Günümüzde Peygamberimizin sünneti denildiğinde nedense insanların hatırına hep şekli sünnetler gelmektedir, sünnet sadece belirli kalıplara sığdırılarak sınırlanmaktadır.

GÜZEL BİR SÜNNET: SADELİK

Günümüzde Peygamberimizin sünneti denildiğinde nedense insanların hatırına hep şekli sünnetler gelmektedir, sünnet sadece belirli kalıplara sığdırılarak sınırlanmaktadır.

Aslında Peygamberimizin sünnetleri arasında; sadelik, tevazu, adalet, iyilik, isar (diğergamlık) gibi önemli değerler unutulmaktadır.

Mesela Peygamberimiz sade bir insandı, sadeliği sever ve sade olmayı asbabına, ümmetine öğütlerdi.

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur :

Sadelik imandandır. Ebu Davud.

Yani; Lüks ve abartılı yapmacık bir hayat tarzından uzak durmak, kendini olduğundan abartılı göstermemek, içten ve samimi olmak.

Peygamberimiz sadeliği bir iman göstergesi olarak bizlere anlatmaktadır, imanın hayata yansıyan yönlerinden biridir sadelik. Soyut olan iman hakikatinin sadelik şeklinde somutlaşmasıdır

Sadelik, gönderilen bütün peygamberlerin hayat tarzıdır.

Sadelik, insana kul olduğunu hatırlatan bir haslettir

Sadelik,doğal ve duru olan İslam’ın hayata yansıttığı bir güzelliktir.

Sadelik, her türlü rolden, her türlü maskeden, her türlü görünme arzusundan kurtulup, olduğu gibi davranmaktır.

Peygamberlirin hayatlarına baktığımızda; Hz. Adem çiftçi, Hz. Nuh Marangoz, Hz. İdris terzi, Hz.Davud demirci, Hz. Hud ve Salih tüccar her bir peygamberin sade bir hayatı olduğunu görüyoruz.

Çobanlık yapmayan peygamber yok gibi.

Sadelik son peygamber Hz. Muhammed’in hem yaşadığı hem de yaşattığı bir sünnet.

Onu görmeye gelenler: Hanginiz Muhammed’siniz diye sormak zorunda kalırlardı.

O evinde eşine yardım eder, söküğünü diker, elbisesini yamar, yere oturur, kendi işini başkalarına havale etmez, kapısında kapıcılar dikilmez, görüşmek isteyen çok rahat görüşürdü, eşeğe biner, terikesine adam alırdı.

Günümüz kapitalist batı kültürünün hegemonyası altında yaşayan modern insan, özellikle tüketim canavarı olarak kurgulanmış ve tüketmek için yaşayan bir canlı formuna dönüştürülmüştür. Biz müslümanlarda maruz kaldığımız kültürel emperyalizm sebebiyle aynı yaşam tarzına doğru hızla sürüklenmekteyiz.

Televizyonlar, sinemalar, sosyal medya, ve bütün kitle iletişim araçları, insanı tüketen bir varlık olarak kodlamaya çalışmakta, mutlaka bir şeyler almanız gerektiği modern dünyanın bütün etkileşim araçlarıyla zihnimize, gönlümüze ve bütün benliğimize kazınmaktadır.

Bu yaşam tarzı sadece kendimizi değil aynı zamanda içinde yaşadığımız dünyayı da helake sürüklemektedir.

Günümüz dünyasının kan ve göz yaşı üzerine kurulmasının nedenlerinden biri de ‘Batı Kültürü’nün biz dayattığı tüketim kültürüdür.

Oysa ki Rabbimizin vermiş olduğu nimetler bütün dünya insanlarını fazlasıyla doyuracak kadar yeterlidir.

Hz. Peygamberin imanın göstergesi olarak ifade etmiş olduğu sade yaşam tarzı aslında modern dünyanın müzmin belalarının çok basit ve etkili bir ilacıdır.

Çözüm basit: İhtiyaçtan fazlasını tüketmeyecek ve paylaşacağı.

Cenab-ı Hak, Hz.Peygamber’in sünneti üzere bir yaşam sürmeyi bize nasip etsin. Zira onun yolunda en küçük sapma hem dünyamızı hem de ahiretimizi helake sürükleyecektir.