Değerli okurlar, sevgili kardeşler! Bu hafta yine yeniden sizleri selamlamanın onurunu ve gururunu yaşıyorum. Var olunuz!

“AK Parti Teşkilatı” denildiğinde tartışmasız ve kabul edilebilir bir durumu var idi. “Vardı” diyoruz ama aslen bu durum yer yer değişiklik gösterebiliyor. Hak yemenin lüzumu yok.

Hizmet belediyeciliğin oluşmasında en önemli faktör teşkilatlanmadır. Ve bu hususu AK Parti çok iyi şekilde biliyor ve biliyordu. Bu bağlamda “hizmet belediyeciliği unvanını” her daim boynuna asabilmeyi başarıyor ve başarabiliyordu.

Ve artık AK Parti çalışmasa da ismi ile kazanılabilir bir hâl aldı. Bu meseleye az sonra değineceğim.

Teşkilatlanma dedik…

Teşkilatlanmanın aslında AK Parti boyutu vardır. Evet, teşkilatlanmanın AK Parti boyutu…

AK Parti’nin teşkilatlanması, liderlerine olan bağlılıklarındandı aslında. Liderlerinin söylediklerine boyun eğip, saygı duyup belki de bir sonraki uygun görülen vazifelerini beklemekti.

Ama bugün günümüze bakıldığında Malatya’nın yerel yönetiminde işler biraz daha farklıydı. Aday belirleme sürecinde, depremin ardından bizimkiler aday gösterilmek hırsı ile Ankara’ya gide gele pınarbaşı yolunu karayolları ile beraber yaptılar. Tabii bu işin espiri boyutu.

Selahattin Gürkan çok istemişti belli ki, aday olmayı… E tabii, kim istemez ki.

Ama halk, bizler, seçmenler alışmıştık, biliyorduk AK Parti’nin adamlarının çıkarcılık yapmayacağına, makamı çok sevmekten ziyade hizmeti sevdiklerini.

Biz bu hususu bu seçimde düşürdük. Neden mi?

Selahattin Gürkan adeta küsmüş bir halde! Hiçbir programa katılmıyor! Gelen bakanların programlarına dahi iştirak etmiyor. En azından ben görmedim. Anlaşılan Sayın Gürkan AK Parti’ye küsmüş.

Peki, AK Parti’yi temsil eden insanlar böyle mi olmalıydı? Hani lidere bağlılık? O bağlılığı görmüyorsak, kişilerin hizmet aşkını ve parti, liderlik ideolojilerinin samimiyetsiz olduğuna ve o ideolojileri makam uğruna harcadığı manasını çıkartmak mümkündür.

Bu değildir ki Selahattin Gürkan çalışmadı. Oldukça güzel işler yapmıştır elbette. “Tatillerden gelmedi” diyemeyiz. Açıkça ilan ediyorum ki Malatya’dan bir Selahattin Gürkan geçti. E tabii bir o kadarda haksız olduğu yerler vardı.

Mesela Ankara’ya: “Malatya’da ciddi hasar yok” demek gibi!

Malatya’nın birçok sorunlarına halkımız deprem ile birlikte başa çıkmaya çalıştı. Halk yine para ve makam hırsının altında ezilmişti. Elbette ki bu koşuşturmalar, Ankara’ya gidip gelmeler bir neticeye varmadı. Malum isimler aday adayı dahi gösterilmeden doğrudan aday oldular.

Bana kalırsa Bayram Taşkın ve İlhan Geçit’e söz vermişlerdi. Bayram Taşkın için Yeşilyurt uygundu ama bakılırsa İlhan Geçit’in hatrı daha fazlaymış. En azından verilen sözler tutulmuş.

Sami Er’e gelecek olursak, söylediğim aynen çıktı. Almış olduğum duyumlara göre söyledikleri şu cümleye tekâmül ediyor: “Başkanımızın ricası ile aday oldum.”

Ama içlerinden en iyisi Abdurrahman Babacan!