23 Haziran’da sosyal medyadan bir paylaşım yaptım. Amacım seçim sonrasında ‘oylar çalınıyor’ şarkısını dinlememekti.
Kullanılan ve kullanılmayan oyların manipüle edilmesini istemiyordum. Sonuçların sandık görevlileri tarafından sisteme doğru girilip girilmediğinin kontrol edilmesinin gerekliliği bağlamında hatırlatmalar yaptım. Bunu sıradan bir insan olarak değil oyların nerelerde manipüle edilebileceğini bilen tecrübeli biri olarak yaptım.
Özelden AKP’li arkadaşlarım mesaj yağmuruna tuttu beni.
CHP’nin kayığına ben de binmişim!
25 Haziran’da bir paylaşım daha yaptım artık kazananı tebrik edip seçim sayfasını kapatmaya yönelik bir iki cümle yazdım. CHP’li arkadaşlarımdan bir yığın mesaj aldım.
AKP’nin kayığına ben de binmişim!
İlginç bir durum ama uzlaşmaz görünen siyasi partililer benim kayığa binmem noktasında birbirlerinden habersiz aynı fikirdelerdi! Kayığın sahibini çözmeye çalışıyor olmalarına gülmedim değil.
Kendimle gurur duydum!
Bu yaftalamanın sınırının olmaması sinir bozucu değil mi?
Ama benim sinirim bozulmadı…
Bu gibi durumları fırsat olarak değerlendiririm.
Alkollü insanlar, öfkeli insanlar ve çocuklar asla yalan söyleyemezler. Akıl oyunları oynayamazlar. Hesap ve kontrol yetenekleri ya zayıftır ya da yoktur.
24 Haziran seçim süreci herkesi fazlası ile germişti. Herkes birbirine öfkesini kusuyordu. Aslına bakarsanız seçim bahane! E böyle bir durumdan herkes nasibini almalı değil mi?
Herkes dünya görüşünün en doğru görüş olduğuna inanır. Başkalarını eleştirme de üstümüze yoktur. Eleştirilmeye hiç tahammülümüz yoktur. Oysa hakkımızda yapılan eleştirileri dinleyebilsek, frekansımızı ayarlama en azından daha kötüye gitmeme açısından önemli ipuçlarını yakalamış olacağız.
Eleştirileri dinleme ile atılan iftiralara ve yapılan hakaretlere tahammül etme aynı şeyler değil. Haddini aşanın da haddini bildireceğiz elbette. Hatta had bildirirken bile kendimizi tekrar tekrar gözden geçireceğiz. En azından ‘haddini aşan bu insanlara bana bunları söyleyecek cesareti nasıl verdim’ diye sorgulamalıyız kendimizi.
Bunları yaparken de adil olmak gerekir.
Eş dost akraba arkadaş ayırmamak gerekir.
Dünyevi görüşlerini ilah edinen bir güruha, gözlem yapabilecek arada da kaşıyacak kadar yaklaşıp eğlenmek de seçenekler arasında yerini koruyor olmalı.
Köprüden geçmesek te yıkmanın bir anlamı yok!
Senin mutluluğun bir başkasının mutluluk sebebi oluyorsa, hüznün bir başkasını hüzne boğuyorsa, o ‘bir başkasının’ kimliğinin önemi yoktur.
Kendinize sorular sormayı unutmayın…