Bu yazacağım yazıyla kimseyi ya da hiçbir kurumu hedef almıyorum, sadece Malatya’mın imkanlarından daha fazla faydalanmak istiyorum o kadar.
Yazın akşam saatlerinde dinlenmek için seçtiğimiz mekân Orduzu Tabiat Parkı, güneşin son günlerinde de pazar sabahlarımızın vazgeçilmezi oldu. Rutine bağladık herhalde, pazar sabahları orada güne merhaba diyoruz. Ama her gitmemde iyi bir söyleniyorum valla kusura bakmayın.
Neden mi?
Ortam güzel; doğaya, huzura, güneşe, oksijene doymak için en uygun yer ancak pislikten, bakımsızlıktan ölecek. Banklar kırılmış, neredeyse oturacak yer kalmamış ama ilgilenen yok. Etraf çöp kaynıyor ama temizlik işçileri resim çektiren çiftleri izlemekle meşgul.
Mangal yakılıyor, yemekler yeniliyor ama çer çöpü ortada kalıyor. Ve buna benzer daha birçok olumsuzluk almış başına gidiyor. Örneğin Büyükşehir Belediyesi tarafından bisiklet kiralamak için sistem kurulmuş ama çalışmıyor. Daha yeni kurulmuş biliyorum farkındayım ama sistemde hata var ve ilgilenen kimse yok. Eğer birilerinin umurunda olsaydı 3 haftadır üst üste gittiğimde düzelmiş olurdu.
“Ben yaptım gerisi beni ilgilendirmez” mantığıyla hareket edildiği besbelli. Ne olacak peki buranın hali? O banklar ne zaman yenilenecek ya da tamir edilecek? Temizlik görevlileri ne zaman işinin başında olacak? Çöp kutularının sayısı ne zaman arttırılacak? Ve doğru düzgün bir çay kahve içeceğimiz yer ne zaman faaliyete geçecek? (Şu an hizmet veren kafeden doğru düzgün hizmet göremediğimiz için) yeni hali elbette ki eski halinden kat kat güzel emeği geçen herkese teşekkür ediyorum ancak sonrasında yaşananlar ve ortaya çıkan görüntü tüm güzelliği kapatabiliyor.
Serseri mayın gibi ortada gezen gençler çoluğuyla çocuğuyla oturan aileleri huzursuz ediyor ve bu tür olayları önlemek için sürekli gezen güvenlik görevlileri bile yok Orduzu’da.
Tüm bu eksikliklerin giderilmesini yetkililerden isterken bizlere de görev düşüyor onlardan da bahsetmek lazım.
Çöplerimizi çöp kutusuna atmayı, yemeği yedikten sonra etraftaki atıklarımızı toparlamayı, bankları, masaları zarar vermeden kullanmayı, oraya gelen diğer insanlara saygılı olmayı ve binlerce insanında aynı mekandan faydalandığını unutmamamız gerekiyor.
Biz de vatandaş olarak çok sorumlu değiliz maalesef farkındayım.
İyi de neden?
Bizim için yapılan ve ailece faydalandığımız, zaman geçirdiğimiz yerler Ahmet Çakır’ın, Selahattin Gürkan’ın, Hacı Uğur Polat’ın tapulu malı değil bize yapılmış hizmetler neden sahip çıkmıyoruz, neden kendi malımız olduğunu unutuyoruz?
Ve en önemlisi neden birine birilerine garezimiz var gibi hor davranıyoruz?
Biz sahip çıkmadıkça yetkililerde umursamadıkça çocuklarımıza bırakacağımız eserlerimiz, değerlerimiz kalmayacak. En azından bunun farkında olalım…