Kudüs-ü Şerif; Mısır, Ürdün, Arabistan, Suriye gibi batının kuklası rejimlerin ihanetleri yüzünden tam 50 yıldır, Yahudi ve Yahudilerin kölesi diye ayıran Siyonist ismiyle meşhur olmuş, satanist teröristlerin işgali altında.

Bu alçak teröristler, Mescid-i Aksâ'ya ve Müslümanlara saldırdı. Onlar girişleri engellemek için şeytanlığın bin bir türünü sahnelemeye çalışırken, Kudüslü Müslümanlar ise direnmeye devam ediyor.

Ne acıdır ki bu sıralar ümmetin namusu Filistinli kadın ve çocukların elinde. Bir buçuk milyarlık İslam alemi ebabillerden yardım beklemekte, sadece Cuma vaazlarında hatibin duasına amin demekle yetinmekte. Ne oldu da ümmet bu hale geldi ne oluyor ki bu ümmete Allah yolunda cihada çağrıldıkları halde Allah’ın emrine yüz çevirir oldular.

Yok mu yeni bir Mavi Marmara Gemisi, yok mu daha on dokuzunda şahadete koşan bir Muhammed Furkan? Yok, mu bir Selahaddin Eyyubi, yok mu çiğnenen ümmetin namusunu kurtaracak bir Hamza?Ne oldu ümmete?

Niçin kulaklarımızı tüm bu olup bitenlere karşı tıkıyoruz? Görmüyor muyuz Müslümanların başlarına gelen musibetleri? Her gün onlarca katliam haberleri ile gözlerimizi açmamız bize bir şey ifade etmiyor mu ki, bu kadar rahat davranıyoruz? Hani dinimize dil uzatanın alnını karışlardık? Hani namusumuza el uzatanın elini, kolundan kırardık?

Acizane soruyorum; Afganistan’daki, Çeçenistan’daki, Filiskin’ deki, Irak’ taki, Burmadaki, Filipindeki ve Suriye’de yüz binlerce Müslüman öldürülürken, Müslüman kadınların namusları ayaklar altına alınırken, İsrail askerleri Mescid-i Aksa’yı yakıp yıkarken biz neyle meşgulüz? Orayı korumak sadece Filistinli Müslüman’ın mı görevi?

Kutsal Mescid-i Aksa ayaklar altına alınırken, dinimizle alay edilirken, mescitler, camiler bombalanırken, kutsal Kitabımız Kur-an yakılıp- yırtılırken kardeşlerin bir bir işkence altında öldürülüp yere düşerken, insanlar diri diri toprağa gömülüp yakılırken, işkencenin en adi izleri mazlum bedenler üzerinde işlenirken biz ne yapıyoruz? Koca bir hiç marketlerde gözlerimiz yine Yahudi mallarında, ilk sepetimize onlar giriyor. Haberlerde izlemekten öteye gidemedik hiçbir zaman. Neden mi çünkü biz orada ki Müslümanları hiç kardeşimiz, evimizden biri olarak görmedik ki!

Hani “Müslüman’ın derdiyle dertlenmeyen bizden değildi.” “Kardeşi açken tok yatan bizden değildi.” Hadisiyle amel ediyor, yeri geldiğinde bir başkasına nasihat ediyorduk? Hani “Cihad etmeyen bir milletin yüzü gülmeyecektir” diyen Hz Ebu Bekir’in sözünü etraftakilere sık sık söylüyorduk? Şimdi ne oldu bize? Niçin ayağa kalkmıyor, zalimlerden hesap sormuyoruz?Tekerlekli sandalyede davasından dönmedi diye şehit edilen Şeyh Ahmet Yasin’den mi utanıyoruz? Bizden ümidini kesmiş, bizim yerimize cihada çıkmış, eline silahı almış bacılardan damı utanmıyoruz? Mavi Marmara gemisiyle bu zulme dur demek için yola çıkan gençliğinin baharında şahadet şerbeti içen Muhammed Furkan’dan damı utanmıyoruz?

Biz bir ırk değiliz, biz bir topluluk değiliz biz Ümmetiz. Ne zaman silkelenip kendimize geleceğiz?Ne zaman uykudan uyanacak, ümmetin izzeti için erkekçe cihad meydanlarında ki yerimizi alacağız? Hiç mi içimizden bir Selahaddini Eyyubiler, Musab Bin Ümeyreler çıkmayacak. Allah (C.C.) Ahzab suresinde “Müminlerden öyle yiğitler vardır ki, onlar Allah'a verdikleri sözde sadakat gösterdiler. Onlardan bazıları şehit oluncaya kadar çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi. Kimisi de şehit olmayı bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler" biz bu ayetin neresindeyiz. Bu ayet sadece Asrı Saadete mi hitap ediyor, hiç mi bize bir şeyler anlatmıyor?

Hiçbir şey yapmıyorsak bari iki damla gözyaşı dökelim, kardeşlerimiz için geceleri tatlı uykumuzu bölüp ellerimizi semaya açıp Rabbimize dua edelim, her ay aylığımızdan küçük bir miktar para gönderelim. Bugün bu zulmün tek sorumlusu biziz, ama hiç tepki vermiyoruz, hiçbir şey yapmıyoruz ve emin olalım ki yarın hesap günü bunların hesabı her birimizden tek tek sorulacaktır. Şüphesiz Allah (C.C.) işiten ve görendir.