Yazıya başlamadan önce Malatya Ak Parti il başkanlığına seçilen Avukat Ali Bakan ve yeni yönetimini tebrik eder başarılar dilemek isterim.
Ak Parti Malatya 8. Olağan Kongresi için Malatya’ya gelen cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan; gerek Havaalanı yolunda dinlemelerinde ve gerekse CİMER sistemine iletilen sorunlardan dolayı heybesini dolduruşa benziyordu.
‘’Asrın Felaketi’’ olarak anılan Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremin ardında Malatya her konuda ‘’kayıp şehir’’ ve ‘’sahipsizler şehri’’ hüviyetine bürünmüş bir kasabayı hatırlatıyor olmasını biliyor gibiydi.
CİMER sistemine en çok şikayet Malatya’dan olunca Sayın Cumhurbaşkanı hazırlıklı gelmiş olmalı…
‘’Ben Malatya’yı ve sorunlarını sizlerden iyi biliyorum’’ modun da idi…
Havaalanı yolunda insanları dinledi. Şehri turlamış olmalı ki, sorunlardan haberdar.
Gördüğü ilgi ve alakanın kendi şahsına münhasır olduğunu tekraren yaşamıştır.
Kongreye gelince; Sayın Cumhurbaşkanı salona henüz teşrif etmediği süreçte içeridekilerin Reis sevgisinden çok kendi reklamları peşinde olduklarına kanaat getirmek için çok şey bilmeye gerek yoktu.
Kendi isimlerini sloganik olarak tekraren okutanlar çoğunluktaydı. Kendi isimlerini Reis’in isminin önüne koymaya çok hevesli bir tayfa vardı.
Resim çektirmek furyası ergen dönem gençliği gibiydi.
Göze çarpan bir diğer nokta salona girişte Reis sevdalıları çok sıkı tedbirlerle karşılaşmadı.
Sanki salon dolmaz korkuları vardı. Lakin halkın Reis sevgisinden bi haber gibilerdi.
Tribünlerdeki insanlarda Reis sevgisi gözlerinden belli oluyordu. Aşağı da ise bazılarının gözlerinde Reis sevgisi emaresi olsa da çoğunun niyeti farklı idi.
Tribünlerde; ‘’ Bülent Tüfenkci herkesin telefonuna cevap veriyor’’ fısıldamaları kulağıma çok geldi.
Konuşmacılar konuşmalarında selamlamalardan sonra normal konuşurlarken ‘’Kayıp Şehir ve Işıkları sönmüş bir Malatya’’ yerine farklı konuşmaları tercih ettiler. Bu şehrin dertleri, sorunları ve çözüm önerileri üzerinden kimse konuşma metni hazırlamamıştı.
Selef başkan deprem konusuna hiç girmedi.
Erkan Kandemir Bolu Faciası’ından bahsetti Depremi teğet geçti.
Sadece Abdulkadir Uraloğlu depremin acılarını dile getirdi.
Tribünlerde oturanlar Bülent Tüfenkci, Sami Er ve Ali Bakan dan ümitli idiler. Buna karşılık korku ve endişeleri de yok değildi.
Kısaca edinebildiğim notlarım böyle…
Ali Bakan’ı bekleyen sorunlar neler :
Güllük gülistanlık bir durumu devr almaması,
Yönetim boşluğu ve zaafiyeti,
Halk ile neredeyse tüm bağlarını koparan bir teşkilat,
Dertlerini anlatmak isteyenlerin farklı şekillerde ötekileştirme çabaları,
Beylik cümleler ile; ‘’Ben Cumhurbaşkanını temsil ediyorum kimse bana dokunamaz, buradayım’’ çıkışları,
Reis’in; ‘’Kapılarınız, gönülleriniz ve telefonlarınız 24 saat açık olsun’’ talimatına riayetsizlik,
Tamamen ahbap- çavuş ilişkisi içinde topal aksayan bürokratik uygulamalar,
Depremin yol aştığı acı bilanço,
Rezerv alan muamması,
Şehri ayağa kaldıracak olan çarşı projesi,
Halkın siyasetçilerden şikayetçi olması,
Özetle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Malatya da gördüğü manzara karşısında Malatya Beydağı gibi arkasında durmuş olsa da iyi gitmeyen işleyişlerin olduğu kanaatine varmış…
Bu durumu Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamında hissettirdiği fısıltı gazetesinde dilden dile dolaşmakta…
Bilinen Reis Malatya ya gelmiş ise yemekli toplantı yapmadan gitmezdi.
Bunca biriken sorunlara Ali Bakan çözüm üretecek mi onu zaman gösterecek. Ben umutluyum lakin gelecek zaman ve uygulamalar buna şahitlik edecektir.
Aslında yeni seçilen bir yönetim kadrosu için sorunlar yumağının çok olması dezavantaj değil avantaj niteliğindedir. Sorunsuz işleyen mekanizmalara müdahale şansı daha azdır.
Sayın başkanım; Dokunulacak yürekler, paylaşılacak çok acı var bütün bu sorunların için güven, azim, adalet, ehliyet ve liyakat esaslı çalışma gerek…
Gidenlerden devir alınan sorunların çokluğu başarı fırsatını beraberinde getirir.
çalışmalarından memnuniyetsizlik var idi ki, değişim hasıl oldu.
İnsanlar şu an acaba diyebilirler lakin isabetli diyeceklerdir..!
Öncelikler; iletişim, kurulacak olan samimi diyalog, güven, bürokraside ehliyet ve liyakat, uygulamalarda adalet ve hakkaniyet…
Önyargılardan uzak bir bakış….
Hadi bakalım; Kolaylıklar…. Başkanım…