CHP, Genel Başkanlığı koltuğuna Sayın Özgür Özel’i tercih etti. Bu tercihlerinde duyguları ile değil de akılları ile karar verdiler.

“Neden?” diye soracak olursak: 2010 yılından bu yana kadar Sayın Kılıçdaroğlu neredeyse hiçbir seçim kazanamadı. Muhalefetliğin adını batırmadan işini hakkıyla yapan Rahmetli Deniz Baykal’ı bile, söylentilere göre kaset ile tahtından indirmişti.

Kazandığı seçimlerin (benim bildiğim kadarı ile yalnızca bir tanesini) birini dahi hile ile kazandı.

Bir yanlışın tüm doğruları da şüpheye soktuğunu milletimiz daima iyi biliyor.

Konuyu fazla dağıtmayalım!

Seçim süreçleri de dahil olmak üzere Genel Başkanlığının neredeyse tamamında hep frikiklere, gaflara rağmen seçmenini hep arkasına aldı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hep tek çıkabilen tek aday idi. Sayın Muharrem İnce’yi katmıyorum.

Sayın İnce, CHP’den ayrılıp kendi partisini kurunca: “Bu iktidar ile bu muhalefet ortak!” felsefesini hiç bozmadı ve tarafsız bakıldığında haklı gibi görünebiliyor.

Haklı olmasının delilini şu şeklide ifade edebilirim:

Çıktığı her seçimi KAZANDIRAN tek aday.

Eğer absurt durmamış olsa idi bu cümlenin hemen ardından kahkaha emojisi koyacaktım.

Bu felsefeyi ilk defa dile getiren Sayın İnce, bu ideoloji ile iyi bir kitle kazandığına şahit oluyoruz.

Sayın Kılıçdaroğlu seçimi kaybetti! Peki ya bundan sora Kılıçdaroğlu ne yapacak?

Sayın Kılıçdaroğlu’nun AK Parti’ye geçeceğini düşünmüyorum. Sebebine gelecek olursak büyük tepki alır.

Eğer gerçekten iktidar ile ortak ise AK Parti’ye geçmesinin hemen ardından plan açığa çıkacaktır. Ortak olmasalar bile, ortaklık yapmışlar gibi bir izlenime sahip olacaklar. E hali ile büyük tepki alacaklar ve Sayın Erdoğan’a dahi güven soruları sorulmaya başlanacaktır.

AK Parti’ye geçemeyeceğine göre ya kendi partisini kuracaktır ya siyasetini daha sakin idame ettirecek (ne de olsa ekmek parası) ya da siyaseti bırakacaktır.

Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Özel’i kendi aralarında yorumlayacak olursak;

Kılıçdaroğlu Özgür Özel’e göre daha oturaklı ve EFENDİ idi. Sayın Özel için aynı kelimeleri kullanmak oldukça zor.

Özgür Özel daha dik başlı ve içi boş bir özgüven var.

Parti’nin seçim sürecinde iki aday da kürsülerde seslendiler. İkisi de aynı dili kullanıyordu. Seyredeceği ve uygulayacağı politikayı ön izlemek çok da zor değil açıkçası. Sayın Erdoğan’ın “Al birini vur diğerine” söylemi tam olarak oturuyor!