Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 şiddetindeki 9 saat ara ile yaşanan depremden en çok etkilenen iller arasında Malatya da bulunmaktadır.

Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 şiddetindeki 9 saat ara ile yaşanan depremden en çok etkilenen iller arasında Malatya da bulunmaktadır. Bu gerçeği artık bir zahmet bütün herkes kabullensin. Şehirle birlikte yıkılan umutları yapılan sistem hataları ile kimse yıkmasın ve gereken her ne ise yapılsın. Yaşanan deprem ile birlikte kimi çocuklar annesiz babasız kalırken kimi anne babalar ise evlatsız kaldı. Biz bu şehirde nice canlarımızı sevdiklerimiz kaybettik. Evimizi hayallerimizi anılarımızı yitirdik. Elbette ki içimizde umutlar var. Bu şehir yeniden ayağa kalkacaktır elbette ki o mis gibi suyu evimizin içinde yine bardak bardak içeceğiz ve yeniden yeşerecek güzel Malatya’m. Yıkımın çok fazla olduğu iller arasında Malatya’nın olduğunu unutmadan ve unutturmadan içimizdeki umutları birer birer yeşerteceğiz. Acımız büyük ve artık hatayı kabullenecek durumda değil bu insanlar. Bugün kabus gibi geçirdiğimiz otuz sekizinci gün. Yani acımız henüz taze ve olan artçı depremler sebebi ile insanlar hala hasarsız evlerine dahi giremezken hala bir şişe suya ihtiyacı olan vatandaşların sesine bir zahmet herkes kulak versin. Verilmiyor demiyorum ama duymamazlıktan gelenler var. Makam önemli bir mevki ve sorumluluk işte tamda bu zamanda gerekli. Bu insanlar bu süreçte yapılanı asla unutmayacaktır. Devletimizin hemen hemen her süreçte yanımızda olduğu net. Fakat vatandaş tarafından kendisine yetki verilen muhtarlardan gıda erzak ve su dağıtımı konusunda yetki neden alınır anlamış değilim. Çadır dağıtımı konusunda kaymakamlık üzerinden sürecin işlemesi evet doğru bir adım olarak görülebilir ama erzak ve gıda dağıtım konusunda muhtarların “biz dağıtmıyoruz kaymakamlığa başvurun” ifadesi hakikaten yanlış bir durum olduğunu düşünüyorum. Aslında bunun iki ana nedeni var bence. Mesela bazı muhtarlar kendi yakınlarına sürekli gerekeni yapıp mahalle halkına yapmayışı olabilir mi acaba ? Yani mahallesinin sorumluluğunu alan bazı muhtarlar kendi yakınları ile vatandaş arasında ayırım yaparak ‘önce can sonra canan’ mı yaptılar da muhtarlardan bu görevi aldılar. Ya da bir öz eleştiri yapalım ve iğneyi kendimize batıralım. Vatandaşlar ilk etapta yapılan yardımları hor kullanarak muhtarlara zorbalıklar yapıldığı için mi acaba ? Aslında neden aramak değil amacım. Vatandaşın seçim ile kendisine yetki verdiği her bir sorumlu ve yetkili özellikle bu zor süreçte gerekeni yapmalı diye düşünüyorum. Ve kim bu görevi şahsi menfaatleri için kullanıyorsa olağanüstü hal kapsamında kesinlikle görevden alınması gerekirdi diye düşünüyorum. Düşünün ki bir mahalle eskiden belediyeydi. Her bir mahallede belediye başkanları vardı ve tüm sorumluluk onlarda idi. Şimdi ise bu sorumluluk muhtarlarda. Mahallesinin en ücra yerinde 55 yaşındaki Ayşe teyzenin kaymakamlığa ulaşması zor olabilir belki ama muhtarın bizzat seçmeni olması münasebeti ile o teyzemize ulaşması mümkündür. Ben bunları söylerken mahalle muhtarlarına karşı cephe alarak söylemiyorum. Fakat bir yanlışı dile getiriyorum. Şuan muhtarların bir çoğunun ağzında şu kelime var. “kurtulduk ya artık kaymakamlık ilgileniyor gidin şikayet edin” ne kadar çirkin bir söylem değil mi ? Bu kendi fikrimdir ki muhtarlar bu zor süreçte yeniden bu sorumluluğu alarak bölgesinde hiçbir vatandaşı mağdur etmemelidir. Özellikle Malatya’nın bir çok yerinde içme suyu hala problemli iken kaymakamlık tarafından verilen kamyonetler, görevliler ve kolluk görevlileri ile birlikte kapı kapı dolaşarak en azından içme sularını kapılarına bıraktırmalıdır. Çok zor değil bir gıda paketi ile birlikte bir paket suyu birer hafta ile kapılara bırakmak. Umarım bu temennim yer bulur ve vatandaşların kafasındaki “muhtar ne işe yarıyor” ifadesini yetkililer yok eder. Yoksa bir sonraki sene yapılacak olan seçimlerde “muhtar ne işe yarıyor” ifadesi çokça yer bulacaktır vatandaşın dilinde. Normalleşme adında süreç belki şuan imkanlar dahilinde çok ta hızlı ilerlemese de ilk haftalara nazaran bir çok şey daha iyi diyebiliriz. Ama şehrin nüfusu çok çok azalmış iken kalanların ise daha çok ilçelere köylere akın etmesi ile birlikte kırsal kesimlerde ihtiyaç daha fazla olmuştur. Bunları göz ardı etmemek gerekir diye düşünüyorum.  

Bir de şu konuya değinmek isterim ki bu süreçte isimsiz, makamsız ve mevkisiz bir çok kahramanlar var. Mesela temizlik işçileri. Depremin ilk saatlerinden itibaren canla başla mücadele ettiler. Şehri terk etmeyerek üzerlerine düşeni fazlası ile yapmaktalar. Sağ olun kahramanlar. Unutmayacağız. 

Birde yaşanan su problemi…..

Yaşanan depremin ardından 38 gün geçmiş iken hala içme suyu ile ilgili bir netlik yok. Bırakın netliği buna dair bir gelişme olup olmadığını dahi bilmiyoruz. Su hayattır ve bunu unutmayalım. Konu ile ilgili elbette gereken yapılıyordur belki ama konu ile ilgili vatandaşa gereken bilgi paylaşılmalıdır. 

Sonuç olarak şunu söylemek isterim ki yaşadığımız en zor süreçte kimin olumlu anlamda emeği geçti ise her biri bir kahramandır ve teşekkürü bir borç biliyoruz.