Karaciğer nakilleri başta olmak üzere hem ulusal hem de uluslararası alanda birçok başarılı çalışmaya imza atan İnönü Üniversitesi’ni, Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik ile konuştuk. Üniversitenin bilimsel çalışmalarından halk-üniversite ilişkilerine, ikinci üniversitenin kurulmasından yeni hastane projelerine kadar birçok konuyu samimiyetle anlatan Rektör Çelik, “2014-2015 yılları bizim atak yıllarımız olacak” dedi.
Bu yıl 39 yaşında olan İnönü Üniversitesi’nin ekonomik anlamda Türkiye’de bütçesi en büyük 14. üniversite olduğunu belirten Rektör Cemil Çelik, “Şu an Türkiye’de aynı yaşa sahip üniversite sayısı 20’dir. Yani İnönü Üniversitesi Türkiye’nin ilk kurulan 20 üniversitesi içerisinde bulunmaktadır. Bugün 13 fakültesi, 4 yüksekokulu, onlarca araştırma ve uygulama merkezi olan, engelli çocuklardan üstün yetenekli çocuklara varıncaya kadar 12 aktif meslek yüksekokulu (MYO) olan, 5 de lisansüstü eğitim yaptıran enstitüsü olan Türkiye’nin gelişmesini tamamlamış üniversitelerinden biridir. 2014 yılı itibariyle 305 milyon liraya yakın devletin cari bütçesinden pay alan, buna yakın bir rakamda da kendi bünyesindeki hastane ve döner sermaye işletmelerinden elde ettiği gelirle bütçesi yaklaşık 600 milyon lira olan bir üniversitedir. Bu büyüklüğüyle ekonomik olarak Türkiye’de bütçesi en büyük 14. üniversitedir” dedi.
“YURTDIŞINDAKİ ÜNİVERSİTELERE DESTEK VERİYORUZ”
Üniversitenin özellikle sağlık alanında ulusal ve uluslararası başarılara imza attığını kaydeden Çelik, hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki üniversitelerin karaciğer nakli konusunda İnönü Üniversitesi’nden destek istediklerini söyledi. Rektör Cemil Çelik, şunları ifade etti:
“Biz ağırlıklı olarak sağlık alanında çok iyi işler yapıyoruz. Üniversitemiz bünyesinde Tıp Fakültemiz var. Tıp Fakültemizde İngilizce ve Türkçe tıp olarak iki programımız var. Bunun dışında Eczacılık Fakültemiz var. Ankara’nın doğusundaki en gelişmiş Eczacılık Fakültelerinden birisi. Türkiye’de sayısı az olan Odyoloji, Fizyoterapi gibi bölümlerin de içerisinde bulunduğu, 4 yıllık eğitim veren Sağlık Yüksekokulumuz var. İnşallah bu yıl bu okulumuzu aktif 6 adet bölümün olduğu Sağlık Bilimleri Fakültesi yapacağız. Bunun dışında Sağlık Meslek Yüksekokulumuz var. Yine çok genç olmasına rağmen çok iyi konumda olan, bünyesinde 150 diş ünitesini barındıran Diş Hekimliği Fakültemiz var. Ve bu okullarımız her geçen gün daha da gelişiyorlar. Karaciğer nakli konusunda yurtdışındaki üniversitelere destek veriyoruz. Örneğin şimdi Azerbaycan bizim arkadaşlarımızdan destek alıyor. Almanya’dan, Polonya’dan, Tayvan’dan birkaç hafta sonra buraya karaciğer naklini öğrenmeye gelecekler. Türkiye’nin ön plandaki üniversiteleri ‘Biz şunu yapmak istiyoruz, bize yardımcı olur musunuz?’ diye bizden ricada bulunuyor. Hem de bizden çok kıdemli üniversiteler.”
