Yıllarımı siyasete ve siyasetin geleceğine veren birisi olarak cevap vermek gerekirse;

Öncelikle siyaset nedir?

Sorusuna cevap aramak gerekir.

Siyaset Arapça kökenli bir kelime olup seyisinin yaptığı iş yani at bakımı anlamına gelmektedir.

Politika sözcüğü ise Eski Yunan kökenlidir. Eski Yunan’da “Polis” bir devlet şeklinde örgütlenmiş şehir anlamında, politika ise “Polis”e, yani kent devletine ait işler anlamında kullanılmıştır.

Son dönemlerde Siyaset ve Politika kelimeleri aynı anlamda kullanılmaktadır.

Politika kavramı bugün o kadar yaygınlaşmıştır ve gündelik dile yerleşmiştir ki başta sadece devlet yöntemiyle ilgili işler anlamına gelen politika kavramı artık neredeyse herhangi bir amaca yönelmiş her türlü planlı eylem, politika ya da siyaset olarak adlandırmaktadır.

Bu çerçevede siyaset, belli bir grup insanın birlikte ya da siyaset olarak yönetmesidir. Bu doğrultu da siyaset, belli bir grup insanın birlikte yaşamasından kaynaklanan işlerle ilgili olarak karar verme sanatı olarak da tanımlanabilir.

Siyaset kelimesi daha önceleri geniş alanlara hitap ediyor iken günümüzde sadece devlet yönetme de karşımıza çıkıyor.

Siyaset ve toplum günümüzde iç içe geçmiş iki kavramdır.

Siyaset sosyolojisinde iki temel yaklaşım vardır.

Siyaset sosyolojisi devlet bilimidir.

Siyaset sosyolojisi iktidar bilimidir.

Benimde kendimce yaptığım ve zaman dile getirdiğim bir tanım vardır:

“Siyaset; İnsanı, finansı, süreci, değerleri ve bilgiyi yöneten pozitif bir bilimdir.”

Ama asla farklı argümanlarla ikna sanatı olmamalı.

İkna yanlış olanları kabullendirmektir. Doğru ise iknaya ne hacet!

Siyaset kelimesi o kadar bizlere sirayet etmiş ki, her şeyin siyaseti makbulmüş gibi; İlmi siyaset gibi… İlmin siyaseti olur mu?

Siyaset ve sosyoloji o kadar iç içe girmiş ki, siyaset ile yatıp siyaset ile kalkıyoruz. Siyaset adeta aklın ve bilimin önüne geçmiş durumda.

Günümüzde siyaset, sadece devlet yönetimini elde etmek için her yolu mubah sayan bir alan olmuş durumda.

Hal bu olunca olması gereken siyaset ahlakı olmamış oluyor.

Seçim nasıl kazanılır?

Seçim;  evvela verilecek bir karar olmalı,

Gidilecek bir yola revan olunmalı,

Yanlışa yanlış; doğruya doğru denilebilecek bir irade olmalı,

Rakip kim olursa olsun küçümsenmemeli,

Rakibin yapamadıklarını sıralamak değil marifet, yapabileceklerini sıralamalı,

İnsanlara değer verilmeli ve insanların talepleri önemsenmeli,

Revan olunan yola olmaması gerekenler ile gidilmemeli,

Bir oy fazla alayım hesabı ile yanlış yer ve yanlış insanlar ile olunmamalı,

Rakip önemsenmeli bunun yanında çok büyütülüp sürekli ismi dile getirilmemeli,

Polemiklerden uzak durulmalı,

Birilerinin yanlışları üzerinden hedef kitleye ulaşmaya çalışılmamalı,

Kendi doğruları ve yapabilecekleri üzerinde durulmalı,

Planlı çalışma ve proje bazlı hareket edilmeli,

Ekip ve ekipman işlerine önem verilmeli,

Halk dinlenmeli, dinlenmiş gibi yapılmamalı,

Halka hizmet ve projeleri konusunda güven telkin edilmeli,

Her kesimin sorunları farklı olduğundan farklı stratejiler ortaya konulmalı,

Ekip ruhuna önem verilmeli lakin bazen kendi başına çalışmalar yürütülmeli,

Bizden olan değil, olması gereken önemsenmeli,

Ama asla kendimize ait olan değerler unutulmamalı,

Bizi biz yapan değerler vurgulanmalı,

Katiyen yalan söylenmemeli,

Dürüst ve güvenilir olunmalı,

Niçin, nasıl ve kimin için bu yola girildiği net ifade edilmeli,

Nefsi ve nefsani duygulardan uzak durulmalı,

Yanlış olanlarla olmaması gereken yerde olunmamalı,

Kibir ve şatafattan uzak durulmalı,

Asla rol yapılmamalı,

İnsana insan olduğu için değer verilmeli,

İstendik sonuç elde etmek için her yol mubah sayılmamalı,

Seçmenin zengini, fakiri, eğitimlisi, eğitimsizi ayırımı yapılmamalı,

Girilen her seçimin sonucu gelecek seçimin başlangıcı olduğu idrakinden uzak olunmamalı,

Halka rağmen halk için siyaset yapılmamalı,

Bu ve benzeri cümleler uzadıkça uzayabilir.

Seçmen sosyolojik olarak dört tür oy kullanır;

1)     Sosyolojik yapıların ve bir sosyal grubun üyesi olmanın oy verme davranışı üzerinde belirleyici etkiye sahip olduğunu öneren sosyolojik model,

2)     Seçmenlerin partilere olan psikolojik bağımlılık duygusu üzerine inşa edilen parti kimliği modeli,

3)     Ekonomik oy verme ya da başka bir deyişle, ekonomik oy verme modeli,

4)     Stratejik oy verme modeli…

Bu dört model dışında oy kullanacak olanlar kararsız seçmendir. Bu seçmenin sonuç üzerinde büyük etkisi kaçınılmazdır.

Siyaset bir süreç, seçim ise sonuçtur. Sonuçlar insanları yanıltabilir, yanlış davranışlara sürükleyebilir, ama süreç odaklı stratejinin sonuçları da o oranda olur.

Ülkemizde 31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak olan seçim için tüm adaylara başarılar diler, kazanacak olanlara hayırlı hizmetler yapması temennisiyle.