Yeni Malatyaspor ilk yarının en zor maçından, alnının akıyla başı dik bir şekilde çıktı İnönü Stadı’ndan. Bu maçı değerlendirirken, rakibin konumu, gücü, sahada ne yaptığını dikkate almadan, Malatyaspor’un olumlu taraflarını konuşmak istiyorum.
Sarı kırmızılılar bu maçta neleri iyi yaptı, diğer karşılaşmalara göre nasıl daha organize gözüktü diye irdeleyecek olursak, en başa sabırlı ve pasa dayanan oyunu koyabiliriz.
Rakibe pozisyon vermeyen, oyun disiplininden kopmayan, takım bütünlüğünü hücumda ve savunmada bozmayan, daha üretken, daha sabırlı, daha iyi dizilimli bir Yeni Malatyaspor vardı, diğer karşılaşmalara nazaran.
Tartışmasız günün yıldızı İrfan Başaran’dı. Her zamanki gibi boyu kısa, yüreği kocamandı.
Topun olduğu her bölgede vardı, futbol topunu ayağına yakıştıran tek adamdı.
Attığı ilk golde, toplu ve topsuz koşularına vuruş tekniği ile birlikte becerisini kattı.
İkinci golü zaten kendisi pişirdi, kendisi yedi.
Bu da yetmez dedi, son sözünü Akpabio’nun golünde söyledi…
Maçın diğer adamlarına gelince; gemisini iyi idaren bir kaptan Vedat vardı. İkinci yarının başında çizgiden çıkardığı müthiş top, aslında bir golü önleyiş değil, belki de sezonun kurtarışıydı.
Karadan, havadan ve hatta neredeyse denizden bile kuş uçurtmayan Sadık, yine can separene oynadı. Havadan canlı kalmak isteyen rakibine geçit vermediği gibi, yanındaki partneri Godoy’u da tuttu.
Yorulma bilmeyen Ali Sakal, yine hiçbir mücadeleden kaçmadan cesur bir ‘gladyatör’ gibi oynadı.
Haftalar sonra forma giyen Aydın ve Musa’nın takımı sahiplenişleri, forması hazır, vazgeçilmez yabacılara da örnek olmalıydı.
Ve iyi- kötü- çirkin’deki Alex’e geliyoruz.
Takımın adeta topal ayağıydı, bırakın katkı sağlamayı, arkadaşlarının uyumunu bozmasa bile yeterliydi. Haftalardır yazıyorum ama İrfan Buz için Alex; ‘bir tane, nar tane, nur tane!
Tabi son haftalarda öne çıkan oyunculara baktığımızda transferdeki fiyaskoların da ortaya çıktığını görüyoruz. Vedat, Sadık, Aydın, İrfan ve Ali Sakal. Bu takımı hala geçen yıldan kalan oyuncular sırtlıyorsa; varın bu seneki yabancıların ve diğerlerinin hesabını siz görün!
Her bakımdan hem şehir için hem de takımın artan performansı için umut koruyucu bir galibiyet oldu. İlk kez, iki maç üst üstüne kazanmanın hazzını yaşattılar, güzel bir akşam yemeğini 3 gollü futbol mönüsüyle süslediler. Emeği geçen herkesi kutluyorum.
Başkan bana izah etmeli
Merak ediyorum. Bir kulüp başkanı, 45 dakika önce başlayan maç ısınmasını neden sahaya girecek kadar yakından izler? Acaba kolunda poları, elinde de kronometresi var mıydı? Bu neyin kafası gerçekten anlayamadım. Ego mu, bastırılmış duygular mı yoksa ‘ben bu işten anlıyorum’ megalomanlığı mı? Armutalan Belediyespor başkanını bile böyle saha kenarında ısınmada göremezsiniz!
Kulüp başkanı vizyonu nasıl olur, onu izah edeyim. Başkan dediğin; maçtan 20 dakika önce stadyuma gelir, VİP’de il protokolüyle çayını kahvesini içer, sohbet eder. 5 dakika kala protokoldeki yerini alır. Adil Gevrek’in dikkat etmesi gereken çok şey var ama bunları da önemsese temsil ettiği makamın gerekliliklerini yerine getirmiş olur.
Aman düz yolda arabayı devirmeyesiniz!
Teknik heyet ve futbolcular canlarını dişine takarak birkaç galibiyet alınca hemen etiket peşine düşenlere açık uyarımdır; aman düz yolda arabayı devirmeyesiniz!
Hafta içi yapılan bir açıklamada hemencecik hedefimizin play off olduğunu söyleyen yöneticiler oldu. Dengelerin bu kadar çabuk değiştiği bir ligde, 2 hafta kaybetsek ligin dibine ineceğimizi görmeden hemen hedef koymak da neyin nesi!
Malatyaspor’un sanal ve suni işlere değil gerçekçi hedeflere ihtiyacı var! Ayaklar yere sağlam basmazsa, önce sendelersin, sonra düşersin!