“3 AYRI MÜZİK BÖLÜMÜMÜZ VAR”
İnönü Üniversitesi’nin Güzel Sanatlar alanında da Türkiye’de 6 doktora eğitimi yaptıracak kapasitede olduğunu belirten Çelik, “Örneğin hem Eğitim Fakültesinde hem Güzel Sanatlar Fakültesinde hem de Konservatuvarda Müzik bölümümüz var. Bu 3 fakültemizdeki her bir Müzik bölümünün de ayrı koroları var. Bu korolar halk müziği, sanat müziği ve diğer alanları kapsıyor” dedi.
“ARTIK SADECE ULUSAL BİR ÜNİVERSİTE DEĞİLİZ”
Rektör Çelik, üniversite bünyesinde yabancılar da dahil 700’e yakın öğretim üyesinin görev yaptığını, 33 bin 500 öğrencinin ise eğitim aldığını dile getirerek, İnönü Üniversitesi’nin her geçen gün biraz daha uluslararasılaştığını söyledi. Çelik, “İnönü Üniversitesi olarak 2013 yılını 700’e yakın öğretim üyesiyle tamamladık. Bu öğretim üyeleri içerisinde 39 öğretim üyemiz yabancı uyruklu. İngiltere’den, Almanya’dan, Amerika’dan, Azerbaycan’dan tutun da Beyaz Rusya’ya varıncaya kadar birçok ülkeden öğretim üyemiz var. Hatta İlahiyat Fakültemizin Yabancı Diller Yüksekokulu bünyesinde Arapça alanında görev yapan Suriye kökenli, donanımlı, Arap Dili ve Edebiyatı alanında uzman öğretim üyemiz var. Üniversitemizde 33 bin 500 öğrenci eğitim görüyor. 58 ülkeden 600’e yakın da yabancı öğrencimiz var. İnönü Üniversitesi, artık sadece ulusal bir üniversite değil, her geçen gün biraz daha uluslararasılaşan bir üniversite. Üniversitemizin 3 binin üzerinde yüksek lisans ve doktora öğrencisi var. Yani 3 bin 500 öğrencinin yüzde 10’u yüksek lisans ve doktora yapan öğrencilerden oluşuyor. Uzaktan Eğitim Merkezimiz, Sürekli Eğitim Merkezimiz var ve en önemlisi de 3 senedir hizmet veren Yabancı Diller Yüksekokulumuz var. Moleküler Biyoloji Genetik Tıp Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ile Engellilerde Spor ve Egzersiz denilen programda -ki bu program Türkiye’de sadece bizde var- hazırlık sınıflarına yabancı dil dersleri veriliyor. İngilizce, Arapça’nın dışında, Farsça, Fransızca ve önümüzdeki yıllarda Çince ve Japoncayı da Yabancı Diller Yüksekokulu bünyesine almak istiyoruz. Bu okulumuz sadece öğrencilerin değil, şehirde ticaretle uğraşan, ihracat-ithalat yapan insanlarımızın da yararlanacakları ve eğitim almaları yönünde gün geçtikçe gelişiyor” şeklinde konuştu.
