Asrın Felaketi olarak düşünülen Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremin üzerinden 4 aydan fazla bir süre geçti.

Asrın Felaketi olarak düşünülen Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremin üzerinden 4 aydan fazla bir süre geçti.  Toplamda (psikolojik olarak tüm Türkiye) 11 ilimiz etkilendi. Lakin 4 ilimiz ( Malatya, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Hatay)  adeta kayıp şehirler oldular. Bu 4 ilde yaşayan vatandaşlar adeta rüzgarın önüne savrulurcasına ülkemizin dört bir yanına gitmek zorunda kaldılar. Feraset sahibi insanlarımız muhacir durumuna düşen depremzedelere ensarlık görevlerini ziyadesiyle yerine getirdiler. Her birilerini ne kadar teşekkür etsek eksik olur.

Depremin ilk gününden itibaren başta idareci konumunda olan eğitimciler görevlerinin başına geçtiler. Valilik, Kaymakamlık ve Milli Eğitim Müdürlüklerince görevlendirilen öğretmenler canla başla siperane bir gayretle yaraların sarılması için çalıştılar. Yeri geldi  su dağıttılar, yeri geldi  çorba dağıttılar yeri geldi yardım dağıttılar. Bunları yaparken asla bir beklenti içinde değillerdi.

Öğretmenlerimiz idari izin kapsamında sayılıp ek derslerden faydalanılırken sanki öğretmen hiç çalışmamış izlenimi vermek abesle iştigaldir. Toplum sosyolojisinde bu vaziyet ile konumlandırıldılar öğretmenler…

Evi yıkılan, yakını ölen öğretmenler hem ailelerini güvenli bir yere taşımak istediler hem de yaraların sarılması içinde görev aldılar. Kimi gönüllü kimi görevlendirme ile yaşanan felaket ile mücadele etmeye çalıştı.

Bazılarının hem yakını ölmüş, bazılarının evi yıkılmış ve bazılarının engelli çocukları vardı (bende dahil). Böyle bir durum karşısında eğitim camiası mensuplarından hemen sağlıklı bir durum beklemek hiç insani bir bakış değil…

Toplum vicdanında öğretmen ordusu gün geçmiyor ki, bir itibar suikastına maruz kalmasın…

Cumhurbaşkanlığı kararı ile deprem tazminatı çalışanlara verilecek denildiğinde tekraren sadece öğretmenler kurban seçildiler. O seçilmede başrol olanlar ‘’bir okul açılsın da kurtulalım bu çocuklardan’’ söylemine her eğitimci şahitlik etmiştir.

4 ilin deprem öğretmenleri bulundukları ilde yaşadıkları travma ile yüksek performans gösterebilirler mi o konuda emin değiliz…

Olması gereken bu dört ilimizde çalışan öğretmelerimiz için il dışı atanma talepleri    şart öne sürmeksizin karşılanmalıdır. Buna mukabil il dışından bu dört ile gelmek isteyen öğretmenlerinde talepleri aynı hassasiyet ile karşılık bulmalıdır.

Deprem süresince 76. Madde garabeti ile atamaların yapılması ‘’Görevde Yükselme Sınavı’’na katılmak isteyenlerin azmine ket vurmuştur.  Buna mukabil atanan arkadaşlarımız çok değerli ve gayretli eğitimcilerdir. Böyle bir atama ile görev tevdilerinin yapılması onlara ödül değil meslek hayatı boyunca sorgulayacakları bir durum olacaktır.

Deprem bölgesinde öğrenci olan çocuklarımız öyle sorunlar yaşadılar ki, neredeyse bir nesil eğitimsiz olarak sınıf atlatmak zorunda kaldılar. İki yıl boyunca Korona tehlikesi ile eğitim konusunda hep bir yanları eksik kaldı. Üstüne bir de asrın felaketi travması yaşanınca eğitim adına yol alamdılar.

Deprem sonrası her çocuğumuz ülkemizin her bir yerlerine gittiler kimileri gittikleri yerlerde eğitimlerine devam ettiler, kimileri ise bu fırsatı yakalayamadılar. Eğitimlerini alanlar ise yaşadıkları travma ve farklı bir çevre etkisi ile almaları gereken eğitimlere motive olamadılar…

Depremin çocukları olarak anlatılan bu öğrencilerimizin  kendilerine gelmeleri çok zaman alacaktır. Çocukların 6 Şubat öncesine  gelmeleri yaşadıkları travmayı atlatmaları için ülkenin her yerinden bölgeye gelen başta rehber öğretmeneler olmak üzere ‘’Psikodestek’’ programları yaptılar. Bir nebze fayda vermiş olsa da nihayetinde her huzurun kaynağı sıcak bir aile yuvasıdır.

Yaşanılan tablo karşısında öğretmenler arasında özelde bazı ayrışmalara gidilmeye dönük söylemler peygamber mesleği icra eden öğretmen camiasını derinden üzecektir.  Böyle ayrışmalar daha önceleri yapılmış mıdır; elbette ki yaşanmıştır.

Depremin çocukları olarak bilinilen öğrencilerin kendilerine gelmeleri ve yaşadıkları acı hikayeleri bertaraf etmelerinin en etkili yolu öğretmenlerin sorun yaşamasına sebebiyet veren durumların yok edilmesinden geçer.

Kendi öğretmeninin sorun yaşadığını gören öğrenci sağlıklı bir eğitim alamayacağını anlar ve okuldan soğur. Bu durum ise gelecek adına kayıp yıllar olacaktır.

Oysa eğitim hakkı tüm dünyada anayasal güvence altına alınmıştır. Asrın felaketini yaşayan çocuk ile acının yaşanmasına bi haber olan çocuklar aynı kulvarda yarıştırılıyorlar ve yarıştırılacaklar bu durum yarışı 1-0 geride başlama ile  eşdeğer…

Toplumdan uzaklaştırılan her öğretmen gelecek adına umutsuzluk ve yok olan milyonlarca çocuk demek..!

Öğretmenler de öğrencilerde bu ülkenin mimarları olacaklardır. Basit ve hızlı alınacak kararlar ile her sorunun üstesinde gelineceği gerçeğinden asla vazgeçilmemeli…

Öğretmene öğreten olduğu için verilmesi gereken itibarın yok olmaması temennisiyle…