"Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan, oysa yapacak ne çok şey vardı ve ne kadar az zaman..." demiş Murathan Mungan. Zamanın sessiz ve acımasız akışını, yaşamın sınırlı anlarını ve insanın içinde hissettiği boşluğu anlattığı bir şiirinde geçen bu dizeler her yaz bitiminde aklıma geliyor.

Zaman birer birer tükenir ve biz, geriye dönüp baktığımızda, ne kadar çok şeyin eksik kaldığını fark ederiz. Günler, bir kum saati gibi elimizden akarken, yapmak istediklerimiz, hayalini kurduklarımız, bitmek bilmez bir "yetişememe" telaşıyla yer değiştirir.

Belki de bu yüzden, yazın sonunda içimizde bir burukluk oluşur; çünkü zaman bize istediklerimizi tam anlamıyla sunmamıştır.

Planladığımız yolculuklar, okumayı düşündüğümüz kitaplar, konuşmayı hayal ettiğimiz insanlarla dolu o uzun liste, birer hayal olarak kalır.

"Ne kadar az zaman..."

Zaman, bazen bir yazın göz açıp kapayıncaya kadar geçmesi gibi, bizim isteklerimizi umursamadan, kendi yolunda ilerliyor ve biz onun küçük bir parçasıyız.

Yazların geçip gitmesi, bize sadece mevsimlerin değiştiğini değil, aynı zamanda yaşamın da hızla akıp gittiğini hatırlatıyor.

Kim bilir, bir yaz daha görür müyüz?