Başakşehir’in avantaj üstüne avantaj sağladığı bir haftanın yazısı nasıl olmalı diye düşünürken, Fırat Aydınus aklıma geldi. Hevesim kaçtı.
Yeni Malatyaspor hafta içi 120 dakikalık bir maç oynamış. Oyuna direk etki edecek Kamara, Bifouma, Mina, Robin Yalçın ve Ömer Şişmanoğlu sahada yok. Tek forvet Eren Tozlu yedek kulübesinde bu karmaşıklıkta kadrosunda fiyakalı birçok yıldızı barındıran Başakşehir’in galibiyeti sürpriz olmazdı. Maç herkesin beklediği gibi başladı.
Başakşehir saldırıyor, Yeni Malatyaspor direniyor. Dakika 44’e kadar da istediğini yaptı Malatyaspor. Fırat Aydınus hakem saçmalıklarına bir yenisini ekleyerek Başakşehir’in puan sıralamasındaki yerine gölgesini bıraktı.
VAR’a bile bakmaya tenezzül etmedi. Çünkü kendisinden istenileni yapmak zorundaydı. Maçta vermediği fauller ve kartlar ise cabası. Başakşehir her takımı istediği yerde yenebilecek kalitede. Ama bildiğim bir gerçek var ki; Malatyaspor galibiyeti hakem yardımıyla olmuştur.
Önce safsatal bir penaltı kararı devamında Malatyasporu sindirdi. Nasıl olsa uyuyan bir seyirci topluluğu var. Ben ne yaparsam gıkları çıkmaz. Mavi treni izler gibi, Nemrut Dağında güneşin batışını izler gibi izler beni dedi Aydınus.
Gördüğü muameleden rahatsız olmayan topluluk için söylenecek çok şey var ama onlar bu hallerinden mutlu çünkü hayalleri yok. Başarının ne olduğunu bilmiyorlar. Kendilerine inanmıyorlar. Anlamak isteyenlere kısa bir hikâye yazayım ama ben umudumu yitirdim.
Bu öykü çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.
Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi. İki gün sonra ödeve geri aldı.
Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “0” ve dersten sonra beni gör notu vardı. Neden sıfır aldım? Diye merakla sordu hocasına çocuk; Hocası, “Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal” dedi. Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Bunu başarman imkansız. Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan o zaman notunu yeniden gözden geçiririm” dedi.
Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı. Babası, bu konuda kararı kendin vermelisin diye uyardı. Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına. Hocasına, “Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin.
Bende hayallerimi değiştirmeyeyim” diyerek kararlılığını ve inanmışlığı gösterdi. Yıllar sonra da hocasını hayalleriyle kurduğu at çiftliğini gezdirdi. 7 sayfalık kompozisyonu ise evin girişine asarak hayallerine inanmaya devam etti.