Facebook’ta Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat’ı ER TV’nin kanalında görünce izlemeye başladım.

Acaba Esenlik olayına girecekler mi diye sonuna kadar izledim.

Ama programı sunan hanımefendinin tutumuna çok takıldım.

Ben çoktandır bu kadar “gazetecilikten” kopuk bir hal görmedim.

Sırf ER TV’nin Veli Ağbaba ile ilgili sorunları var diye (haklı olsalar dahi) Veli Ağbaba’nın Esenlik’le ilgili iddiaların ve ortaya çıkan gerçeklerin Meclis’e sormasını garipser hallerine çok takıldım.

Aynı garipliği sizin kanalınıza çıkan Şevken Keskin için niye söylemiyorsunuz?

O da kimseyi aramadan kimseye sormadan bildiklerini Malatyalılarla paylaştı sizin kanalınız aracılığıyla…

Değişen ne sizce?

Mesele “bağcıyı dövmekse” Şevket Keskin’i niye kanalınıza çıkardınız, Malatya’ya zarar verdiniz. Ortak malımız Esenlik’i karalayan birine niye “ortak” oldunuz!

Ayrıca Hakan Kahtalı ile ilgili ve Esenlik ile ilgili net sorular soramıyorsanız keşke hiç Esenlik olayını açmasaydınız!

En azından “soru soramayan” konumunda olmazdınız.

Sadece “etik” olayını sorsaydınız yine anlardım ama bu tutum çok açıktır.

***

Büyükşehir Belediye Başkanımız Hacı Uğur Polat hiç kusura bakmasın ama keşke hiç Esenlik olayına girmeseydi.

Meselenin özünü bırakıp Veli Ağbaba’nın Esenlik olayını Meclis’e taşımasını dert edinmesi ve sadece gereksiz sayabileceğimiz bir soruya cevap vermesi en az Hakan Kahtalı’nın avukatının yapmış olduğu açıklamadan daha kötüydü!

“Biz şeffafız” diyen ve bunu en az üç kere programda tekrar eden Başkan, rahatlıkla o 12 soruya net ve rakamlarla Malatyalılara cevap verirdi.

Başkanım kusura bakmayın ama bu sorulara cevap vermediğiniz için şeffaf değilsiniz!

“Kaça satıldı, kimlere satıldı, ne kadar borcu var, net karı, net gelir-gider dengesi, Kahtalı ve Aslanlar Market” başlıklarının birine cevap vermeyip “Esenlik’i siyaset malzemesi yapmayın” deyip sonrasında ise “Biz şeffafız” diyorsunuz.

Cuma akşamı çıktığınız programda “şeffaf değildiniz” Başkanım…

İki haftadır masanızda duran net 10 soru var. Bunların hiçbirine cevap vermemek bu Esenlik olayını ortadan kaldırmıyor.

Ayrıca Veli Ağbaba bu soruları ortaya atmadı, bunu unutmuş gibi yaptınız programda…

Şevket Keskin sordu, tekrar sordu, tekrar tekrar sordu ve sonunda Veli Ağbaba da sordu.

Benim sorularımı ise okurlarım iyi biliyorum.

Keşke Mehmet Fendoğlu da sorsa…

Belki o zaman net cevaplar alırız!

VELİ AĞBABA DOĞRU OLANI YAPMIŞTIR AMMA…

İki haftadır gündem “Esenlik”…

İki haftadır yazıyoruz.

Sonunda CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba Esenlik olayını TBMM’ye taşıdı.

Çok iyi de etti.

13 soru sormuş ama bir soruyu es geçmiştir.

Esenlik’in Aslanlar Marketi satın aldığı doğru mudur, sorusunu sormamış!

Niye?

İlk ben gündeme getirdim, diye bir “karın ağrısı” oluşmuş ise çok ayıp!

Hatta bu “karın ağrısı” yüzünden Şevket Keskin’den bu köşede ricada bulundum.

Ricamı geri çevirmeyip sorduğum soruyu aynen yetkililere sordu.

Ayrıca daha önce de Meclis’e sorduğunuz sorular vardı. Cevap alamadığınız çok soru vardı.

Cevap gelmiyor diye “muhalefet” bırakılmaz. Bıkmadan usanmadan sorularınız bitmemelidir.

Malatya’da dönen filmlerin fragmanını izlettirmeyin bize Sayın Ağbaba!

Malatya Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği Başkanı sizden daha iyi veya daha yararlı muhalefet yapıyorsa düşünmeniz gerek!

CHP’nin içindeki “büyük kavganın” içinde de değilim dışında da değilim!

Gördüklerimi yazıyorum ve sizinle kişisel veya genel bir problemim yoktur.

