Dikkatinizi çekmiştir de yine de yazayım...

Her hangi bir şehre, bir ilçeye, bir köye yetkili bir büyüğümüz geldiği zaman, o köye o şehre, o ilçeye hemen bakım yapılır.

O malûm büyüğümüzün geçiş yerlerine asfalt dökmeler, kaldırım yenilemeler, tozu- toprağı almalar, gereksiz objeleri kaldırmalar...

Bi telâş, bi ivedilik, bi gürültü, bi kabızlık vardır yani...

Bi karın ağrısı vardır o şehirde...

Ta ki o malûm büyüğümüz şehirden gidene kadar...

Herhangi bir caddenin kırık kaldırımı ya da eksik bir betonajı, o büyüğümüz gelmeden fark edilmez, tamir edilmez. O malûm büyüğümüz gelecek ki, şehrin yetkilileri o kaldırımı görsün!


Ben, bizim şehre bi büyük insan geldi mi sevinirim...

Çünkü hizmet, ivedilik, o gelmeden önceki günlerde başlar!

Saf duygularla, tertemiz bir soru sormak istiyorum:

Sebep?

Şehrin kusurunu, eksiğini, gediğini ülkeyi yönetenden saklamak size de saçma gelmiyor mu?

Şehrin eksiğini bilip de, o geliş sırasında Paris havası verilmiş caddeleri, ben geliyorum havası verilmiş caddeleri gördükten sonra, Belediye Reisine tam takır bir fırça niye atılmaz?

O Belediye Reisine çok safiyane bir "SEBEB?" sorusu niye sorulmaz?

- SEBEP?

- Sizin için?

- SEBEP?

- Başbakanımız için...

- Bu kaldırımlardan ben mi yürüyeceğim?

- Hayır.

- Eeee! Sen bana hizmet edeceğine, halkına hizmet et. O caddeleri yapacak ödeneğiniz, paranız varsa, niye daha önce yapmadınız?

- ...

Keşke bu tür replikler yaşansa bu ülkede...


Keşke...