Bu yazımda biraz tarihe ışık tutalım istedik.
Bu yazımda biraz tarihe ışık tutalım istedik. Öyle tarihi olaylar vardır ki, bunlar yıllarca halktan gizlendi. Bazılarını zaman zaman öğreniyoruz. Kim bilir saklı gizli ne kadar acı hayat hikayeleri ile dolu tarihi vakalar vardır. Bugünkü; tarihe facia olarak geçen ‘’Boraltan Köprüsü’’ ele alınacak.
Boraltan Köprüsü Katliamı ya da Boraltan Faciası; Türkiye'ye sığınan 195 Azerbaycan kökenli Sovyet askerinin 1945 yılında mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde Sovyetler Birliği'ne iadesi sonrası yaşanan katliamdır (Yıllarca Halktan gizlenen Katliam TBMM tutanakları).
Türkiye Cumhuriyeti o yıllarda Sovyetler Birliği topraklarına iltica etmiş bir subay ve iki Türk askerini istemiş. Sovyetler Birliği ise askerlerin izlerinin bulunamadığını beyan edip geri vermemiştir. Buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti 195 Azeri kökenli Sovyet askerini vermek istememiştir. Sovyetler Birliği iadeden ısrar edince sınır karakolunda bekletilen Azeri kökenli Rus askerleri ‘’Aras Nehri’’ üzerinde bulunan ‘’Boraltan Köprüsü’nde Sovyetlere teslim edilmişlerdir.
‘’Boraltan köprüsü Katliamı’’ veya ‘’Boraltan Faciası’’ olarak bilinen bu asker teslim olayı yıllarca halktan gizlendi. İlk olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Kongre Merkezi'nde 'Kadınlar Buluşması'nda yaptığı; "Asırlardır mazlumların sığınağı olan bu ülke, bir daha ‘’Boraltan Köprüsü faciası’’ gibi utanç sahneleri yaşattırmayacağız. Ne diyorlardı? Bizi Ermenilerin eline bırakmayın. Türklere söylüyor. İnönü dönemi. Bizi siz öldürün ama Ermenilere bırakmayın. Boraltan faciası budur ama bunu görmezden geliyorlar. Sığınmacılara uyguladıkları bu" açıklamasıyla ‘’Boraltan Köprüsü faciası’’ gündem geldi.
Boraltan Köprüsü faciası esnasında askerlik görevini yapan Bekir Doğan orada yaşananları şöyle anlatmış:
"Biz bunları köprüden teker teker isimleri okunarak teslim ettik. Sürüye sürüye köprüden geçirildiler. Allah kimseye öyle bir manzarayı görmeyi nasip etmesin. Zaten elimizden alıp götürdüler. Karşıya geçince 'Hoş geldiniz.' demiyorlar. Ellerinde ne varsa süngü mü tüfek mi, vurduğu zaman 'Allah' diye bağırıyorlardı. Keşke gitmeseydim, görmeseydim, bilmeseydim. Alnımız yerde, gözümüzde yaş, onların üzerimizdeki manevi etkiler bizi küçülttükçe küçülttü. 'Keşke biz de gidip ölseydik.' dedik. Rusların ellerine geçtikten sonra biz uzaktan bakıyoruz, öyle bir muamele ki hayvana yapılmayacak bir muamele. Haksız, insafsız, vicdansız bir muamele... Hepsini sıraya dizdiler makineli tüfekle taradılar. Mısır sapı gibi hepsi yere yığıldı."
Azerbaycan 1991 yılında ikinci kez bağımsız olunca, Ermenistan aynı yıl ‘’Dağlık Karabağ Cumhuriyetini ilan etti. Yoğun çatışmalardan sonra Ermenistan Karabağ’ı işgal etti. Bu işgal 2020 yılına kadar devam etti. 2020 Eylül ayında başlayıp 44 gün süren savaştan sonra Dağlık Karabağ ait olduğu Azerbaycan topraklarına katıldı.
Bu savaş esnasında aynı ‘’Boraltan Köprüsü Katliamı’’nda olduğu gibi aynı zihniyet yine Türkiye ve Azerbaycan’a karşı tavır aldı.
‘’Ne yazık ki, biz oraya cihatçı gönderdik. Silah yardımı yaptık’’ dediler. Üstelik bunu uluslararası bir suç işlenmiş gibi anlattılar.
Bu yaşananlardan anlaşılıyor ki, huylu huyundan, bilmiş bilmişliğinden vaz geçmiyor.
Bu ne ilk ve ne de son olacak.
Bir daha ‘’Boraltan Köprüsü Katliamı’’ gibi bir durum yaşanmasın!
Biz yazdık siz yorumlayın alıntı yaptığımız tarihi bilgiler Kaynaklar ile sabit…
Bagajı katliam ve ihanetler ile dolu olanların yok olmadığı gerçeği tarihli…
‘’Teslim edip kurtulalım’’ veya ‘’verip kurtulalım’’ zihniyetine sahip olanlar; dün vardı bugün varlar yarın var olacaklar.
Herkesin Kurban Bayramını tebrik eder bu bayram huzur ve neşelere vesile olsun…