Bahar, toprağa fısıldayan bir şair gibi gelir. Rüzgârın sesi yumuşar, yağmurun dokunuşu bir annenin avuçları kadar şefkatlidir. Çatlayan tomurcuklardan, yeni filizlenen dallardan hayatın fısıltıları yükselir. Eskiden Malatya da böyleydi… Yeşil bir düş gibi, gökyüzüne uzanan ağaçların, mis kokulu çiçeklerin, serin gölgelerin şehriydi. Her bahar, sokaklarında yeniden doğan bir doğa vardı. Şimdi ise beton, gri bir perde gibi bu eski düşü kapladı. Oysa bazı hayaller unutulmaz. Bazı şehirler, kendi ruhundan vazgeçmez.

Bizler, Malatya’nın çocukları olarak, o eski düşü yeniden yeşertebiliriz. Toprağın sabrına, suyun bereketine, yeşilin azmine inanırsak, Malatya yeniden kök salacak. Her fidan, bir hatırayı taşıyacak toprağın koynuna. Her yeni dal, geleceğe uzanan bir umut olacak. Şehir sokaklarında yalnızca arabaların sesi değil, rüzgârla dans eden yaprakların melodisi yankılanacak.

Bu bahar, hep birlikte bir söz verelim. Her Malatyalı bir fidan diksin. Gölgesiyle kuşları ağırlayacak bir çınar, meyvesiyle çocukları sevindirecek bir dut, ilkbaharda çiçek açıp sonbaharda hüzünle yaprak dökecek bir akasya… Betonun arasına sızan her ağaç, Malatya’nın ruhunu geri getirecek.

Toprak unutmaz. Kökleriyle tutunur zamana, sabırla bekler. Biz de beklemeyelim artık, harekete geçelim. Şehrimize yeniden can verelim. Çünkü Malatya, yalnızca binalardan, caddelerden, tabelalardan ibaret değil. Malatya, geçmişin hatırası, geleceğin umudu. Ve en çok da yeşilin içinde büyüyen bir sevda…

Şimdi, fidanları toprakla buluşturma vakti. Malatya’yı yeniden düşleyelim. Ve o düşü gerçeğe çevirelim.