“Anket” konusu üzerine çok kafa yormuşumdur. Genelde artı bir ve eksi bir oranda hata verir inancı ya da saptaması bana çok doğru gelmez. Daha doğrusu ben anket denilen araştırmayı genelde mutlak bulmam.
Anketi yapan kuruma güvenden bahsetmiyorum. Tam aksine ankete katılan insanların tam anlamıyla “doğru” bilgi vereceklerine inanmıyorum. Ya da yetersiz soru sorma yüzünden mevcut soruyu cevaplandırmak zorunda olanların tam doğruyu vermemesi gibi…
Siyasi anlamda yapılan anketleri saymıyorum. Hangi partiye oy vereceksiniz, sorusu çok belirgin bir sorudur ve genelde doğru çıkarımlar verir. Fakat şu partinin lideri bu olsaydı yine de oy verir misiniz, sorusu hiçbir zaman doğruyu vermez. Anketi yapan kurum önemlidir ama anketteki soruların önemi daha çok önemlidir benim için.
Diyanet İşleri Başkanlığı geçen yıl bir anket yapmaya başladı. Ve dün yayımlandı. Türkiye’de Dini Hayat Araştırması diye 12 bölgede ve 22 bin 632 kişiye sorular sordu. Çok enteresan sonuçlar çıktı ortaya.
Ankete bütünüyle baktığın zaman çelişkileri hemen fark ediyorsun. Hangi bölgelerde yapıldığı açıklanmayan ankete katılım aslında çok yüksek… 22 bin kişi bir anket için az bir rakam değil.
Kısaca bazı sonuçlara bakalım…
Türkiye’nin yüzde 99,2’si Müslüman’ım diyormuş. Bu kişilerin yüzde 77,5’i Hanefi, yüzde 11,1’i Şafi, yüzde 0,1’i Hanbelî, yüzde 0.03’ü Maliki ve yüzde 1’i Caferi mezhebine mensupmuş.
Kadınların yüzde 71,6’sı başını örtüyormuş. Yüzde 98,7’si Allah’ın varlığından hiç şüphe duymuyormuş.
Bu sorular da bir problem yok. Çünkü cevabı genelde nettir. Çelişki dediğim sonuçlara bakalım.
Mesela, ankete katılanlar içerisinde Kuran’da anlatılanların hepsi doğru ve gerçek diyenlerin oranı yüzde 96,5 imiş. Ben Müslüman’ım diyenlerin sayısından daha az çıkıyor bu rakam. Hadis sorusu sorsa bu düşmeyi anlayabilirim ama Müslüman’ım diyen birinin Kuran’dan şüphe duyması saçma olur.
Çevreye zarar vermek günahtır diyenlerin oranı yüzde 81,9 muş. Galiba ankete katılanların çoğu çevreci çıkmış. Ülke geneline ters bir sonuç çıkmış.
Helal ve haramlar günümüz şartlarına göre yeniden gözden geçirilebilir diyenlerin oranı yüzde 46 imiş. Bu sonucu değerlendirmek için bir başka sonucu paylaşmalıyım. Aynı ankete göre ben dindarım diyenlerin oranı yüzde 68,1 imiş. Yani, helal ve haramın Kuran ile sabitlendiği yüzde 99,2’lik bir Müslüman toplumda ve yüzde 68,1’in ben dindarım dediği bir ülkede helal ve haramlar değiştirilebilir diyen bir yüzde 46’lık dilim olması bana saçma geliyor.
Birinden borç almaktansa az faizli kredi çekmeyi tercih edenlerin oranı yüzde 21,3 imiş. Türkiye’de 50 milyon adet kredi kartı var. Bunun 20 milyonu icralık, 15 milyonu sadece asgarisini yatırıyor. Bu ankete göre yüzde 21 imiş.
Son bir örnek vereyim anketten: Trafik kurallarına uyulmadığında kul hakkına girildiğini düşünenlerin oranı 73,6 imiş. Türkiye’de tüm ölümleri ikiye hatta üçe katlayan ölüm sebebi trafik kazalarından ölenlerdir. Keşke kul hakkı bilinciyle trafik kurallarına bakılsa, keşke!
Anketi yapan kurum ciddi bir kurumdur. Güvenirliliğini tartışmıyorum. Ben ankete katılan insanların tam anlamıyla mutlak doğruyu vermeyeceğine inanırım. Aynı insanın aynı ankette çelişkili cevaplar vermesinden bahsediyorum. Faiz yerine birinden borç almayı cevaplayan aynı adamın cüzdanında en az iki tane kredi kartı vardır.