Cumartesi İzmir’de Malatyaspor galibiyeti reddetti.
9 haftadır kazanamayan Göztepe’nin bırakın koşmayı, ayakta duracak hali bile yoktu. Yürüyerek kazandılar.
Buna karşılık Yeni Malatyasporlu futbolcular gönüllü teslim oldular. Yenilgiye sadece fotomodellik yaptılar.
Rakibine bu kadar cesaret veren, terlemeden maç kazanmalarına müsaade eden bir anlayış, futbolun ruhuna ihanettir.
Nasılsa topallayan da yol alıyor, koşan da. O yüzden Malatyaspor’un ligde acelesi yok gibi. “Acaba” diyorum, “geç olsun temiz olsun mu” diyorlar.
Göztepe karşısındaki Malatyaspor 1 maç kazaya kurban giden değil de geleceği olmayan bir takım görüntüsü verdi. Sağ ve sol kanatlarda hayat durmuştu. Kemal’in varlığını Cleyton’un attığı ikinci golde emeklerken fark ettim.
Savunma bitişik düzen, adam kaçırmaca oynuyorlar. Orta sahada herkes yan yana el ele tutuşmuş folklor oynuyorlar. Forvetler ise Umut çıktıktan sonra rüzgârda savrulan yapraklar gibiydiler.
Kemal, Ramazan, Godoy, Hüseyin Kar’ın sahada, Mba, Yiğitcan, Erkan ve Sedat’ın kenarda olduğu bir takım düşünebiliyor musunuz? Futbolu icat eden İngilizler boşuna dememişler “funny game” (Futbol Tuhaf Oyundur) diye.
Godoy’un oynadığı takımda, Yiğitcan’ın ayakkabıları oynar.
Kemal’in oynadığı yerde ise Erkan’ın kart postalı oynar.
Mba ve Sedat’ı oynatmamakla devrim yapılmaz, yapılırsa da adı ‘harakiri’ olur.
Dikine oynamayı reddedip yanlamasına halay çeken başka takım var mı?
Gerçi bazen bu işleri abarttığımı düşünüyorum, Hüseyin Kar’ın oynadığı takımda neyi konuşuyorsak!
Sahada bunlar olurken, kenarda ne yaptığını bilmeyen bir teknik adam duruyordu.
Ara transferde bu kadar para harcanıp, kaliteli oyuncular kadroya katıldıysa eleştiriden de hesap pusulasından da kimse korkmayacak.
Doğruların kaşları çatıktır, pek sevilmez. Ama eleştirileri reddetmek kendini ele vermekle kardeştir.
Sözde birincilik ile bitirdiği teknik direktörlük kursunda, hocalarından aldığı feyizleri sahada uygulamaya çalışan dublör gibiydi İrfan Buz!
Ne sahaya sürdüğü kadro doğru, ne oyuncu hamleleri ne de sistemi sitem!
Maçın içerisinde rakibin direncini ayaklandıracak yanlışlara imza atıyorsanız kaybedilen 3 puanın sorumlusu olarak da ortaya çıkacaksınız, öyle değil mi Sayın İrfan Buz?
Maçlar sahada kazanılıyor klavye başında değil. Şimdi merak ediyorum. Elazığ maçından sonra sosyal medyada yayınlanan maç motivasyonu videosu bu maçtan sonra da yayınlanacak mı?
İrfan Buz’un maç sonrası açıklamaları da felaket. Maçın yeri değişmiş, akşam haber verilmiş, armudun sapı üzümün çöpü varmış. Kazanınca yüksek dağları ben yarattım havasındaki hocamız, kaybedince mızıkçı çocuklar gibi bahaneler üretiyor.
Maçta bu sebepten kaybedilmişmiş meğer.
Bir teknik adamın, gerçeklerden haberdar olmaması ne acı.
İlkyarı kaybedilen Göztepe maçından sonra başarısız diye gönderilen Yücel İldiz’in topladığı 5 puandı. ‘Rüştünü ispat etmiş’ İrfan Buz’un aynı dönemde aldığı ise 7 puan.
Şimdi çıksınlar bu ekstra alınan 2 puan için sabahlara kadar hocalarının arkasında ayakta dursunlar.
Hadi canım sende demezler mi adama?
Birkaç ay çalıştığı Gençlerbirliği ve Bursaspor’da jet hızıyla, sihirli dokunuşlarıyla, birçok genç oyuncuyu Türk futboluna kazandıran İrfan Buz’a (!) umarım ayıp etmiyoruzdur.
Sürçü lisan ettiysek af ola tahtı olmayan kral İrfan Buz!
Bundan sonra kalan tüm maçları kazansan da, basın toplantılarında alınan 3 puanların gölgesinde ders verme pozlarına girsen de, senin ders notun da, kanat notunda verilmiştir.