2014 HEDEFİ, HER İLÇEYE BİR MESLEK YÜKSEKOKULU
2014 yılı içerisinde Malatya’daki her ilçede, o ilçenin adını taşıyan MYO’ların yapılmasını planladıklarını kaydeden Rektör Cemil Çelik, “Bu güne kadar tabelaları Battalgazi kampüsünde olup da diğer ilçelerin adını taşıyan okullarımız, ait oldukları ilçelere taşınacak” dedi. Çelik, şu bilgileri verdi:
“Üniversitemizin çok geniş bir yerleşim alanı var. En büyük alan ana kampüsümüz. Bunun dışında şehirde Yakınca kampüsümüz var. Belediyenin yanındaki MYO alanımız var. Battalgazi ilçesinde 700 dönümlük kampüsümüz var. Hekimhan MYO ve yurdumuz bu sene muhtemelen Haziran ayında bitmiş olacak ve oraya taşınacak. Arapgir MYO bitmiş durumda, içinde yurt, kapalı spor salonu ve gelişmiş donatıların olduğu, bine yakın öğrencinin eğitim göreceği bir okul mevcut. Hedefimiz 2014 yılı içerisinde Malatya’daki ilçelerimizde, ilçenin adını taşıyan MYO’ların bulunması. Kale ilçesinde turizm ve uygulamalarına yönelik MYO olacak. Orada Turizm Bakanlığından onay almış, göl kıyısında modern bir turizm tesisi kapsamında olan otelimiz de var. Benim rektörlüğüm döneminde biten Darende’deki MYO var. 3 yıldır eğitim vermeye devam ediyor Darende’de. Orada sadece yurt eksiğimiz var. Bununla ilgili Kredi Yurtlar Kurumu Bölge Müdürlüğü ile irtibat halindeyiz. Sürgü’de de bir MYO ile bir hayırseverimizin yaptırdığı 200 kişilik yurt binası var. Yani önümüzdeki yıl en büyük hedeflerimizden bir tanesi, bütün ilçelerimizin adını taşıyan MYO’lar, ilçelere taşınacak.”
“KARACİĞER NAKİL HASTANESİ BU YIL BİTECEK”
2013 yılında yapılan çalışmalar ile 2014’te hayata geçecek projelerle ilgili bilgiler de veren Rektör Çelik, “Dünyada ilk olan Karaciğer Nakil Hastanesi projemiz var. Yaklaşık 160 yataklı ve 12 ameliyathanesi olan, sadece bir organa özel olması yönünden dünyada eşine rastlanmayan bir hastane. Bu hastanemiz 2014 yılı içerisinde bitecek. Tüm donanımları dahil bu hastane yaklaşık olarak 80 milyon liraya mal olacak. Karaciğer naklinde çok başarılı olan arkadaşlarımız daha çok nakil yapacaklar. 2013 yılında 304 karaciğer nakli yaptık. 2015 yılı hedefimiz 500 karaciğer nakli yapmak. Nakil konusunda şu anda dünyada ikinciyiz.
Hastanenin karşısında, içerisinde 22 dükkanı olan mini bir alışveriş merkezimiz yaklaşık bir aya kadar hizmete girecek. Hastanenin içindeki kantin, kafeterya gibi işletmeleri dışarıya çıkaracağız. Hastanemizin acil bölümü, 2014 yılında erişkin ve çocuk acil olarak ikiye ayrılacak. Yine Eczacılık Fakültesi binamız bir-iki ay içinde tamamlanacak. Üniversitenin öncülüğünde yapılan 144 konutluk TOKİ konutları bitti, şu an Belediyenin yolu açmasını bekliyoruz. Muhtemelen Mayıs ayında tamamen hazır olacak” İFADELERİNİ KULLANDI.
