Geçen hafta ki yazıma“bu takımın sahibi yok mu?” başlık attım ve sahip aramaya çalıştım.
Geçen hafta ki yazıma“bu takımın sahibi yok mu?” başlık attım ve sahip aramaya çalıştım. Demokratik düzende ve kulüp işleyişinde hesap soracak ve gidişata müdahale etmek, ancak delege yolu ile olur. Delege yapısı için önerilerimi her defasında dile getiriyorum. Kalıcı çözümler bulma adına kimse harekete geçmiyor. Söylüyorum bir babayiğit çıksa borcu ödese, bütün sorunları çözse ne olacak? Ne mi olacak, aynı şeyler elbette. Bir başkan gelecek, akrabalarını delege yapacak, kendi çıkarları doğrultusunda takımı kullanacak, yine borçlandıracak ve çekip gidecek. Bunu üstelik Malatyaspor’da yaşadık ve tekrarını yaşıyoruz. Futbol bir tutkudur. Birden bire insanın içinde canlanmaz. Ben çıkayım borç batağındaki bu takımı, bütün birikimimi harcayarak kurtarayım der mi?
Ne hikmetse son dönemlerde, futbol sektörüne ilgisi alakası olmayan insanlar girdi. Amaçlarını bilmem ama hiç birinin nihai anlamda katkı sağladığını görmedim. Belki bir dönem bahar havası yaşatıyorlar ama sonuç maalesef her zaman olduğu gibi hüsran. Ülkede o kadar bu durumu yaşayan takım var ki hangi birini sayalım. Hem de koca koca il takımları. Biz ise ikinci defa yaşıyoruz.
Takımımız, ne geçmiş ne de şimdiki yönetim tarafından bilinçli olarak kurulmadı. Şartların zorlaması ile oluştu. Genç, tecrübesiz bu lig için yeterli olmayan bir dar bir kadro olarak kendiliğinden ortaya çıktı. Oynayarak gelişen takım belli bir kıvama geldi ve netice almaya başladı. Bizim gibi sorun yaşayan takımlar içerisinde saha içine baktığımızda, bu takımın kurtarma şansı var diyebiliyoruz. Fakat saha dışı gelişmeler ve geleceği belli olan sorunların çözümünde yetersiz kalan yönetimin, gelinen noktada para verin biz kurtaralım demesi, şimdiye kadar ödemelerin yapılmaması, futbolcuların TFF ye başvurmaları çok düşündürücü. Deme ki ne çözülen bir problem var. Nede problemler çözüme kavuşacak. Böyle bir durumda saha içindeki başarı ve başarısızlığın ne önemi kalıyor.
Deplasman da oynamaya uygun bir oyuncu profiline sahip olmamızdan dolayı, dış sahada puana yakın olan tarafız. Yine tecrübesizlik, beceriksizlik ve saha dışı sorunların yaşandığı Samsun maçında, galibiyeti kaçıran taraf olduk. Deplasmanda sayısız gol fırsatı bulamazsın, hele de bire bir karşı karşıya pozisyonları yakalayamazsın. Hagi Osman bu pozisyonlarda gol yapamazsan bu takım nasıl kazanacak. Taha faul yapman gerekiyorsa yap. Neticede oyunun kuralı gereği cezası var. Takımının menfaatine ise yapmalısın. Sadece bu iki tercih bize iki puan kaybettirdi. Oyuna giren oyuncuların isteksizlikleri ve yabancıların umursamazlığı düşündürücü. Saha içinin dahi sorumlusu yönetimdir, biz mi çıkıp oynayalım dediklerini duyar gibiyim. Oysa futbolda başarı ve başarısızlıkta yönetim ve kararları çok etkilidir.
Malatya Arguvanspor’un deplasmanda ligin ikincisine yenilme hakkı da olsun elbette. Ama iç sahada artık puanlar alsın. Çünkü lig acımasız, bir puana ihtiyacın olur, onu dahi alamazsın. Bunun örneğini yaşadık. Devre arası santrafor ve oyun kurucu özelliğine sahip orta saha oyuncusu almalı diye düşünüyorum. Çıkmak ve ligde kalmak zor. Bu takım yeterli demeyip transfer yapılmalıdır.
Bal liginde Arapkir takımı lidere 100. Dakikada yediği golle yenildi. Yeşilyurt Belediyespor’un umutsuzluğu biraz daha artmış oldu. Bu hafta Maraş İstiklal takımı ile evinde oynayacak Yeşilyurt için tamam yada devam maçıdır. Temennim tüm takımlarımızın bu hafta içerde galip gelmeleridir. Allah yardımcımız olsun.
Esen kalın…