Baharın gelişini kutladık; doğanın yeni ritmine hem ruhsal olarak hem de biyolojik olarak ayak uydurmaya çalışacağız. Kuş cıvıltılarıyla beraber güneşli havaların tadını çıkaracak; sevmek, sevilmek isteyeceğiz.
Sonra birden bahar sarhoşluğumuz geçecek ve gerçeklerle yüzleşeceğiz: “YAZ GELİYOR!”, “KIŞIN ALDIĞIM KİLOLAR NE OLACAK!”, “AHH BİR DE ŞU BAHAR YORGUNLUĞU..” diye uzayıp gidecek bu durum.
Evet, bahar güzel olmasına güzel ama vücudumuz bu geçiş sürecine adaptasyon sağlamaya çalışırken bazı hormonal ve metabolik değişiklikler yaşayabiliyor. İşte BAHAR YORGUNLUĞU dediğimiz şey tam olarak bu adaptasyon sürecinde görülen bir durum.
Veya ÖDEMLER! Geçen haftaki yazımda bu konuya biraz değinmiştim. Dilerseniz konuyu biraz daha açalım:
Baharın gelmesiyle beraber vücudumuz kışın etkilerinden kurtulmaya çalışır. Çünkü havalar ısınmaya başlar; hatta bazen sıcak bazen soğuk zamanlar olur (geçen hafta yağan kar gibi mesela). Bu hızlı değişimlere özellikle bağışıklık sistemimiz ayak uyduramayabilir. Aslında bahar ayında görülen hastalıkların temel nedeni budur. Bu nedenle bu geçiş döneminde grip, nezle gibi hastalıklar daha sık görülür.
Tabii ki olumsuz etkiler sadece bağışıklık sistemimiz üzerinde görülmez. Aynı zamanda yorgunluk, halsizlik, devamlı uyuma isteği, genel anlamda mutsuzluk, isteksizlik gibi günlük yaşantımızı negatif yönde etkileyen durumlar da görülebilir. Bütün bu etkileri en aza indirmek istiyorsak izlememiz gereken bazı yollar ise:
· AKDENİZ TARZI BESLENME: Bu geçiş mevsiminde uygulanması gereken en önemli beslenme modeli Akdeniz tarzı beslenmedir. Sofralarınızı mevsim sebzeleriyle (özellikle yeşillikler) donatabilir; yemekler ve salatalarınızı SAF zeytinyağı ile taçlandırabilirsiniz.
· AÇIK HAVA YÜRÜYÜŞLERİ: Bahar yorgunluğunun en önemli ilacı, düzenli olarak açık havada yapılan tempolu yürüyüşlerdir. Gelecek güzel havalarda aileniz ile beraber yürüyüşlere çıkabilir, bisiklet sürebilir, ilginiz varsa basketbol, voleybol gibi sporlar yapmayı deneyebilirsiniz. Bütün bunları yapmak hem aileniz ile beraber vakit geçireceğiniz bir ortam sağlayacak; dolayısıyla mevsimsel huzursuzluğunuz geçecek; aynı zamanda yürüyüş ile bahar yorgunluğunuzu atacaksınız.
· KAFEİNDEN UZAK;SAĞLIĞA YAKIN: Özellikle vücudumuzda kıştan kalan toksinlerin sağladığı yükü arttırmamak adına kafeinli içeceklerdense daha çok papatya, melisa, sarı kantaron gibi bitki çayları tercih etmek daha rahatlatıcı olacaktır. Ayrıca bu dönemde sigara ve alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır.
· ÖDEM: En önemli sorunlardan biri şüphesiz ki ödem oluşumudur. Bu dönemde günde en az 2 litre su içmek hem ödemlerin atımına hem de toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olacaktır. Ödem atımı vücuttaki yorgunluğu azaltacaktır. Ayrıca çok tuzlu kraker ve cipsler, konserve ürünler, kurutulmuş sebzeler, turşular, salamura peynirlerin tüketimi ödemi arttırır; bu nedenle tüketimleri sınırlandırılmalıdır.
· BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ: Az önce söylediğim gibi bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek hastalıklara karşı savunma sağlayabilmek için vücut direncini arttıracak besinler tüketilmelidir. Özellikle yoğun vitamin içeren meyveler, kefir, yoğurt gibi probiyotikler, zencefil, limon, sarımsak, soğan gibi bağışıklık sistemini güçlendirici gıdaların tüketimi arttırılmalıdır.
Bütün bu önerileri dikkate almanız baharı çok daha rahat geçirmenize yardımcı olacaktır. Gelecek hafta yeniden buluşmak dileğiyle.. Sağlıcakla kalın.