Aidiyet duygusu bambaşkadır. Zaman zaman hepimiz bir yerlerde ben buranın adamı değilim hissine kapılabiliriz.
Ayıklama Ya da Ayıklanma
Aidiyet duygusu bambaşkadır.
Zaman zaman hepimiz bir yerlerde ben buranın adamı değilim hissine kapılabiliriz.
Bu durumlarda aklıselim düşünüp değerlendirmeleri kendimizden bağımsız bir şekilde yapmalıyız.
Kendimizden bağımsız diyorum. Çünkü bir yere ait hissediyorsanız kendinizi, kendinizle ilgili konularda bile tarafsız olmanız mümkün değildir.
Mevcut sistemin bir parçası olacaksınız. Sistemin yanlış olduğunu savunacaksınız ve canınız hiç sıkılmayacak. Tabiki bu beklenti de ahmaklıktan başka bir şey olamaz.
Zaten alınmış kararların formalite icabı oylandığı bir sistem herkesi yanıltır.
Alternatiflerin fazla olması da demokratik bir çözüm gibi görülebilir.
Mesela Hz Muhammed’e Mekke’de yapılan teklifler hiç de fena değildi:
Sen bizim tanrılarımıza bir gün tap, biz senin Allah’ına 365 gün tapalım dahi demişlerdi mekkeli müşrikler. Sayıları da fazlaydı tanrıları da… Kabul gördü mü? Elbette hayır!
İlahi ilkelerin belirleyiciliği ve sorumluluk bilinci her şeyin önündeydi.
Peki ilkelerimizin örtüştüğü örgütlerde birlikte mücadele ediyorken kaşı gözü ayrı oynayan tiplerin sayısı arttığında ne yapabiliriz?
Ya sorumluluğu yüklenip içinde bulunduğumuz topluluğu elekten geçireceğiz ya da başaramıyorsak hicret edeceğiz.
Diyelimki yolsuzlarla yol yürümeye devam etmeye karar verdik.
Çocuklarımıza torunlarımıza bunu nasıl anlatacağız?
Yok yok ben anlatamam! Siz anlatabilir misiniz?
Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…