Dünya çok değişti, lafı belki çoğunuza artık klişe gelebilir.
Ama gerçekten çok değişti ve sonu bitmeyen değişim ile beraber çok hızlandık.
Bi yerlere gitmek için yeni yeni yollar, yeni yeni köprüler, yeni yeni taşıma araçları…
Bütün bu yeniliklerin temeli aslında çok basit;
Durduğumuz yerden bi yerlere giderken daha hızlı gitmek…
Daha hızlı yol almak…
İstanbul’a gidenler bilir, metroya inmek için yürüyen merdivenlerin sol tarafını boş bırakman gerekiyor. Çünkü sol taraf, aynı arabalarda olduğu gibi sollanmak için kullanılıyor.
Yürüyen merdivenlerde koşan insanları görürsün!
Hayat inanın artık bi yerlere yetişmek zorunda kalan insan topluluğunu resmediyor artık.
Sürekli hareket halindeyiz ve inanın artık düşünmüyoruz.
Çok kalabalığız ve her geçen gün bu kalabalık insan topluluğu artıyor.
Kaldırımlar, toplu taşıma araçları, ticari taksiler, dolmuşlar, uçaklar…
Hepsi dolu ve sürekli kendini tekrarlıyor.
Artık otobanlarımızda dahi trafik var!
Trafik dediğimiz kavram o kadar çok değişti ki, hayatını o akışa göre düzenliyorsun!
30 dakikada Erhaç Havalimanı’na servisle veya arabayla giderken, bir saatte İstanbul’a uçakla gidersin ama Atatürk Havalimanı’ndan üç saatte gitmek istediğin yere zorla kavuşursun.
Şu tezatlığa iyi bakın lütfen…
35 kilometreyi 30 dakikada…
1100 kilometreyi 1 saatte…
30 kilometreyi 3 saatte…
Trafik belki İstanbul için başlı başına bir konu ama inanın diğer şehirler için çok da farklı olmayacak!
Gelecek, tüm şehirler için aynı sarmalı yaşayacak!
İnsanlar çoğalacak, arabalar çoğalacak ama toprak artmayacak, bastığımız yer aynı olacak.
Aynı yerküre ama aynı insanlar olmayacak!
Bu kısacık hayatımızda durmadan, düşünmeden, durak yapmadan koşar adım devam edeceğiz.
Ve sürekli her caddede, her mahallede bir belediye aracının çalışmasına şahit olacağız.
Sürekli genleşmeye çalışacağız ama aslında genleşmeden çoğalacağız!
Genleşmeden büyüyeceğiz!
Bu büyüme kısa mesafeleri dahi koşarak geçmeye çalışmaya itecektir.
Hayat başta dediğim gibi…
Herkesin son sürat koştuğu bir anı resmetmek gibi;
Flu, belirsiz, kimsenin tanınmadığı siluetler gibi…