Cumartesi gece daha çok mücadele eden ve kazanmayı isteyen kazandı. Futbol onları özlemişti onlar da futbolu.

Dolu dolu geçen geceden kalanları da yazmak bizim görevimiz olsun.

Malatyaspor daha maçın başında oyunu rakip alana yıktı. Kendine güven eksiksizdi. Sahaya yayılış, yardımlaşma ve kazanma isteği tam puandı.

Defans kapısını kilitlemişti.

Orta alan çift yönlü mücadelenin köprüsüydü. Presi de iyi yaptılar atağa da iyi çıktılar. Özellikle Murat ve genç Rahman, Onazi, Okay ve Yusuf’u sahadan sildi süpürdüler.

Sarı kırmızılıların hem bireysel hem de takım ruhu olarak, rakibin çok üzerinde olduğunu gördük.

Trabzon karşısındaki Malatyaspor’u izleyenler bir off çekti derinden, ‘Ne güzel şeymiş’ dediler: “Futbol oynayarak kazanmak”

Gördük ki; futbol hakkını verdiğiniz zaman kimseye borçlu kalmıyor.

Gördük ki; alın terine mücadeleye hiçbir şey yanlış yapamıyor.

Sahada mücadele eden tüm futbolcuları ayakta alkışladık. Ancak arkadaşlarından daha fazla mücadele edenlerin de hakkını teslim edelim.

Kaptan Yalçın maçın dalga kıranıydı. Müsabakanın her alanında her anında emir ve görüşe hazır bir asker gibiydi. Malatyaspor defansının ‘kuş uçmaz kervan geçmez’ görüntüsüydü. Derleyici, toparlayıcı ve ustalığın yalın haliydi. Futbolun yaşla değil, akılla, mücadeleyle oynandığını bir kez daha gösterdi tüm Türkiye’ye. Futbol oynamak sana çok yakışıyor tebrikler koca adam.

Sadık’a bakınca ‘basit oynamak, mücadele etmek kadar asil bir şıklık yoktur’ dedim. Her maç varını vermekten kaçmayan, canı çıkana kadar mücadele eden, tekmeye kafa sokan yüreği kocaman çocuk. Kazandığın her kuruş ananın ak sütü gibi helaldir sana.

Rahman Buğra Çağıran... Rahman’ı sola, Buğra’yı orta sahaya, Çağıran’ı kaleye koysanız oynamıyorum demez. 3. Lig’den geldiği günden bu yana üstüne koyamaya devam ediyor. Türkiye’de genç bir oyuncunun aşama kat etmesine en güzel örnektir Rahman Buğra. Yeri geldi sabırla bekledi, forma geldi en iyisini verdi, şimdi de olmazsa olmazlar arasına girdi. Bu özgüven oldukça yolun çok açık genç adam...

Adem, bırakın futbolunu sadece soyadından yola çıkarak methiyeler almayı hak eden bir isim. İki işi bir arada yapmaya çalışan (atma-attırma), hiçbir pozisyonu küçümsemeyen, oynadığı her maçta bir şekilde skor üretmeyi başaran boyu küçük yüreği büyük adam. Seyretmeye doyamadım, akıl ve enerjiden oluşan bir yapısı var. Trabzon savunmasının kimyasını bozdu, rakibin en etkili adamı Pereira’nın iki kez içinden geçti. Oynadığı her maçta ilmik ilmik emek örüyor, göz nuru formayı alın teriyle ıslatıyor. Bunun adı hem profesyonellik hem de adamlıktır.

Bu övgülerin içinde Ertaç’a yer açmazsak haksızlık olur. Burak’ın yüzde yüzlük golünü engelleyerek, takımını oyunda tuttu, direnişin fitilini ateşledi. Süper Lig’de bir kaleci maça nasıl ortak olunur onu gösterdi, aferin sana efendi çocuk...

Zaman zaman yazdıklarımda ve TV programlarımda bu takımı yağcılık değil, eleştiri yola getirir demiştim. Belki bize kırıldılar, belki bizde bazen kantarın topuzunu kaçırdık. Ama iyi futbol ve sonucun alındığını görünce bizim de doğru eleştirilerle katkıda bulunduğumuzu gördüm. Sezon başından beri, bu filmi ilk defa seyrediyoruz. Bundan sonraki haftalarda inşallah kapalı gişe olur.

Bir sözüm de Malatyaspor taraftarına. Seyirci sayısının her geçen gün arttığını görmek mutluluk vericiydi. Trabzon ve Malatya taraftarının her iki takımı tribüne çağırması, 61. ve 44. Dakikalardaki ortak tezahüratları özlediğimiz futbol ortamlarını geri getirir gibiydi. Malatya tam bir ev sahipliği yaparken, Trabzon taraftarına misafirlik çok yakıştı. Sanırım tek eksik maça gelmeyen 16 bin taraftarın yarattığı boş koltuklardı...