Malatya’da seçimle gelmiş ve Malatya halkına sorumlu herkes gibi bu köşede yer alıyorsunuz.

Bu kadar, ötesi iftiradır!

BELEDİYE MECLİS ÜYELERİ

Belediyeler ile ilgili anlayamadığım ve bir türlü anlayamayacağım bir “borçlanma” durumu var.

Sürekli hangi başkan olursa olsun “borçlanma yetkisi” veriliyor Belediye Meclisleri tarafından!

Belediye Meclislerini ise inanın hiç çözemedim.

Sırf aynı partiden diye ne olursa olsun “el kaldıran” veya “el kaldırmayan” insanlar topluluğundan öteye gitmeyen bir meclis.

Bu kadar ağır yazıyorum çünkü bu “ağırlığın” farkında olmayanlar var!

Vebal altında olanın sadece “başkan” olduğunu düşünen, kendisini sadece “parmak kaldırıcı” olduğunu bilen ve sorumlu olduğunu düşünmeyen üyeler topluluğu bana göre…

Dört işlemi en azından hesap makinesi ile yapabilen herkes şu yazdıklarımı dikkatli okusun lütfen.

Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin toplam borcu düz hesap 611 milyon liraymış!

Başkan Hacı Uğur Polat 98 milyon daha borç yapmak istiyormuş.

Biraz araştırdım, Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin yıllık gideri ne kadar, diye…

Gazetelerden çıkan haberleri dikkate almadım.

2017 yılında yapılmış Sayıştay’ın raporuna ulaştım.

Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin 2016 yılı toplam geliri düz hesap 361 milyon liraymış.

Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin 2016 yılı toplam gideri düz hesap 490 liraymış.

O zaman ki açık 130 milyon…

Şu anda Büyükşehir Belediyesi’nin borcu 611 milyon…

İki yılda Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin geliri ne kadar artmış olabilir?

Peki, iki yılda giderler ne kadar artmıştır?

İki yıl önce Sayıştay’ın raporuna göre Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin sadece Faiz Giderleri 98 milyon Türk Lirasıymış!

Yani sadece faize 2016 yılında 98 milyon ödemişiz.

2018 yılının bu günümüz faizleri ile Belediyenin faiz yükünün ne kadar olduğunu siz düşünün!

Dengeli olması imkânsız ama biz gelir-gider dengesinin değişmediğini düşünürsek dahi Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin her yıl 130 milyon Türk Lirası açık verdiği gerçeğini atlayamayız!

Bu rakamlar ortadayken toplam borcun ortalama yüzde 16’sı kadar “borçlanmak” istiyor Hacı Uğur Polat!

İşte bu rakamlar ortadayken geçmişte yapılan aşırı borçlanma ortadayken halen borçlanmak isteğini anlamıyorum!

Bu isteği onaylayan Belediye Meclisini ise hiç anlayamıyorum!

Sürekli borcu katlanan Büyükşehir Belediyesi’nin halen tasarrufla ilgili doğru düzgün önlemler almaması ise ayrı bir konu aslında…

Bu rakamlar ortadayken İstanbul’da Malatya Tanıtım Günleri benzeri etkinliklerimiz olmasaydı da olurdu.

Bunu yazdığım zaman kızanlara bu rakamlara lütfen bir daha bakın…

Malatya Tanıtım Günleri benzeri şimdilik “işlevsiz” sayabileceğimiz etkinlikleri “borç ile” yapacağımıza yapmayız kardeşim!

Ya da herhangi bir şirketin dahi ufacık sallanmada aldığı tedbirleri dahi alamayan Belediyelerin bırakacağı mirası torunlarımız hatta torunlarımızın torunları çekecektir!

İşte bu vebali kimse algılayamıyor!

Bu vebali yazanı algılıyorlar sadece!

Geçmişte Ahmet Çakır’ı sürekli eleştiriyorum diye okurlardan değil ama bazı sevdiğim insanlardan “çok eleştiriyorsun” nasihati dinlerdim.

Gördüğünü yazamayanların da vebali vardır Allah katında!

Meclis Üyelerinin tek görevi çocuğunu veya yakınını belediyelere aldırtmak değildir!

Mahşerde kollar da ayaklar da gözler de ve eller de hesaba çekilecektir!

Kendisini “hesapsız” görenlere açık açık yazmak istedim…

Vebal sadece “başkanlarda” değildir!

Belediyelerdeki her koltukta, bağlı şirketlerdeki her koltukta, eli kalem tutan her gazetecidedir.

Aslında bana sorarsanız gazetecilikle övünen ve sürekli birilerinin gölgesinde yaşayanların vebali daha büyüktür.

O tür gazetecilerin yatacak yeri yok!

Hesapsız olmadığını bilenlere selam olsun, memleketi sizler kurtaracaksınız.