23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tüm yurtta coşkuyla kutlandı. Kutlandı kutlanmasına da akıllarda izi hiç bu kadar kötü kalmamıştı.

   Geçtiğimiz dönemlerde hazırlık yapılan ailelerinde gururla izlediği, dışardan ziyaretçilerin geldiği ve keyifli gerçekten bir bayram havası oluşan bir organizasyon iken gelinen şu durumun hesabını kimse veremez.

   Bir yanda abuk sabuk ahlaksız denilecek ölçüde organizasyonlar diğer tarafta bu organizasyonları denetleyen, onay veren ve yöneten kişiler. Kendilerine göre güncelden etkilenen bir organizasyon ancak tüm yurtta tepkiyle karşılanan bir saçmalık. Çocuk Bayramı’na büyüklerin ahlaksızlıkları damga vururken küçük zihinler bu organizasyonun büyüklüğüne, ulusallığına leke sürmeyi başardılar.

   Ülkece mide bulandıran, nefret edilmiş sözde ünlü gurubun yaşam şeklini böyle bir organizasyona yansıtmak ve bir çalışmaymış gibi sunmak ne öğretmene ne de ailelere yakışmadı.

   Hatırlarsak geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanlığı bir genelge yayınlamış yeni nesil öğretmenlerin kılık, kıyafet, sosyal medya ve yaşam şeklini eleştirerek yönlendirme yapmak istemişti ve kimi kesim bundan şikâyetçi olmuştu. Sanki bu yaşananlar bu genelgenin ne kadar haklı olduğunu ve uygulanması gerektiğini ortaya koydu. Öğretmenin sadece kâğıt parçası olan sınav sonucuna göre değilde olgunluk sınavı ile davranışları ile atanması gerçeğini gösterdi bu durum. Bu durum gibi binlerce örnek sıralanabilir sosyal medya saçmalığından tutunda abuk sabuk resimler, örnek dediğimiz öğretmenlerin öğrenciye nasıl kötü örnek olduğu gerçeği daha da laçkalaşan sistemin ürünüdür. Denetleyiciler, yöneticiler bu durumlar ortaya çıkarken uyuyorlar mı acaba?

   Bu durumlarda kanun gereği yapılıyor mu, disiplin kanunu ne diyor acaba bilen var mı?

   Evet, elbette eğitim toplumu, günceli takip edip toplumsal gerçekliğe uymalı ama bu gerçeklik böyle toplumun kangren sorunları veya saçma sapan ahlaksızca durumları yansıtmamalı diye düşünüyorum.

   Bu yazdıklarım öğretmen, idareci denetleyici dediğimiz eğitim paydaşlarıyla ilgili olan durumlardı peki ya aile?

   Onlara ne demeli hiç mi görmediler kız çocuklarına erkek çocuklarına bayram adı altında giydirilen kıyafeti hiç mi prova yapılmadı görmedi mi kimse bu iğrençliği?

   Çocuk Bayramı’nda büyüklerin bu saçma yaşamları mı enjekte edilmeliydi, bu durumun küçük yüreklerde ne etki bırakacağı sözde psikolojik danışman diye geçinen rehber öğretmen görmedi mi veya aile diyemedi mi siz ne yapıyorsunuz diye hesap soramadı mı?

   Mevcut atanmış öğretmenler, idareciler acaba her ara tatil ve yaz tatil döneminde hizmet içi eğitim seminerlerinde öğretmen kimliğinin ne denli değerli olduğunu belirtirken bu seminerler işekoşuk değil de sadece göstermelik olduğu kanısı ortaya çıkmıyor mu?

Eğitim fakülteleri, okutulan formasyon derslerinde ön planda tuttuğumuz gelişim psikolojisi bu faaliyetlerde nerede acaba?

   Diyecek çok şey var ama kime ne söylenecek hesap edemediğim bir gün.

Mesleğini layığıyla icra eden meslektaşlara selam olsun.

Bu durumun bir daha yaşanmaması ve sorumluların en ağır şekilde ceza alması dileğiyle.

Saygı ve sevgiyle...