Malatya’da yaz gelince artık sadece sıcaklıkla değil, susuzlukla da mücadele ediyoruz. Artık sular gün içinde birkaç kez kesiliyor, tarlalarda çatlamış topraklar kayısı ağaçlarını neredeyse yutacak gibi.

Eskiden sularımızı şırıl şırıl akardı. Çocukken ailecek Orduzu ve Beylerderesi kenarında otururduk hem serinler hem de suların ne kadar yükseldiğini fark ederdik. Şimdi o sular kupkuru. Sanki biri hayatın sesini kısmış gibi.

YAĞMUR YAĞMIYOR, BARAJLAR BOŞALIYOR

Bu yıl da doğru dürüst yağmur yağmadı. Kar deseniz, dağları ancak bir iki hafta beyaz gördük. Eskiden mart sonuna kadar kar kalırdı dağlarda, şimdi ocakta yağıp iki günde eriyor. Hâliyle barajlar da dolmuyor. Karakaya, Sultansuyu, Polat… Su seviyesi düşmüş, balıkçılar bile erken çekmiş ağlarını.

Çiftçilerimiz zaten dertli. Bir yandan zirai don bir yandan kuraklık neler görecek bizim bu çiftçilerimiz.

SADECE TARLALAR DEĞİL, UMUT DA KURUYOR

Bahçelerinize bakın ağaçlar çatlamış toprağın rengi solmuş. Eskiden köylerin içinde çeşmeler vardı şimdi çoğu kuru. İnsanlar bidonlarla sular taşılardı. Susuzlukların etkisi iç göçüde etkiliyor bu gidişte köylüler bahçelerini bırakıp gitmeye başladı.

Şehir merkezinde bile durumlar iyi değil. Yaz boyunca sularda kesilmeler oluyor. Bazı mahallede su kesilir korkusuyla insanlar su yedekliyorlar. Evet bu çağda, bu şehirde!

ÇÖZÜM VAR MI? VAR, AMA İRADE NEREDE?

Sadece “musluğu kapat” demekle olmaz. Alt yapının güçlenmesi, kaçak sulamalarının denetlenmesi, yağmur suyunun dönüştürülmesi, çiftçimize destek verilmesi gerekiyor. Ama her şeyden önce bu işi ciddiye alınması gerekir. Susuzluk geldi mi sadece kayısıyı değil, yaşamı da kurutur.

SU GİDERSE HAYAT GİDER

Bu şehir kuraklığa alışmamalı. Bir damla suyun bile kıymeti bilinmeli. Malatya’nın toprağı bereketlidir ama o bereket suyla yeşerir. Biz sustukça, toprak da susacak su da çekilecek.