Başlık tekerleme gibi oldu ama inanın Yeni Devlet Hastanesi ile ilgili son yaşanılan olaylar “tekerleme” gibi…
Üç yıl önce “yeni” olan bir Devlet Hastane’miz oldu. Bizler Yeni Devlet Hastanesi diye kodlama yapıyorduk.
“Yeni” Hastane’miz açıldıktan sonra sıkıntıların olduğu, yoğunluğu kaldıramadığı gibi sorunlar dinliyorduk ve görüyorduk.
Memleketimizde iki yıl veya üç yıl çok eski görüldüğü için hemen “yeni” bir proje yapıldı ve ihaleye verildi. “Yeni” Devlet Hastanesi’nin “yeni” Acil Servisi’nin bir bölümü “yeniden” tadil edilmeye başlanmıştı.
“Yeni” Devlet Hastanesi’nin “yeni” Acil Servisi’nin bir bölümünün “yenilenmesi” bittikten sonra Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Hilmi Ataseven bizleri gururlandıracak düzeyde bi açıklama yapmıştı üç ay önce… “Malatya’ya yakışan bir acil servis oldu” demişti.
Ben de bu sütundan “Yeni’yi ‘yenilemek’ herhalde sadece bizde var! Yeni’yi yenilerken böbürlenmek ise sadece Malatya’da olduğunu düşünüyorum!” diye yazmıştım.
Aradan üç ay geçti ama gündeme Sevgili Tahir Özçelik’in haberi BUSABAH’da manşet olunca anladık ki, yeni’yi yeni’lerken bazı durumların “eski” olduğunu kavrayıp yeni’den yeni’nin yeni’sinin yeni’sini yapmak istiyorlarmış.
Bu ne hızdır arkadaş!
Tahir Özçelik’in yaptığı haberin özetin veriyorum…
“Geçtiğimiz aylarda ihaleye çıkarılan acil serviste, şimdilerde ise başka bir sorun baş göstermeye başladı. İddiaya göre acil servisin onarım işini alan yüklenici firma, ihaleden sonra şekillenen bir projenin onayının beklendiği gerekçesiyle işi yarım bıraktı”
Havada bu kadar “yeni” ibaresi uçuşurken eski olan tek şeyin Kamu Hastaneleri Birliği olduğunu düşünüyorum.
Bence bu kadar “yeni” ibaresi varken Kamu’nun başına “yeni” sıfatını ekleyelim ve başına yeni bir bürokratın gelmesini isteyelim.
Yeni Kamu Hastaneleri Birliği Yeni Genel Sekreteri…
Sayın Doç. Dr. Hilmi Ataseven “eski” yerinde kalsın “yeni” yere “yeni” isim gelsin…
Rekabet olur bence!
TARSİM GENEL MÜDÜRÜ’NDEN MAİL ALDIM
Geçen gün TARSİM ile ilgili bir yazı yazdım. TARSİM Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu imzalı bir mektup elime ulaşmıştı ve yazımı eleştirel bi mektuptu. Bende bir cevap daha yazdım bu köşeden. Benim olmayan ifadelerin geçtiğini anlatan ve yazdığım ilk yazıyı biraz daha açarak bir cevap niteliğindeydi.
O cevaplı yazımın altına mektup uzun sürer mail adresimden bana ulaşabilirsiniz, dedim. Hatta gelin birkaç ilçeye gidelim “TARSİM nerede?” sorusunu soralım, kaybedersem yemek ısmarlayacağım, dedim. Ertesi gün Sayın Satoğlu’ndan mail geldi. Aynen aktarıyorum:
“Yerel basında TARSİM ile çıkan haberleri yakından takip ediyor, yanlış bir algının oluşmaması için hızlı bir şekilde cevaplanmasına gayret ediyor, hassasiyet gösteriliyoruz. Sizin yazınızın da bu kapsamda değerlendirildiğini ancak hassasiyet çıtasının yüksek tutulduğunu söyleyebiliriz. Kısmet olursa çok kısa zamanda Malatya'da olacağım. Sizinle yüz yüze görüşmeyi, yazınızda belirttiğiniz üzere sahada üreticilerle bir araya gelmeyi (ki bunu çok sık yapıyorum, Malatya'nın tüm ilçelerini dolaştım, üreticileri dinledim) arzu ederim. Malatya bizim için çok önemli bir şehirdir. TARSİM olarak yıllar itibarı ile bu şehrimizde kayısı üreticilerimize ne kadar hasar ödediğimiz de istatistik sonuçların çok ötesindedir. İddianızdan bağımsız olarak da, Malatya'ya geldiğimde size yemek ısmarlamaktan büyük memnuniyet duyarım.”
Yaşam
Malatya
Asayiş
Dünya
Spor
Battalgazi
Sağlık
Ekonomi
Kültür
Siyaset
Yeniden yine yeni Devlet Hastanesi
Mahir Temur
Yorumlar
Günün Haberleri
Naci Görür BUSABAH’a konuştu: Malatya’da deprem bekliyorum, bekliyorum, bekliyorum…
Malatya'daki 5.6'lık sarsıntı yeni bir depremin habercisi mi? Ahmet Ercan net konuştu
18 yaşındaki Beyzanur Narinç hayatına son verdi
5.6'lık sarsıntı altyapıyı vurdu: MASKİ'den Malatyalılara acil çağrı!
Vatandaş "Kaldırılsın" dedi, resmi kurum "Kaldırılırsa felaket olur" dedi! Orduzu’da büyük çelişki
Dijital dünyayı sallayan Malatya ezgisi! Kul Duran’ın ölümsüz eseri milyonlara ulaşıyor
Prof. Dr. Gezer’den Malatya manifestosu: "Kent iradesi yok, çantada keklik görülüyoruz!"
Emre Caner kimdir? Veli Ağbaba’nın akrabası Emre Caner neden gözaltına alındı?