig’de ilk yarı itibariyle görüyoruz ki hiçbir hedefte kopmalar yaşanmadı. Bu görüntüde hedef anlamında arada kalmış bir Yeni Malatyaspor var. Yönetim ve teknik heyet ilk olarak hedefini netleştirip, transferi de ona göre yapmalı. Transferde eğer sezon başındaki gibi CD’lerden oyuncu alınacaksa, ikinci yarı ahlarla vahlarla geçer.

Yaz transfer döneminde kadroya katılan 12 yeni oyuncuya rağmen, bugün taraftar hala bir önceki sezonun oyuncuları Ali Sakal ve İrfan Başaran’ı konuşuyorsa, bu transfer politikasının iflas belgesidir. Devre arası transferin her zaman riskli ve zor olduğunu söylemişimdir. Piyasada adı geçen isimlere bakıyorum da gerçekten çok komiksiniz beyler…

Transfer; abiye, kardeşe/ eşe, dosta/ menajere, yancıya göre, iş olsun diye yapılmaz. Transfer ihtiyaca göre yapılır. Ayrıca kulübün ekonomik anlamda boşa harcayacak bir kuruş parasının olmadığını da biliyoruz. Adil Gevrek şu süreçte özellikle kulüp profesyonellerini dikkate alırsa, başı daha az ağrır.

Fırında daha iyi pişerlerdi!

Her ne kadar, ‘genç oyuncu psikolojisinden anlamadığım’ bu işlerden ne kadar anladığı tartışılır bir yönetici tarafından söylense de Burak Kavlak, Furkan Pekşen, Abdülsamet Damlu ve Ferhat Canlı’nın kiralanmalarına ve gittikleri kulübe yanmadan edemiyorum.

Ligde kalması bırakın gençlerle, baba oyuncularla bile mucizelere kalmış bir takımda bu çocukların neyi pişecek çözemedim. İşin daha da vahimi, kadronda 35’lik Aydın, maliyetli Yakup, torpilli Hüseyin Kar duracak, 18’lik tabanca gibi Burak Kavlak Sandıklı’ya gidecek.

Ne yediniz ne içtiniz de bu kıyaslamaları yapıp Burak’ı gönderdiniz?

*Modası geçmiş Aydın Çetin kadar önde basıp koşamaz mıydı?

*Kendinden habersiz Yakup’ dan daha çok yakışmaz mıydı forma ona?

*Malatya’nın demirbaşı Hüseyin Kar kadar çizgide oynayamaz mıydı?

Tüm bunları oyuncuları pişirmek için yaptığınızı söylüyorsunuz ya daha da komik oluyorsunuz. Amaç onların gelişimini sağlamak mıydı yoksa yeni boşluklar yaratıp, yukarıya adam pompalamak mı bunu da bekleyip göreceğiz…