Otobüs kaptanı Ferdi Ünver, yıllarını verdiği mesleğin bilinmeyen yönlerini anlattı. Direksiyon başında geçen gecelerden deprem sürecine, yolculuklarda dinlenen hayat hikâyelerinden aile özlemine kadar pek çok detayı paylaşan Ünver, “Bu meslek 1001 düşünceyle yapılıyor” dedi.

1988 yılında İzmir Bornova’da dünyaya gelen Ferdi Ünver, otobüs şoförlüğüne babasının izinden giderek başladı. Geçmişte şoförlüğün büyük bir saygınlığı olduğunu ifade eden Ünver, “Babam bu mesleği yapıyordu. O dönemlerde şoförlüğe duyulan saygıyı görerek bu işe başladım” diye konuştu.

Otobüs kaptanlığı dışarıdan kolay bir meslek gibi görünüyor. Gerçekten öyle mi?

Otobüs kaptanlığı dışarıdan kolay görünür. Tertipli kıyafetler, yeni araçlar, düzenli bir görüntü… Ama bu işin bir de mutfağı var. İnsanlar önlerine gelen tatlıyı görüyor ama o tatlının nasıl yapıldığını bilmiyor. Kar, fırtına, yağmur, gece, uykusuzluk… Özellikle kış şartlarında bu iş hiç kolay değil.

Bu 1001 düşünce neleri kapsıyor?

Direksiyon başındaki şoför sadece yoluna bakmaz. Aklında 1001 tane düşünce vardır. Yolu düşünür, yolcuyu düşünür, binecek ve inecek yolcuyu düşünür. “Frene basmayayım, yolcu rahatsız olmasın”, “Virajı yumuşak alayım”, “Şikâyet olmasın”, “Kimse rahatsızlanmasın” diye gider. Bir yandan hız sınırları, EDS’ler, takograf… Hepsini aynı anda yönetmek zorundasın.

Unutamadığınız anılarınız var mı?

Bu meslekte unutamadığım çok anı var. Bir yolcumuz İzmir–İstanbul seferinde, koltuğunda hayatını kaybetti. Susurluk’tan çıktıktan sonra arkadan sesler gelmeye başladı. Önce fark edemedik. En son arkaya gittiğimde kadın can çekişiyordu. Orada hayatını kaybetti. O gün “ex” kelimesinin ne demek olduğunu öğrendim. Bu işin ağır tarafı da bu.

Deprem süreci sizin için nasıl geçti?

Deprem süreci ise benim için bir dönüm noktasıydı. Ailem enkaz altındayken ben yoldaydım. Onlara ulaşamadım. O gün bu işi bırakmayı ciddi ciddi düşündüm. Ama bu mesleğin bir cilvesi var; buranın suyunu içen kolay kolay ayrılamıyor.

Otobüs, aynı zamanda bir sohbet ve hayat alanı diyebilir miyiz?

Otobüs aslında başlı başına bir hayat alanı. İlk bir saat sessizlik olur. Sonra yavaş yavaş sohbet başlar. Yolcular sıkılır, özellikle arka koltuklar. Gece biri gelir orta koltuğa oturur, “Abi canım sıkıldı” der. İnsanlar psikoloğa anlatamayacağı şeyleri bize anlatır. Aile sorunlarını, dertlerini, hayal kırıklıklarını… Biz dinleriz, bazen akıl veririz. Çok hikâye biriktirdik.

Malatyalılarla ilgili çok ilginç anlatımlarınız var mı?

Malatyalılar her yerde. Gerçekten her yerde. Önümüzden geçerler, dörtlüleri yakarlar, korna çalarlar, Malatya türküsünü açıp yanımızdan geçerler. Biz kornayla karşılık veremeyiz ama selektör yaparız. O selam bizi onore eder, mutlu eder. Her şehir farklıdır. Gittiğin yerin dili, şivesi, insanı, düşüncesi değişir. Uyum sağlamak zorundasın. 81 ilin 81’ine de gidersin. Sabah Rize’de kahvaltı yapar, akşam İstanbul’da yemek yersin. Bu yönüyle çok güzel anılar biriktirirsin. Ama İstanbul yolunu sevmem; otoban insanı bayıltır. Şoför virajlı, hareketli yolu sever.

Bu meslek insanı zamanla değiştiriyor mu?

Bu meslek insanı zamanla hissizleştirir. Çok kaza, çok ölüm görürsün. İlk zamanlar etkilenirsin ama sonra alışıyorsun. Bakıp geçiyorsun. Doktorların sertliği gibi… Bu da mesleğin başka bir ağır tarafı. Otobüs şoförleri araçlarına inanılmaz özen gösterir. Evinde bir bardak su almayan adam, burada jant siler, lastik parlatır. Çarşafını bile kendi yıkatır. Çünkü burası onun evi gibidir.

Aileniz bu mesleğin neresinde?

Bu konuya aslında eşimden ve çocuklarımdan özür dileyerek başlamak isterim. Çünkü bu meslek, aileye ayrılması gereken zamanı çoğu zaman yoldan alır. Gece gündüz direksiyon başındayız; bayramımız yok, cenazeye gidemediğimiz, düğününe katılamadığımız günler çok oldu. Bu yüzden eşimden de çocuklarımdan da özür dilerim.

Gençlere bu mesleği önerir misiniz?

Gençlere tavsiyem mümkünse bu işi yapmamaları. Okusunlar, diploma alsınlar. Çünkü bu meslek dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Çok ağır bir sorumluluk ister. Her babayiğidin kaldırabileceği bir iş değildir.

Peki, bunca zorluğa rağmen neden bırakılamıyor?

Buranın suyunu içen ayrılamıyor. Otobüsün o dar yatak kısmında aldığım uykuyu evimde alamıyorum. Mezarlık gibi dediğimiz yerde mışıl mışıl uyuyorum. Zor ama bırakılamıyor.