Bu yazıyı yazmak için tam 365 gün bekledim.

Neden mi bekledim?

Yeşilyurt Belediyespor, teknik direktörlük görevine şampiyonluk için İsmail Tekin’i getirdiğinde ilk yarım yıl ligde kalmak bu sezon için de şampiyonluk için takım kuracaklarını söylemişlerdi. İsmail Tekin tercihinin şehirde karşılık bulamayacağını ve 44 Malatyaspor ile Sultangazi’deki başarısızlıklarından dolayı Yeşilyurt yönetiminin yanlış yolda olduğunu hem Dursun Sucu’ya hem de Eyüp Bolat’a söyledim, “paranızı boşa harcamayın” dedim!

Ve kocaman 1 yıl bekledim.

*Malatyalılarla 3 bin liraya anlaşan kulübün, İsmail Tekin’in istediği doğrultusunda dışarıdan getirilen oyunculara bavullar dolusu parayı nasıl verdiklerini gördük.

*Şehrimizin evlatları bu kulüpten bir bir yollanırken, bedavaya alınan bu çocuklardan haraç alınır gibi babalarından paralar istendiğine şahit olduk.

*Önceki dönemlerde ‘maç başı 2,3 puan ortalaması yakalamazsanız galibiyet primi dağıtmayız’ diyenlerin, bu dönemde sadece Adıyaman galibiyetine 100 bin lira para dağıttıklarını duyduk.

*Tüm takımlardan daha iyi imkânlarla daha iyi paralarla mücadele eden Yeşilyurt’un normal sezonu lider bitiremeyeceğini anlayınca, topu TFF’ye atma girişimlerine alet edildik.

*İnönü Üniversitesi’ni daha ligin henüz 3. haftasında hain ilan edenlerin, son maç bu kulübe nasıl şirinlik yaptıklarını hep beraber yaşadık.

Her şeye rağmen sırf şampiyonluk bizim yüzümüzden bozulmasın diye hep sustuk.

Ve şimdi konuşuyorum!

Karaköprü Belediyespor 3. Lig’e çıktıktan sonra, İnönü Üniversitesi baraj maçını oynadıktan sonra sanırım kozmik odaları yazmanın zamanı geldi.

Yeşilyurt Belediiyespor Kulübü’ne tek bir soru soruyorum:

SORU: Karaköprü – İnönü Üniversitesi maçında, Üniversiteli çocuklara 100 bin lira teşvik primi gönderip, devre arasında da bu rakamı 150 bin liraya çıkardınız mı çıkarmadınız mı? Şayet gönderdiyseniz bu olaydan Hacı Uğur Polat başkanımızın haberi var mı yok mu?

Soru net, umarım cevabı da net olur!

Ey Yeşilyurt Belediyespor’u yönetenler, kapı kapı hakkımız yenildi diye dolaşıp, Muhittin Boşat’lara ısmarlama yazı yazdıranlar, TFF’ye başvuranlar, araya bakan koyanlar...

Neredesiniz?

Yoksa TFF yerine başvuruyu Kömürcüler Odası’na mı yaptınız?

Yahu Karaköprü hafta sonu 3. Lig’e çıktı, bunlar hala haber bekliyorlar. ERTV’de yaptığım programda “Boş işlerle uğraşıp milleti kandırmayın, oyalamayın, başarısızlığınızı örtbas etmeye çalışıp ihaleyi TFF’ye yıkmaya çalışmayın, çıkın aslan gibi biz bu işi beceremedik deyin” demiştim.

Ne oldu?

Atı alan Üsküdar’ı geçti.

İsmail Tekin ve ekibi sırada suçlayacağınız kişi, üreteceğiniz bahane kalmadıysa lütfen futbol hayatımızdan çekilir misiniz?

En çok da neye üzüldüm biliyor musunuz, bu kulüp şampiyon olacak diye antrenmanlara tatlı götüren muhtarlara, esnaflara, belediye başkan yardımcılarına üzüldüm. Birileri 5 yıldızlı otellerde keyif çatarken, saf ve temiz kalbiyle idmanlara baklava taşıyan bu insanların emeklerine yazık oldu ya en çok da onlara üzüldüm. İnsan sırf o tatlıların hatırına bu işi bari play off’lara kadar taşırdı.

BAK OKUTMAN ARKADAŞ!

Yeşilyurt Belediyespor’un bir yardımcı antrenörü var. Aslında onların yardımcı antrenörü mü yoksa İnönü Üniversitesi’nin koçu mu, Malatya’nın futbol adamı mı, Üniversite’de okutman mı? Ben çözemedim.

Yeşilyurt Belediyespor’da görevli bu antrenör arkadaş, Karaköprü – İnönü Üniversitesi maçı için Şanlıurfa’ya gidiyor, maçı sahadaki Üniversiteli oyuncuların kendisini görebileceği bir yerden takip ediyor. İlk bakışta sıradan gelebilir. Fakat bu kişi, sahadaki oyuncuların İnönü Üniversitesi BESYO Bölümü’nde hocaları aynı zamanda. Ve daha 3 ay önce aynı öğrencilerle Futsal müsabakalarına gidip başlarında durdu. Kısacası sahadaki futbolcuya, “hem futsalda hem üniversitede hocanızım, buraya da geldim maçınızı izliyorum” mesajı veriliyor.

Ve teşvik prim dedikodularının döndüğü bir maçtan bahsediyoruz.

Şimdi ben bu okutman arkadaşa soruyorum:

Üniversitede okutman mısın, Yeşilyurt’ta antrenör müsün yoksa akademik kariyerini futbolun kirli dünyasında yürüten bir müsabık mısın?

Yaptığın işi söyle ki biz de seni hayatımızda ona göre bir konuma oturtalım.

Daha 1 yıl önce 44 Malatyaspor Kulüp Başkanı Barış Bingöl, bu şahıslar için Yeşilyurt- Üniversite ve 44 Malatya arasında aracılık yapıp takımının sabote etmekle suçladı. Adamın açıklamalarını iftira diye mahkemeye vermeyi geç, yalanlama bile yapmadılar.

Bir eli Üniversite’de bir eli Yeşilyurt’ta, ne güzel dünya.

Her şeye rağmen sırtlarındaki bu kadar yamalı bohçayla derse girip idealist bir akademisyen gibi öğrencilere ders veriyorlar.

Peki, siz bu etik futbolun derslerini, antrenörün dürüst duruşunu, sporcunun ahlak çizgisini, akademisyenin örnek kimliğini nereden alacaksınız?

Daha önce yaptığı tüm alengirli işleri eski BESYO Müdürü Davut Özbağ’a fatura etmişti, piyasa ‘biz söylüyoruz dinlemiyor’ diye yaymıştı. Şimdi Davut Özbağ’da yok, kime çalışıyorsun çözemedik.

BESYO’ya mı, Yeşilyurt Belediyespor’a mı, Üniversite Futbol takımına mı?

Kime?

Bir tarihte şahsımı kastederek TV programında, “Bizim için yazı yazanların önce kalemi temiz olmalı” demişti bu okutman arkadaş.

Benim kalemimin temizliğini sorgulayanın önce adının temiz olması gerekir. Gri, mat, flu objeler beyeza laf söyleyemezler!

Ayrıca kendisine okutman diye hitap edilince çok üzülüyormuş. E be kardeşim profesör oldun da haberimiz mi yok?