Türkiye'de seçim sürecinin anlaşıldığı en belirgin olgu seçim arabalarıdır. Yurt dışından birinin Malatya'ya geldiğini ve seçimden haberdar olmadığını düşünün... Seçim arabalarını gördüğü anda ayıkacaktır.

En az maliyetli bir reklam türüdür. İş o hale geldi ki, rahatsız olmayan yok. Sabahtan akşama kadar bu yüksek sesli arabalar caddeleri, sokakları eskitiyor. Büyükşehir ile beraber Yeşilyurt ve Battalgazi de eklenince çekilmez bir hal aldı. Bazen aynı sokakta farklı üç partinin arabası rast geliyor. Ses karmaşasını siz düşünün!

Bu yüzyılda bu kadar reklam çeşidi varken, devasa afişler, gazete reklamları, televizyon reklamları, internet reklamları... İlkel kalmış bir uygulamadır bu sesli arabalar. Ve insan haklarına aykırı bir uygulamadır.

Kışla Caddesi'ndeki bir esnafın halini düşünün. Veya herhangi bir caddedeki esnafı... Her partinin üç adayı ve en az altı arabası var. Dört partiden eder sana 24 sesli araba... Bu arabalar Kışla Caddesi'nden, Dörtyol'dan Fuzuli Caddesi'nden kaç kere geçiyor?

İnsanları bu kadar rahatsız eden bir uygulamadan lütfen vazgeçiniz. Bağıra bağıra adayın ismini haykıran ve detone olan şahsın adaya oy kazandıracağı yerde oy kaybettirecektir.

Medeniyet dediğimiz olgu bize çok yakındır: Açın interneti bakın Batı'ya... Adama deli derler deli!

MALATYA'DA ENGELLİ OLMAK

Yaklaşık 49 bin engelli insan var Malatya'da... Ve inanın empati kuran her Malatyalı anlar ki, engel olan uzuv değil engelsiz insanların engelli düşünceleridir. Malatya'da kaç işyerinin, kaç hanın, kaç üstgeçidin asansörü var?

Geçen gün MHP Belediye Başkan Adayı Şinasi Kazancıoğlu'ndan duydum... Malatya'da engellilerin para çekecek bankamatiği dahi yokmuş!

Bağıra bağıra siyaset yapacağımıza ne olur biraz empati kuralım lütfen, empati! Duyalım, hissedelim ve gerçekten uygulamaya geçelim.