Merhaba sevgili okurlarım…
Olasılıkların çok nadir olarak hayatımızı değiştirdiği gerçeğini kabullenmiş 21. yüzyılın bilim insanlığı; hala insanların az olasılıkları olabilirlik hayali ile bir umut tacirliğine dönüştürmesinin önüne geçememiştir.
Evrenimizi inceleyen bilim adamları, sonsuz olasılıklar içinde doğru bir formülle mucizevi bir şekilde oluşan evrenimizin bilinçli bir gücün etkisi ile oluştuğuna dair ortak veriler sunmuşlardır. Evrenin ve bizim yer aldığımız samanyolu galaksisinin adeta ince bir ayarla oluştuğunu kabul eden bilim adamları bence ALLAH’ın varlığını haykıran yeni nesil tevhidcileridir.
Tarihin en büyük tartışması tanrının varlığı ve bu varlığın dünyamıza yansımalarıdır.
En ilkel topluluklarda bile inanç vardır ve inancın şekillendirdiği bu insanlar akıllarınca dünyayı nedensellikle araştırmışlardır. Günümüzde bilimin ilerlemesi ile bu arayış uzaya taşmış ve bir zamanlar dünyayı çok büyük gören insanlar uzayın sonsuzluğunda Allah’ın sonsuzluğunun yaradılışa akseden kudretini görmüşlerdir.
Uzay sonsuz galaksilerin bulunduğu, dünyada bulunmayan elementlerin var olduğu koca bir kompleks yapı ve bizler bu yapının hala sınırlarını hayal bile edemiyoruz.
Başka galaksiler, farklı evrenler ve güneşimizden kat be kat güneşlerin varlığını keşfeden insan; yaradılışın üstün büyüsüne kapılmış gibi kendini evrende aramaktadır. İnsanın evrende aradığı bu gerçeklik, tarihin eski çağlarından beri ben kimim, amacım ne, nasıl yaratıldım diyen insanoğlunun içsel sorularının karşılığıdır.
Ne gariptir ki çoğu zaman bilimle ters düşen ve deforme olmuş Tevrat ile İncil’e nazaran Kur’an-ı Kerim bilimin bu yüzyılda keşfettiği çoğu bilimsellikleri bin dört yüz yıl önceden bize aktarmıştır.
İşte bu Kur’an’ın zamana yaydığı büyük bir mucizedir. İlk emri “Oku” olan yüce kitabımız, Hakk’ın sözü olduğunu defalarca ispat etmiştir.
Zaman geçtikçe ve bilim ilerleyip insanlık bilinçlendikçe Kur’an-ı Kerim daha bir güzelleşiyor ve büyüyor.
Kur’an’ın gölgesinde bilimle ve ilimle yükselme dileğiyle hoşça kalın…