“DOĞU’DAKİ EN BÜYÜK ENGELLİ ÇOCUKLAR MERKEZİ OLACAK”
Üniversite içerisinde kurulacak Ankara’nın doğusundaki en büyük Engelli Çocuklar Merkezi ile ilgili çalışmaların son aşamaya geldiğini söyleyen Çelik, “Belki de bu şekilde Türkiye’de ilk kez çok farklı alanlarda engellilerle ilgilenen, multidisipliner anlamda mesleklerin birlikte hizmet verdiği, modern ve örnek bir Engelli Çocuklar Merkezini Malatya’ya ve çevre illere kazandırmış olacağız” dedi. Çelik, şöyle konuştu:
“TED’e yeni ve modern bir yer verdik. TED’in iki katlı eski binasında şu an restorasyon çalışmaları devam ediyor. Yaklaşık iki aya kadar bitmiş olacak. Burası hem Ankara’nın doğusundaki en büyük Engelli Çocuklar Merkezi olarak hem de İnönü Üniversitesi Vakfının rehabilitasyon merkezi olarak hizmet verecek. Ayrıca fizik tedavi ile ilgili bir takım uygulama laboratuvarlarını da orada konuşlandıracağız. Hem üniversitemizin Eğitim Fakültesindeki özel eğitim öğrencileri orayı eğitim yeri olarak kullanacaklar ve destek olacaklar hem de Beden Eğitimi Spor Yüksekokulumuzdaki engelliler için egzersiz alanı olacak. Bunun yanında Beden Eğitimi Öğretmenliği bölümü de orayı uygulama alanı olarak kullanacaklar. Belki de bu şekilde Türkiye’de ilk kez çok farklı alanlarda engellilerle ilgilenen, multidisipliner anlamda mesleklerin birlikte hizmet verdiği, modern ve örnek bir Engelli Çocuklar Merkezini Malatya’ya ve çevre illere kazandırmış olacağız. Mühendislik Fakültesi binasının neredeyse yarısı bitti. İki blok halindeki binamız bitti ve hizmete girdi. Önümüzdeki yıl ‘Öğrenci Merkezi’ dediğimiz, bütün öğrencilerin, öğrenci kulüplerinin, Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının ve enstitülerin yer aldığı dinlenme, okuma salonlarının yer aldığı merkezi bitireceğiz. Teknopark tamamlandı, şu an çevre düzenlemesi yapılıyor. İlkbahara doğru Teknopark’ın açılışını yapacağız. Kale’deki otelimiz bitti. Burası da hizmete girecek. Tüm bunların yanında daha birçok çalışmamız var.”
ÜNİVERSİTE TARİHİNDE BİR İLK
Üniversitenin fiziki olarak en iyi şekilde yapılanması için ellerinden gelen tüm gayreti sarf ettiklerini, ancak asıl önemli olanın söz konusu fiziki alanları dolduran bilim insanlarının çalışmaları olduğunu vurgulayan Rektör Çelik, “Asıl önemli olan bu fiziki alanları dolduran bilim insanlarının bu ülkeye neler verdikleri ve neler verecekleridir. Bu noktada da üniversitemiz atağa kalkmış durumda. 2013 yılı, yapılan 70 proje ile üniversite tarihinde en çok araştırma projesinin yapıldığı yıl oldu. Bundan sonra birçok ülke ile uluslararası projelerimizle her alanda yeni ataklar yapacağız.”
“ÖNEMLİ OLAN BİLİMSEL YAYINLARIN SAYISI DEĞİL”
Zaman zaman yapılan sıralamalarla gündeme gelen “bilimsel yayın sayısı” konusunda İnönü Üniversitesi’nin konumu ile ilgili de konuşan Rektör Cemil Çelik, önemli olanın bilimsel yayın sayısı değil, bu yayınların bir katkıya dönüşmesi olduğuna dikkat çekti. “Üniversitenin bilimsel yayınlarında düşme yok, aksine artma var” diyen Çelik, şöyle devam etti:
“Ancak bugün artık dünyada bilimsel yayın dediğimizde 10-15 sene önceki bilimsel yayın kavramı anlaşılmıyor. Yani yapılan bilimsel yayın, sonunda bir ürüne, ekonomik bir katkıya dönüşmüyorsa, bir yenilikçi proje, bir patent, bir buluş ortaya koymuyorsa binlerce yayınınız da olsa çok önemli değil. Önemli olan, bilimsel yayının getirisinin ne olacağıdır veya hangi problemi çözeceğidir. Dünyada artık bilimsel yayınlara bu açıdan bakılıyor. Bununla ilgili olarak üniversitemizin geçtiğimiz yıl TÜBİTAK’tan aldığı desteği de kattığımızda projeye verdiği destek 10 milyon liranın üzerindedir. Üniversitemizin 2013’teki özellikle uluslararası endekslere giren yayın sayısı 500’ü geçecek. Bundan sonraki yıllar, özellikle 2014-2015 yılları bilimsel çalışmalarda bizim atak yıllarımız olacak. Üniversitenin 2013 yılına kadar patent başvurusu yoktu; ama şu an ilk kez 2013 içerisinde 10’un üzerinde patent başvurumuz oldu. Bu da bilimsel açıdan önemli bir kriter. Avrupa Birliği’nin değişik ülkeleriyle ortak yürütülen projelerimiz var. Daha önce TÜBİTAK projelerimizin sayısı 6-7’yi geçmemişti; şu an 15’ün üzerindeki TÜBİTAK projesiyle bir ilki de gerçekleştireceğiz.”
