Geçen hafta kazanılan Giresunspor maçından sonra, şaha kalkması beklenirken devrilen atlar gibiydi Yeni Malatyaspor…
Hiç bu kadar yenilgiye gönüllü bir Malatyaspor izlememiştim. Takım da bir tek Musa Sinan oynamaya çalıştı, diğer kalanlar ise Malatyaspor’un hayatı ile oynadı. Çünkü kaybedilen üç puanın kaç puan ettiğini sezon sonunda daha iyi anlayacaklar.
Özellikle ilk yarıda içler acısı bir Yeni Malatyaspor vardı, hiçbir parçası bir birine uymayan. Ne bir baskı ne de bir üretim...
Futbolda veresiye yok, 3 puanı istiyorsan koşacaksın, çalışacaksın, uğruna savaşmadığın maç senin değildir.
Savunma tam bir felaket, orta alan bekleme salonuydu. Azubuıke ve Azad’ın adım atacak hali yok. Ali Sakal’ın kendisine ait olan yerde oynamaya çalışan, “yabancıdan” fazlası var, eksiği yok. Alex ile Akpabio’yu; topla-çıkar, kendi kilolarıyla çarp, ikiye böl, sıfır, elde var yine sıfır… Böyle adamlara kendi ülkelerinde ne denir bilmiyorum da bizdeki adları infaz memurudur.
Geçen hafta attığı golün hatırına ses edilmedi ama Sunday Mba 1 aydır bu takımın en kötüsü…
Neyi yazalım..?
Ertelenmiş doğruların sahneye konmasını beklerken, yine yanlışları izlediğimizi mi?
Alex’e tahammül etme ödülünü İrfan Buz’un kazandığını mı?
Şark hizmetinden dönen Koray’ın formasının garanti olduğunu mu?
Ramazan Kahya’ya geçen hafta değen sihirli değneğin sihrini, kaybettiğini mi?
9 numaralı George Akpabio’nun futbolcu taklidi yaptığını mı?
Sağ bek oynaması bile sakıncalı olan Sadık’ın stoper oynadığını mı?
Sadece banka reklamlarında oynayabilecek Yakup’un oyuna kurtarıcı olarak alınmasını mı?
Yoksa…
Yeni Malatyaspor’un kazanma duygusuna ortak olmak ile kaderine küsmek arasındaki çizgide kala kaldığını mı?
Siz söyleyin, ‘futbol meczuplarına’ başka ne diyebiliriz ki… Herkes kendi gerçekleri önünde ‘diz çökmeli’ demekten başka.
Denizlispor maçında gördük ki oyuncular kötü futbola müptela olmuşlar. Kısa aralıklarla sahneye çıkmanın dışında, futbolun huzurundan çekilmişler. Çile çektirmeyi seçmişler, hem kendilerine hem de taraftarlarına.
Bu formayı taşımanın cesaret ve yürek istediği gerçeğini onlara kim öğretecek?
Futbolcular kadar yönetenleri de hesaba katmak gerekiyor.
Bu takımın geleceği ile ilgili gerçekleri işaret etmek zorundayız. Yoksa uçak düştükten sonra kara kutunun bir hiçbir hükmü yok!
Maç kazanılınca, kendilerine ‘hava yapıp, selfie çekerek’ poz verenler, hesap vermeye gelince dilsiz oluyorlar. Görünen bir şey varsa; o da Adil Gevrek’in parlak bir istikbalinin olmadığıdır!
Ölü hayaller satıyor! Bir role “soyundurulmuş” olduğu bes belli bir duruşu var.
Malatyaspor Kulübü başkanı olmak küçük işlerin adamı olmayı reddeder. Böyle giderse oturduğu dalı kesmesine de gerek yok çünkü hiçbir dal bu kadar yanlışı taşımaz!
Her şeye rağmen kafamızı kurcalayan gerçeklerin ömrünün kısa olmasını umuyoruz.
Sonuç olarak; Cumartesi maçı izleyenler futbol kalitesi adına sunulanı aldı. Meselenin emek tarafına bakarsak, Denizlispor’un yendiği gerçeği kalıyor önümüzde. Bizlere de o emeğin hakkını vermek düşüyor…