Bu hafta en güzel övgü cümlelerimi, tüm beğenilerimi, futbola dair bütün fahriyelerimi Pazar akşamını Malatyalılara unutulmaz kılan büyük Malatya spor camiasına adıyorum.
Malatya şehrinin futbol geninde, daima büyük takımları kendi sahasında ezici oyunla eli boş göndermek vardı zaten.
Bunun yıllar sonra yeni statta binlerce taraftar önünde tekrarlanması “İşte Malatya bu” dedirtti bizlere...
İnanın bu maç tarihe geçti.
Neyi konuşayım neyi yazayım bilmiyorum.
Erol Bulut’un bu kadro üzerindeki müthiş hakimiyetini mi, futbolcuların inanılmaz özverisini mi, taraftarın bu büyük maça tribün resitali sunarak başlamasını mı?
Yeni Malatyaspor net olarak Galatasaray’ı sahadan sildi. Lider Galatasaray aslan gibi geldi kedi gibi gitti. Ulusal medya ya da diğerleri olaya Galatasaray’ın sistemi ve kötü performansı üzerinden bakabilir ama ben öyle düşünmüyorum.
Galatasaray kötü diye iyi bir Malatyaspor yoktu sahada!
Malatyaspor olağanüstü iyiydi diye acınacak hale düşen bir Galatasaray vardı sahada!
Diziliş, oyuna hakimiyet, defansif kayışlar, enine ve uzununa oyun boyu, hücuma çıkışlar ve ‘Malatya geçilmez’ dedirten savunma...
Gomis, Belhanda, Maicon, Muslera, Feghoulı, Ndıaye ve Yasin’in sahada olduğu bir maçta insanların Galatasaray’ı yenen takımdan çok az bahsedip, meseleyi İgor Tudor’un saçma 3-5-2’sine indirgemesini doğru bulmuyorum.
Belli ki Erol hoca maça iyi hazırlanmış. Herkes oyunu kendi yarı sahasında kabullenen bir Malatyaspor beklerken, önde şok baskıyla rakip yarı alanda pres uygulayan Malatyaspor’lu oyuncular ilk yarıyı Galatasaray’a dar etti.
Bakmayın ikinci yarı Galatasaray’ın yan ve geri paslarla topa hakim olmasına. Malatyaspor oyunu tuttu, kontrolü elinden bırakmadı ve pozisyon dahi vermedi. Kısacası yine oyunu istediği gibi kurguladı.
Kare As’ımda kimler var?
Hiç şüphesiz futbol takım oyunu ve giren çıkan dahil sahadaki 14 kişi kusursuz işleyen bir saat gibiydi. Ancak Kare As’ına Ertaç, Sadık, Azubuike ve Murat Yıldırım’ı aldım.
Hani Ertaç yan top alamazdı, hani Ertaç güven vermiyordu. Formayı değişseler hangisinin Muslera olduğu anlaşılmazdı. Çıktığı her topu aldı, zamanında daralttı, topu oyuna etkili bir şekilde soktu.
Sadık’ı izlerken, ‘bu çocuk Malatyaspor’da oynuyor, karşısındaki Ahmet Çalık milli takımda’ diyemeden edemedim. Sahada adım attırmadığı Fransız yıldız gol krallığında ilk sırada olan Gomis’ti.
Yeteneğini yürekle birleştiren, Malatyaspor ile kendi de büyüyen, ekmeğini taştan çıkaran, formasının ve savunmanın Sadık emekçisi, seni alnından öpüyorum.
Ortadaki atom karıncalar artık boylarından büyük işler yapıyor. Azubuıke ve Murat Yıldırım Türk Kızılayı gibi. Hem savunmaya yardım ediyorlar, hem rakibi durduruyorlar, hem de hücuma çıkıyorlar. Ellerim patlayana kadar alkışlıyorum sizleri.
Murat Yıldırım’a bir özür borcum var!
Murat Yıldırım, TFF 1. Lig’de Malatyaspor’a geldiğinde birkaç maç sonra belki aceleci davrandım ama o günkü şartlarda performansıyla istenilen düzeyde değildi. Zaten kumaşı ve kariyeri belli olan bir oyuncu. Fakat bu sezon Süper Lig’de öyle bir Murat izlettiriyor ki bize ‘nazar değmesin’ diye ‘maşallah’ demekten dilim yoruluyor da o sahada yorulmuyor. Helal olsun sana!
Kudüs koreografisi...
Hani Tudor diyor ya maç sonu “Siz Tükler” diye...
Evet, biz Türkler daima İslam sancağının en cesur ve onurlu taşıyıcısı olmuşuzdur.
İşte onun için Mekke de Medine de Kudüs de bizim için kutsaldır.
Ve bu kutsalı maç öncesi oluşturulan muazzam koreografiyle tarihi maçta tarihe kazıyan Malatyaspor Taraftarlar Derneği’ne teşekkür ediyorum.
Battalgazi’nin torunlarına da bu yakışırdı...