“SANAYİCİLERE KATKI SUNMAK İSTİYORUZ”
Rektör Cemil Çelik, Malatya’da sıklıkla gündeme getirilen “üniversite-sanayi işbirliği”ne ilişkin olarak da, “Sanayicilerimin de üniversitemizin olanaklarından maksimum ölçüde yararlanması için çalışmalar yapacağız. Üniversitemiz sadece araştırma yapan, makale yazan, eğitim veren bir kurum değildir” şeklinde konuştu.
Sanayicilere her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirten Çelik, “Biz öncelikle bir türlü dikiş tutturamadığımız ‘üniversite-sanayi işbirliği’ konusunda çalışmalar yapmak istiyoruz. Öncelikli olarak sanayicilere üniversite olarak ne kadar destek olabiliyorsak, gücümüz nispetinde o kadar katkı sunmak istiyoruz. Bunların üzerinde duracağız. Üniversitemizin sahip olduğu araştırma merkezlerimiz, laboratuvarlarımız uluslararası standartların üzerindedir. 2013’ün başında TÜBİTAK’ın ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin laboratuvarları çalışmadı ve Türkiye’deki bütün analizler bizim petrol analiz laboratuvarımıza geldi. Bu da laboratuvarımızın ne kadar nitelikli olduğunun bir göstergesi. Sanayicilerimin de üniversitemizin olanaklarından maksimum ölçüde yararlanması için çalışmalar yapacağız. Üniversitemiz sadece araştırma yapan, makale yazan, eğitim veren bir kurum değildir. Aynı zamanda toplumun ve içinde bulunduğumuz coğrafyanın, ülkemizin ihtiyaçlarını karşılama noktasında da gayret sarf ediyor. Örneğin hastanenin yanındaki konuk evimiz var ve günlük ortalama 200 kişiyi burada konuk ediyoruz. Geçenlerde Adana’dan bir profesör karaciğer nakli için hastanemize gelmişti ve eşi konuk evimizde kaldı. Öve öve bitiremiyor. Şu an bizim de bir yakınımız bir büyükşehirde, çok meşhur bir üniversitenin hastanesinde yatıyor ve durum içler acısı. Ama bizim hastanemiz pırıl pırıl, son derece modern, tüm personelin hastayla ilgilendiği bir hastane. Bu anlamda çok iyi bir konumdayız. Gelecekte çok daha iyi olacağız” dedi.
“ÜNİVERSİTELER SİYASET ÜSTÜ KURUMLARDIR”
Üniversitelerin siyaset üstü kurumlar olduğunu ve bu konuda asla taviz vermediklerini vurgulayan Rektör Çelik, “Bizim en büyük gayretlerimizden biri de biz üniversitemizi siyasetin günlük tartışmalarının içerisine hiç sokmadık, bundan sonra da sokmayacağız. Üniversiteler siyaset üstü kurumlardır. Elbette ki herkesin siyasi bir görüşü olacaktır ama üniversitedeki işlerinin siyasi kanaatleriyle alakası olmayacak. Öğretim üyeleri hangi alanda başarılıysa onunla ilgilenecek, bu noktada biz hiç kimseyi kimseden ayırt etmiyoruz. Kimsenin tesirinde de kalmıyoruz. Dünyanın ileri demokrasiye sahip ülkelerinde üniversiteler nasıl idare ediliyorsa ve yapılanıyorsa, onlar gibi yapılanmaya gayret ediyoruz” dedi.
