Yeni Malatyaspor, Süper Lig’in ikinci yarısında iki kulvarda yarıştığından dolayı yoğun maç temposu ve kısıtlı kadro yapısından dolayı sıkıntılı süreçler geçirdi. Ligde ikinci yarı itibarıyla az puan toplayan takımlardan biri oldu. Aytemiz Alanyaspor’la oynayacağımız maçı kazanmak için hiçbir eksiğimiz yoktu. Kazanılması halinde puan olarak yığılmanın olduğu yerde ilk 5 için avantaj sağlayacak ve kupa için de moral depolayacaktık.

Maçta beklediğimiz gibi topla oynayabilme yüzdesi yüksek ve hücum özellikli bir kadro tercih edilmişti. Bu isabetli karar daha maçın başında farklılığını gösterdi. Her atağımızda gol fırsatları oluştu. Kamara’nın uygun açı ve zamanı olmasına rağmen boş kaleye atamaması, Adem’in kaçırdığı penaltı derken ilk yarıda maçı kazanacak skoru yakalayabilirdik. İkinci yarıya bir eksikle çıkacak Alanya nasıl oynayacak, biz nasıl oynamalıyız sorularının cevabını düşünerek hamleler yapılmalıydı. Rakip savunma yapıp zamanı tüketecek ve skoru korumaya çalışacaktı. Biz ise topa sahip olup, yaratıcı oyuncularla merkezden ya da kenarlardan gol bulmaya çalışacaktık. Maalesef Guilherme’yi bir süre sonra, Adem gibi yaratıcı iki oyuncuyu çıkardık. Dörtlü savunmayı ve iki ön liberoyu bozmadık. Oysa üçlü savunmaya ve tek ön libero’ya dönüp bekleri kanat gibi oynatıp çok adamla hücum yapabilirdik. Ayrıca ikinci yarı boş ve geniş alan bulması zor olan Kamara’yı oyunda tutmamalıydık. İkinci yarının ilk yarım saatinde merkezden hücuma ısrar ettik, orta yapamadık ve pozisyon üretemedik. Erkan Kaş’ın sorumsuz davranışı ve sonrasında Efecan’a verdiğimiz pozisyonla az daha maçı kaybediyorduk. Maçta “rahat yeneriz, yenilebiliriz” ve “neyse ki berabere bitti” duygularını bir arada yaşadık. Taktiksel olarak Erol Hoca’nın hataları skoru direkt etkiledi diyebilirim. Yalnız şu da var ki; boş kaleye atamazsan, Erol Hoca ne yapsın?

Bu maç aynı zamanda kupada yenmek zorunda olduğumuz Galatasaray maçına hazırlıktı. Gördük ki bizim kazanmamız bizim inisiyatifimizde değilmiş. “Buyur oyna da yen” deseler, yenemiyoruz. Bu konuda yoğun şekilde hazırlık yapılmalı. Trabzon evinde bizi yenmeyi çok isteyecek. Onların ataklarını durdururken, yenmeyi düşünmeliyiz. Bunun için topu kaybetmeden hızlı çıkışlarla gol aramalı ve topa sahip olma yüzdemizi artırarak oyunu kontrol altında tutmayı başarmalıyız.

BAL’DA TATLI HAFTA

BAL Liginde umudumuz Yeşilyurt Belediyespor için geçen hafta yazdığım cümlelerim aynen şöyleydi: “Futbol her şeye gebe bir oyun. Şarkışla takımı, Şanlıurfa’yı sahasında yenecek güçte bir takım değil. Geçen hafta nedenini bilmediğimiz, içimizi acıtan Elbistan kaybı, inşallah bu maçla sevince dönüşür.” Aynen öyle oldu ve liderlik koltuğuna oturduk. Ulalar maçı sonrası bu iş bitecek ve iş tek maçlık yükselme maçlarına kalacak. Takımımız bu maçlar için gereken kalite ve tecrübeye sahiptir. İnşallah beklediğimiz gibi 3. Lig’de bir takımımız olur.