Kaynarca Mahallesi’nde yaşayan vatandaşların haklı serzenişini üzülerek dinledik ve onları dinledikten sonra da "Artık bu kadarına da pes" dedim. "Evini barkını, canını kaybeden insanlara bu kadar zulüm neden yapılır?" diye kendi kendime sordum.
Koskocaman bir mahallede bulunan evler depremden dolayı ağır hasar almış, yakınına çadır kent kurulmuş, çadırlara insanlar yerleştirilmiş, gıdaları, suları, giyimleri verilmiş, diğer ihtiyaçları unutulmamış ama en önemli şey olan elektrik özellikle verilmemiş. İnsanlar feryat figan ederek elektrik isteyip, cihaza bağlı hastaları olduğunu bağıra bağıra dile getiriyorlar.
Bunu ilgililerin duymaması ne kadar garip ve çok acı. Bu vatandaşlar kendilerini ikinci sınıf bir vatandaş olarak gördüklerini dile getiriyorlar. Koskocaman devletin valisi bu insanlara sıcak elini uzatırken, bazılarının bu insanlara elektrik vermeyip "Sokak lambalarıyla idare edin" demesi içler acısı.
Bunu söyleyen Ali kıran baş kesen acaba kendi evinde elektriksiz mi yaşıyorlar bilinmez ama bu insanlarla biraz seviyeli olunması gerekiyordu. Sonuçta onlar bizim vatandaşlarımız. Bir kendini bilmez yüzünden bu kadar tepki gösteren, isyan eden bu insanlara ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapan bu zat-ı muhteremin derhal görevine son verilmesi gerekiyor.
Depremin acısını unutup, bu kadar pervasız davranması hiç de doğru bir şey değil. Kaynarca Mahallesi'nde yaşayanlardan mutlaka özür dilenmeli, sıkıntıları bir an önce çözüme kavuşturulmalı.