“BUNDAN DAHA İYİ HALKLA DİYALOG OLUR MU?”
Geçmişte sıkça konuşulan “Halk ile üniversite arasında kopuk bir ilişki var” şeklindeki eleştirileri hatırlatarak, üniversitenin bu konuda şu an ne konumda olduğunu sorduğumuz Rektör Çelik, “Halkla ilişki demek, her gün üniversite yöneticilerinin şehirdeki kahvelerde, oturma yerlerinde gidip oturup da vakit geçirmek demek değildir. Bu ne yazık ki geçmişten beri böyle algılandı, böyle bir beklenti oluştu. Üniversitenin halkla ilişkisi hizmet noktasındadır” dedi ve şöyle devam etti:
“Hastane olarak kaliteni artırırsın, vatandaşın sağlık problemini mahallinde çözersin, Ankara’ya, İstanbul’a gitmesinin yolunu kesersin. Bu anlamda üniversitemizin hastanesi yüzde 95 oranında dolu. Hatta sağlık turizmine geçmekten bahsediliyor. Sağlık turizmi için dışarıdan getireceğimiz insanları nerede yatıracağız? Yerimiz yok. İnşallah 2014 yılının sonunda da 150 yataklı bir ‘kanser hastanesi’ düşünüyoruz. Kanser hastanesi yapıldığında, hastanemiz toplamda bin 550 yataklı bir hastane olacak. Türkiye’de bu büyüklükte çok az üniversite hastanesi var. Biz sağlıkta vatandaşa hizmet veriyoruz. Bundan daha iyi halkla diyalog olur mu? Bunun dışında ayırt etmeksizin isteyen sivil toplum örgütünün projelerine, uygun olduğu sürece destek veriyoruz. Üniversitemizde yapılacak etkinlikleri duyuruyoruz, herkes katılabilsin diye. Hatta korolar oluşturacağız, bu korolar ilçeleri dolaşacak ve her ilçede konser verecekler. Eskiden Malatyalı işadamları üniversitenin yüzüne bakmıyorlarmış. Şimdi son dört buçuk yıl içerisinde üniversiteye 45 milyon lira katkı sağladılar. Sürgü yurdunu bir hayırseverimiz yaptı, Hekimhan yurdunun yüzde 50’sini bir başka hayırseverimiz yaptı. İlahiyat Fakültesini Malatya Girişim Grubu yaptı. Konukevimiz yine işadamlarımızın desteğiyle yapıldı. Daha bu şekilde çok sayıda örnek sayabiliriz. Tüm bunlar üniversitemizin, halkla ilişkiler noktasında da çok iyi bir konumda olduğunu gösteriyor. Biz, halkıyla barışık bir üniversiteyiz. Üniversitenin tüm açılışlarında, etkinliklerinde Arguvan türküleri söyleniyor. ‘Konservatuvarda mutlaka Arguvan türkülerinden dolayı Türk Halk Müziği bölümümüz olacak’ diyorum. Bunların yanında Adli Tıp Kurumuna biz yer verdik, Keklik Üretme İstasyonuna biz yer verdik. Halkla barışıklık bu değil mi?”
