Yeni Malatyaspor son 4 haftadır oyunsal anlamda üzerine koyarak geliyor. Bu görüntüsünü Beşiktaş karşısında da sürdüren sarı kırmızılılar, 3 gün önce Avrupa’da destan yazmış Beşiktaş’ı elinden kaçırdı.

Pozisyon zenginliğini, ikili mücadelelerdeki üstünlüğünü atak sonlandırmaya yansıtabilseydi, müsabakadan kazanarak çıkardı. Sahanın bütününde alın teri vardı, ilmek ilmek işlenmiş emek vardı, kanın son damlasına kadar özveri vardı.

Hafta sonu sahada ekstra mesai yapanlar ise her zamanki gibi Sadık ve kaptan Yalçın’dı. Canları çıkana kadar mücadele ettiler. Rakip hücumcuların ipliğini pazara çıkardılar. Öyle ki Beşiktaş %72 topa sahip olmasına rağmen kocaman 90 dakikayı sadece tek pozisyonla tamamlayabildi.

Sakatlıktan dönen Azubuıke ve Aytaç, Murat Yıldırım ile birlikte orta sahanın bütününe hakim oldular. Kenar oyuncular Pereira ve Adem, alanlarını iyi kapattılar. Beşiktaş’a karşı bu kadar pozisyona giriyorsan bir tanesini atacaksın. Khalid her ne kadar 6 gol atmış olsa da bu maç gösterdi ki Yeni Malatyaspor’u taşıyabilecek bir santrafor değil!

İyi oyunla birlikte alınan 1 puan hiç şüphesiz gecenin en güzel kazancıydı. Dolu tribünler, yapılan jestler, iyi zemin ve misafirperverlik şehrimize çok yakıştı. Bu kadar güzelliklerin içinde Sadio’ nun oyuna girmesi ise akşamın tek hayal kırıklığıydı.

Dönelim bizim mahalleye...

Malatya’nın Trabzon’dan sonra en karışık ikinci futbol şehri olduğu Beşiktaş maçından sonra bir kez daha tescillendi. En güçlü şampiyonluk adayından bile alınan 1 puan, bu şehirde suların bulanmasına engel olamıyor.

Pazar gününe rahat bir ev kahvaltısıyla başlayalım derken, Yalçın Ayhan’ın kadro dışı bırakılmasının şokuyla başladık. Akabinde gelen yerli yabancı oyuncuların ikiye bölünüp idman boykotu yapması, 1 gün sonra kupa maçına çıkılacak olması işleri arap saçına çevirmeye yetti de arttı bile.

Ne yaptığınızın farkında mısınız beyler?

Harika bir hafta sonunu nasıl da zehir zemberek hale getirdiniz?

Takımın en önemli oyuncusunu kadro dışı bırakarak, kalan maçlardaki gücümüzü en asgariye indirdiğimizin farkında mısınız?

Gerek sahadaki mücadelesiyle gerekse de saha içersindeki sevk ve idaresiyle ligde 360 maç oynamış, istikrar abidesi örnek bir kaptan olan Yalçın ile ilgili alınan bu kararı doğru bulmuyorum.

Acilen bu yanlıştan dönülmesi gerekiyor.

Bütün detayları biliyorum ama hiçbir detay yapmıyorum. Şimdilik susuyorum. Yalçın tekrar takıma kazandırılmaz ise kaybedilen her puanın vebali yönetim ve teknik heyetin üzerinedir.

Yalçın’dan dolayı idmana çıkmayan yerli oyuncuların boykotunu ise doğru buluyorum. Haklı gördükleri için kaptanlarına destek oluyorlar.

Erol Bulut’un konuya yaklaşım şekline gelince... Ben, göreve gelir gelmez Erol hocanın teknik adamlıkta büyüyeceğini ilk inanarak söyleyen kişiyim. (Hala da o inancımı taşıyorum.) Ama bir uyarıda bulunmuştum, ‘kriz ortamında nasıl davranacak’ diye. Şu olayın böyle sonuçlanması gösterdi ki Erol hoca ilk kriz maçında 1 – 0 geriye düştü.

Umarım müsabakayı ilerleyen dakikalarda lehine çevirir!