Peygamberimizle birlikte Hz. Ebubekir Mekke’den çıkıp Medine’ye hicretleri sırasında bir mağaraya sığınmışlardı. Hz.Ebubekir arkalarında onları takip eden zalimlerin onlara yaklaşmaları sebebiyle korku ve hüzne kapılmıştı.

Yıllarca Mekke’de zulüm gören Müslümanlar çok ağır şartlardan dolayı Medine’ye hicret etmişlerdi. Zulmün ayyuka çıktığı cahiliyet karanlığından insanlığın kılavuzu en aydınlık meşalesi ile yola çıkan Hz. Ebubekir zalimlerden gelecek her kötülüğe karşı korku ve üzüntü içindeydi.

Bu hali o kadar onu üzüyordu ki her hareketinden belli oluyordu. Üzüntüsü kendisinden değildi. Zalimlerin onları bulduklarında Allah Resulü’ne (s.a.v) yapacakları kötülüktendi.

Tam bu esnada Allah Resulü korkuyla titreyen Hz. Ebubekir’in yüreğine şu ferahlığı dillendirmişti: ( La TahzenİnnallâheMeanâ) “Üzülme Allah bizimledir.”

Korkma, çekinme, üzülme, Allah bizimle beraberdir.

İşte bu teslimiyet şuuru, bu sözler İslam’ın tüm mücadelesini anlatmaktadır. Eğer Hakile batılı ayıran bir çizgiyi görebiliyorsak o vakit hak yolunda iken Allah’ın bizimle olduğunu biliriz.

Korku ve teslimiyet şarttır insana, nitekim kuş tek kanatla uçamaz. Kuşa iki kanat gerek. Korku ve Hak’ka teslimiyet insanı yükseltir. Sıkıntı her devirde hakkı savunanların üzerine yıkılır iken o harabede bir tek Hakk’a tam teslim olanlar çıkabilmiştir.

İstiklal Marşı’mız ‘Korkma’ diye başlıyor. Peki neden?

Size bambaşka bir şey anlatacağım. Birinci Dünya Savaşı sonrasında savaştan yenik çıkan Osmanlı ile İtilaf Devletleri arasında Sevr Anlaşması imzalanmıştır.

Bu anlaşma Osmanlı’yı yani, devrin İslam İmparatorluğunu küçük bir alana hapsedip parçalamak için yapılmış koca bir plandı. İtilaf Devletleri yani Batı kendi arasında Osmanlı’yı bölüşmüşler ve bunu zorbalıkla Osmanlı’ya kabul ettirmeye çalışmaktaydılar. Amaçları Osmanlıyla birlikte İslam’ı parçalamak ve esir edip silmekti.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammet’ i (S.A.V)Hicret’e zorlayan ve onu öldürmek için arkalarında izleyen kafir Mekkelilerde aynı plan üzerindeydiler.

Bir tek zaman farklıydı. Tarihin tekerrürü mekan isimleri bile aynıydı. Biri Mekke-Medine arasında ki Sevr mağarası diğeri Fransa’nın başkenti Paris’e üç kilometre uzaklıktaki Sevr kazasıydı.

Ne garip değil mi Peygamber Efendimiz (S.A.V)zamanlarında baskı ve zulme karşı Allah Resulü Hz. Ebubekir hitabında tüm Müslümanlara ‘Korkma’ derken bu söz yine bir Sevr Mağarası olan Sevr Anlaşması’na karşı milli şairimizin İstiklal Marşı’yla anlatılmıştır.

‘Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak.’ Yani, anlatmak istediğimi özetlemek gerekir ise; bizim İstiklal Savaşımız Allah sözünün vahinin ilk peygamberimize(S.A.V) inişiyle başlamıştır.

Sevr mağarasında biz inananlar olarak korkuya kapıldığımızda Hakk’ın sözü bize ulaşmıştır ve sevr Anlaşmasıyla kafirler yine hududumuza dayandıklarında korkmuş, ardından Hakk’a dayanmış ve istiklal mücadelesi vererek Kurtuluş Savaşı’nda tüm düşmanı püskürtmüştük ve ardından ‘korkma’ diye başlayan İstiklal Marşı’mızı kabul ettik.

İşte bizim saffımız işte bizim tarafımız. Küfür tek ordudur. İster Mekke cahillerinden olsun isterse de Avrupa’nın kalbinden Haçlılar olarak gelsin.

Hepsi aynı amaçla hareket etmekteler. Amaçları hak sözünü yeryüzünde silmek taktikleri hep değişiklik göstermekte fakat amaçları hep aynıdır.

Yıllardır Müslüman Kürtlerin içine nifak tohumu ekmeye çalışıyorlardı. FETÖ gibi perde altında İslam’ı baltalamaktaydılar. 40 yıl kuyu kazdılar ama ne oldu? Rabbim onların oyunlarını bir gecede bozdu.

Yeni Sevrlerde de bizi yakalamaya çalışacaklar. Onların amacı bu zaten bizler uyanık olmalıyız, korka biliriz bu korkuyu Hakk’a teslimiyetle yenip korkusuzlaşıp hak yolunda yürümeliyiz. Çünkü Rabbim bizimle. Ne demişti Allah Resulü (LÂ TahzenİnnallâheMeanâ) KORKMA,ÜZÜLME, ÇEKİNME, ALLAH BİZİMLEDİR.