“GEÇMİŞTEKİ KOPUKLUK SADECE O DÖNEMDEKİ ÜNİVERSİTE YÖNETİMİNDEN KAYNAKLANMADI”
Geçmişte halk ile üniversite arasında yaşanan kopukluğun, sadece üniversiteyi idare edenlerden kaynaklanmadığını düşündüğünü söyleyen Çelik, “Geçmişte sırça köşk gibi üniversite bir yere konmuş, halk farklı bir yerde. Ancak bunu söylerken şunu da düşünüyorum: Bu üniversiteyi idare edenlerin yanlışları olduğu gibi kendini halkın temsilcisi zanneden bazı kişilerin de birçok yanlışı olmuş. Üniversitenin bir ekibin, bir grubun veya siyasi partinin arka bahçesi olması isteniyorsa, o zaman burası üniversite olmaktan çıkar. Böyle bir şey kesinlikle olamaz. Dünyada böyle bir üniversite yok. Gelişmiş olup da siyaseten öne çıkmış bir üniversite algısı hiçbir yerde yok. İşte Türkiye’de bizim yanılgımız da budur. Üniversitede her dünya görüşünden insan olacak ama işini yapan insanlar olacak. Biz üniversite-halk ilişkisini böyle anlıyoruz. Kimseyle de kavgalı değiliz. Tüm kurumlara bu konuda açığız. Örneğin bir etkinlikleri olacağı zaman kapılarımızı sonuna kadar açıyoruz. Hatta o kadar ileri gittik ki üniversitenin bazı tesislerini halka açtık. Maalesef istismar edildi. Üniversitenin içerisinde her gün düğün yapıldı, uyuyamaz hale geldik ve bu işi sonlandırdık. Diğer taraftan üniversitemizin havuzu, restoranları da halka açık fakat buraya gelenler de pikniğe gider gibi kilimini serip oturamazlar. Sonuçta buranın bir usulü var, ona göre davranılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“HER KONUDA STAR OLMAMIZ BEKLENMEMELİ”
Malatya’da dillendirilen kalp hastanesi talebi ile ilgili de konuşan Rektör Cemil Çelik, “Kanser hastanesinden sonra ilerleyen süreçlerde kalp hastanesi açmak gibi bir düşüncemiz var. Ancak bir üniversitenin her konuda star olmasını da beklememek lazım. Biz önceliklere göre hareket ediyoruz. Malatya’da biz meyve olarak kayısı ile tanınıyoruz. Oysa Malatya’da ceviz de var, elma da var, üzüm de var. Ama Malatya denince akla kayısı geliyor. Bizim üniversitemizde kayısının yerine koyabileceğimiz karaciğer nakli var. Bu sadece ön plana çıktığımız alan. Ama tabiki cevizimiz de var üzümümüz de var. Sırası gelince onları da hayata geçireceğiz. Hepsini aynı anda başlatırsanız kaldıramazsınız, belli bir sırayla olacak. Şu an üniversitemizin Yapı-İnşaat Dairesi tüm bu işleri takipte zorlanıyor. Şimdi fiziki olarak en az 20 adet devam eden çalışma var” dedi.
“ÖĞRENCİLERİN YURT PROBLEMİ YOK”
Rektör Cemil Çelik, Malatya’daki öğrencilerin barınma probleminin olmadığını dile getirerek,
“Şu an üniversitenin içerisinde pembe yolun bir tarafında yaklaşık 3 bin 800 öğrencinin kaldığı kız yurdumuz var, iki adet 500 kişilik yap-işlet-devret modeliyle yaptığımız özel yurdumuz var. İnşallah 2014 yılında da kampüsün diğer tarafına bin kişilik erkek yurdu yapılacak. Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun 2014 yılı programına konulan bir proje bu. O da yapıldığı zaman üniversitenin yurt sorunu büyük oranda çözülmüş olacak. Şehirde Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun yurtları var, özel yurtlar var. Yani Malatya’da öğrencinin yurt problemi yok. Özellikle bin kişilik erkek yurdu bu konuda bizi epeyce rahatlatacak” diye konuştu.
