Eğitim gündemi belki de hiç bu kadar yoğun olmamıştı. Her doğan gün sanki az daha geriye götürüyor. Bakan beyin basit bir basın sorusuna cevabı aslında binlerce öğretmenin kaderiydi.
Son umutlarda tükenince hali hazırda öğretmen olmak için bekleyen ve bir sınav için işsiz belki de borç alarak ödediği 1050 TL ödemiş her arkadaşım aynı duyguyla derin bir Ahh! Çekti bunca insanın Ah’ıyla tüketilen umutlar öğretmenlik mesleğini öldürdü.
Eğitim fakültelerinde okuyan veya bitirmiş yıllardır mesleğini yapmak için görev bekleyen her gün yeni bir haber için sayfaları karıştıran asılsız da olsa olumlu haber arayan öğretmen arkadaşlar mesleklerini ve kimliklerini unutmaya mahkûm edilmiştir. Eğitimin tasarrufu olmaz zaten son 20 yılda çökmüş olan sistem Türkiye Yüzyılı’nda ne yazık ki örselenip atılmıştır. Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal’in gelecek nesli emanet ettiği öğretmen artık yok...
Madem bu kadar ihtiyaç yok neden hala eğitim fakülteleri kontenjanları için planlama yapılmıyor, neden hala KPSS adı altında, mülakat adı altında bu mesleğin mezarını kazıyorsunuz.
Verilmiş sözler vardı, mülakat yok, kaldırılacak daha öncesi her yıl yüz bin atama yapılıp yığılma azalsın deniyordu tabi unutuldu bu sözler seçim geçince halkın, ekim zamanı geçince sapanın devri bitermiş. Misali öğretmen arkadaşlarımda devri bir sonraki seçimde gelecektir.
Emekli olan kadar atama yapacağım diyor bakan bey yani 6-8bin civarı peki eğitim fakültesinden mezun olan 20 bin öğretmen ne olacak 3 yıl böyleymiş (!) 20 yıldır zaten Milli Eğitim Bakanlığı tasarrufta atama yapılmıyor. Yapılsa da din kültürü, sınıf, rehber derken gerisi 300-500 dolayında kalıyor tabi yığılma sayılarını tahmin etmek zor olmasa gerek.
Şuan ekilen bu eğitim tasarrufu tohumu baş verdiği zaman asıl vahamet ortaya çıkacaktır. Fizik bölümünde yapılan bir kaç yıl kapatma sistemi uygulanarak bu durumun önüne geçilebilir. Evet, bakan bey herkes öğretmen olup atanacak diye bir durum yok diye demeç veriyor madem öyle neden herkes üniversiteli olacak projesiyle baraj sistemi kaldırılıp kontenjan arttırıyorsunuz vitrinde herkes okumuş, herkes nitelikli peki ya vitrin arkasında öğretmen çaycı, inşaat işçisi, kasiyer veya devletin ihtiyacı olan öğretmen kadrosunda asgari ücretle ders ücretli görev yapıyor madem ihtiyaç yok neden ücretli öğretmenlik sistemi var.
Aynı öğretmenler odasında kadrolu ve ders ücretli bir arada daha da kötüsü kadrolu bir okul hizmetlisi ve yanında ders ücretli öğretmen arkadaşım. Bu nasıl bir sistem ki mutlu olan tek taraf tasarruf tarafı.
Madem tasarruf yapılması gerekiyordu neden bu eğitim üzerinden yapılıyor. Nöbetleşe bir durumsa bu eğitimin refah düzeyi ne zaman yükselecek, ne zaman devir öğretmen devri diyebileceğiz?
Sınıflarda eğitim fakültesi seçmeyin diyen öğretmenler zaten hocam öğretmen olup ne yapacağım amacım sınavdan kurtulmak diyen öğrenciler acı bir tablo...
Bu tablonun ressamı kim?
Umarım bu hatadan dönülür, umutların tükendiği yerden yeşermek dileğiyle.
Saygı ve sevgiyle