Aslantepe temasıyla düzenlenen 10. Malatya Uluslararası Film Festivali sona erdi. Ödüller sahiplerini bulduktan sonra festivalle ilgili aldığım notları ve naçizane yorumlarımı sizlerle paylaşmak istediğim için bugünü bekledim.
Önce açılış töreni ile başlamak istiyorum.
Cuma günü düzenlenen açılış töreni her ne kadar görkemli görünsün diye uğraşılsada fazlasıyla sönüktü. Çok değerli isimler gelmişti törene ancak yeterli değildi. Çünkü bu isimlerin magazinsel karşılığı ve ses getirecek bir projeleri yoktu. Türkan Şoray, Ferdi Tayfur, Ayşen Gruda, Cem Yılmaz, Şener Şen gibi popülaritesi yüksek insanlardan sonra yapılan bu festival sanki yapılmak için yapılmıştı.
Festival töreni 2 yerel, 1 ulusal kanalda canlı yayınlandı. Ben ulusaldan takip etmeye çalıştım. Büyükşehir Belediyesi festivalin canlı yayınlanması için ne kadar para verdi bu ulusal kanala bilmiyorum ama yayının yarıda kesilmesi hiç hoş değildi. Üstelik kırmızı halı töreninde sunucu Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’la yaptığı röportajı yarım kesti. Hemde öyle böyle yarım değil lafı resmen adamın ağzında koydu. Bunu yapan bir yerel medya kuruluşu olsaydı alınan cepheleri, yapılan tavırları tahmin edebiliyorum. Ama ulusal olunca işin boyutu değişiyor herhalde.
Törenin açılış konuşmasını yapan Gürkan az konuşacağım demesine rağmen pekte kısa olmadı. Ve bu uzun konuşmaya rağmen unuttuğu, atladığı yada ihmal ettiği çok şey vardı.
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’ya da konuşması için iyi ki fırsat verildi. Yoksa o değerli sinema sanatçılarımızın adı bile festivalde geçmeyecekti. Ağbaba sağ olsun hem gelen ünlü isimleri tek tek hem de övgü dolu sözlerle onure etti hem de değerlerimiz olan Kemal Sunal, Yasemin Yalçın, İlyas Salman gibi isimleri sayarak Malatya’nın sanat dünyasındaki önemine değindi. Ayrıca 6 vekil arasından festivale sahiplik eden isim oldu. Üzgünüm ama söylemek zorundayım. İktidarın elinde kalan tek film festivalini yine muhalefet kurtardı.
Vali Aydın Baruş kızını evlendirdiği için açılışa değil ama kapanışa katıldı. Vekiller her ikisinde de yer almadı. Tamam, Mecliste bütçe görüşmeleri var biliyoruz. Fakat bu bahane olmamalı şehrinizde düzenlenen böylesine önemli bir festivale gelip ev sahipliği yapmak için.
Organizasyon tam bir düzensizlik üstüne kurulmuştu. Sözde davetiyeler be LCV hatları adeta yalandı. Elini kolunu sallayan girdi. Bu organizasyon eksikliği nedeniyle oluşan kargaşayı sunucular ‘İlgi çok fazla bu salona sığmıyoruz’ diye toparlasa da Başkan Gürkan Kapalı Spor Salonu yaptırdığını dosta düşmana ilan edercesine haykırdı. 11. Festivalin adresi belli oldu: Kapalı Spor Salonu. Çizmek istediğimiz sanatseverlik, modernlik boşa gitti.
-Birde çiçek mevzusu var. Onlar ne basit çiçeklerdi öyle. Hiç özenilmemiş hatta unutulmuş ve son dakika alınmış gibiydi. Osman Güder’in de çok hoşuna gitmemiş olacak ki çiçeği nereye koyacağını şaşırmış.
Bir soru sorarak yazımı noktalamak istiyorum. Bu festivalin bütçesi ne kadardı? Eğer yüksek bir rakamsa emin olun değmemiş verilen paraya. Aslantepe temalı festivalde Aslantepe 40 saniyelik hazırlanan videoyla tanıtıldı tüm Türkiye’ye. Oysaki şöyle bir buçuk dakikalık, seslendirmeli, can alıcı bir müzikle hazırlanan kısa bir video salondakilere de ekran başındakilere de Aslantepe’yi tanıtmamız için harika bir imkandı. Yani kısacası demem o ki elimize gelen fırsatı yine teptik.