“TRAMBÜS, ULAŞIM SORUNUNU ÇÖZECEK”
Öğrencilerin ulaşım sorununun trambüs projesi ile çözüleceğini söyleyen Çelik,
“Trambüs için bize Belediyeden yazı yazdıklarında bir günde yazılarına ‘her türlü altyapıyı yapabilirsiniz’ diye cevap verdik. Şu anda bu işin altyapısı yapılıyor. Biz öğrencilerin ulaşımla ilgili problemlerini Belediyeye bildiriyoruz. İnşallah trambüs yapıldığı zaman üniversiteye geliş-gidiş daha kolay olacak. Bir de şu var: Belli bir saatte öğrencilerin hepsi yoğunlaşıyor. Kimse ‘Ben yarım saat önce bineyim’ demiyor. Aynı saatte yüklenme olunca Belediye de araç yetiştiremiyor ve sıkışıklık oluyor. Diğer bir konu, 39 yıllık üniversitenin içme suyu yok. Bu kadar leziz su kaynağı olan bir şehrin üniversitesinin içme suyunun olmaması çok kötü. Şimdi Belediye geç de olsa bununla ilgili çalışma başlattı. Hastaneden sonra içme suyu yok. Bu tarafa da vermek için yolları kazdılar, muhtemelen birkaç aya kadar bu sorun çözülmüş olacak” şeklinde konuştu.
“İKİNCİ ÜNİVERSİTE İÇİN HER ŞEY HAZIR”
Malatyalıların beklentileri arsında yer alan ikinci üniversite konusundaki girişimleri de anlatan Rektör Çelik, bu konuda üniversitenin gerekli adımları attığını, bundan sonrasında ise Malatya’nın siyasetine yön verenlere görev düştüğünü belirtti. Çelik, ikinci üniversite için her şeyin hazır olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Ben bütün üniversitelerin büyükşehirlerde yoğunlaştırılmasına karşıyım. Bunun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çünkü örneğin İstanbul trafiğinin keşmekeşi konusunda herkes şikayetçi. Zaman zaman Başbakanımız da orada belediye başkanlığı yapmış biri olarak bu konuda serzenişte bulunuyor. Ama bu dönemde İstanbul’da 40-50 üniversite açıldı. Her birinin 10 bin öğrencisi olsa yarım milyon nüfus daha İstanbul’a ilave edilmiş oldu. Halbuki bu üniversiteler Malatya gibi gelişmekte olan Anadolu şehirlerinde açılsa öğrenciler perişan olmadan hem de daha ucuz hem daha sağlıklı bir kampus ortamında eğitim alırlar. Bu nedenle göreve geldiğimden beri Malatya’nın ikinci bir üniversiteye ihtiyacı olduğunu söylüyorum. Bunun için de Battalgazi kampüsümüzü büyüttük. Bugünlerde uğraşıyoruz 2 bin 500 dönüm atış alanını katacağız. Oranın master planını çıkardık, Malatya’da ikinci tematik tarım ve tarım teknolojileriyle ilgili 4-5 bin öğrenci kapasitesi olacak bir üniversitenin kurulması için adım attık. Senatodan geçti, YÖK’e de yazı yazdık. Bundan sonra iş artık siyasilere ve mevcut siyasi iktidara kaldı. Malatya’da ikinci üniversitenin olup olmamasına onlar karar verecekler. Bu noktada da Malatya’nın siyasetine yön verenlere görev düşüyor. Biz gerekli girişimleri ve üzerimize düşeni yaptık. Gerisi onların performansıyla ilgili. Türkiye’nin hiçbir yerinde de bir üniversite, bir rektör kendisine rakip ikinci bir üniversitenin açılmasına izin vermez. Ama ben geldiğimden beri ikinci üniversitenin olması gerektiğini söylüyorum. Örneğin Erzurum Teknik Üniversitesi kuruldu. Atatürk Üniversitesi zar zor 150-200 dönüm yer verdi. Oysa biz her şeyi hazırladık; master planı ve fakülteleri hazır, konsepti belli. İnönü Üniversitesi’nin kopyası olan bir üniversite olmayacak. İnönü Üniversitesi’nin ilgi alanı ayrı, orası tarımla ilgili bir üniversite olacak. İstanbul’da iki tane apartman birleştirilip üniversite açılıyor. Bir mühürle, bir rektörle üniversite açılıyor. Ama burada 4 bin dönüm yer var. En az 50 öğretim üyesi var, çalışanları var. Her türlü altyapısı tamam. Dediğim gibi artık bu iş siyasi iktidarın vereceği karara bağlı.”





