29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tüm Türkiye’de coşkuyla kutlanırken hiç şüphesiz en büyük kutlamalar başkentteydi. Anıtkabir’deki törenlerle başlayan bayram coşkusu aslında bizim için bir gün öncesinden start almıştı.
Ankara’da 28 Ekim’de Malatya’mızın galibiyetine, sonra ki gün de Cumhuriyet Bayramımızın muhteşem yıl dönümüne sevindik.
Ulu önderimiz Mustafa Kemal ve arkadaşlarının armağanı Cumhuriyet Bayramımız da Malatya’mızın galibiyeti de kutlu olsun...
3 puandan fazlası!
Kaybedilmesi halinde büyük bedellerin olacağı bir maçtı. O yüzden Malatyaspor misafir olarak geldiği başkentte günün sahibi oldu. Bu çok önemli maçı kazanarak 3 puandan fazlasını hanesine yazdırdı.
Gençlerbirliği’ne baktım da zarif bir savunma, ne yaptığını bilmeyen etkisiz bir orta alan, kuru gürültü zararsız bir hücum hattı vardı. Geçen haftaların yıldızları Vedat Murigi, Serdar Özkan ve Ahmet İlhan’ın rakibi rahatsız edecek hiçbir eylemi yoktu.
Malatya takımı rakibin tuzağına düşmedi. Orta sahaya kadar çekilip, rakibin üzerine gelmesini bekleyen bir anlayışla oynayan Gençlerbirliği, ileride çabuk oynayan Serdar ve Ahmet gibi ön kenar oyuncularıyla skor üretmek istedi. Malatyaspor ise kenarları iyi kapatıp, ev sahibinin bu stratejisini boşa çıkardı.
İyi futbol yoktu, akıllı oyun yürekli mücadele vardı Malatyaspor adına. Maçın sonunda, ‘90 dakikada futbol kaç dakika’ diye kendime bir soru sordum. Maçın önemini de hesaba katarak, cevap verdim: ‘Söz konusu 3 puansa iyi futbol teferruattır’ dedim.
Tabi bunun yanında kompakt oyun anlayışı, takım birlikteliği, yardımlaşma ve kazanma hırsı tam not aldı.
Elbette ki sahada mücadele eden tüm oyuncuların galibiyette payı var ama bakalım benim kare asımda kimler var?
*Zorunlu olarak şans bulan Murat Yıldırım, 2 haftadır sanki bu mevkiinin banko oyuncusuymuş gibi oynuyor, rakipleri orta alanda zorluyor ve yeniden doğuşunun müjdesini veriyor. Helal sana terini son damlasına kadar akıtan adam...
*Oynadığı haftadan beri köşemin daimi konuklarından Sadık Çiftpınar, seni burada ağırlamaktan son derece mutluyum. Her hafta performansınla hem beni yanıltmadığın için hem de takımına verdiğin katkı için seni kutluyorum. Sadece saçınla değil futbolunla da sembol oldun, yeni zaferlere devam, savaşçı adam.
*Takım kaptanı Yalçın Ayhan bir beyefendi, saha içindeki usta yönetmen, bir futbol emekçisi gösterdiği mücadeleyle hem emeğin değerini yükseltiyor, hem de kendi değerini bilmeyenlere karşı bizlerin sesini yükseltiyor: “Seni yıllarlarca milli takıma almayanlar utansın”
*Ve Adem Büyük!
‘Bir futbolcu bir takım için ne ifade eder’ dersek, adı Adem olursa çok şey derim.
Top ayağına geldiğinde risk aldı, yaratıcılığın her halini gösterebilecek sorumluluğu da...
Bir ağaç hem elma, hem portakal verir mi?
-Adı Adem Büyük’se verir!
Futbol topuyla tek kişilik harika bir düet yaptı. Ardından Khalid’e gol attırdı, Malatyaspor’a hayat verdi.
Trabzon ve Of galibiyetlerinden sonra, takımdaki özgüvenin artması adına Gençlerbirliği galibiyeti oldukça önemliydi. Bana göre ilk yarının en kritik maçını kazanarak, bıçak sırtı bir haftadan sadece 3 puanla değil bonuslarla birlikte evine döndü Malatyaspor. Erol Bulut ise kısa zamanda elindeki malzemeyle lezzetli bir yemek çıkarmasını bildi. İlk teknik adamlığı konusunda ona olan güvenimi boşa çıkarmadı. Bu galibiyet gösterdi ki Erol Bulut artık çırak değil usta bir teknik adamdır!