Bir seslenişi duymak için sadece kulaklar yetmez, önce kalpten duymalı insan. Kalp de kabul ederse eğer “seslenmek” bir kavuşma olur.
Günlük hayat akışının hızı, kimi zaman etrafımızda olan mucizevî olguları görmemize neden olur. Her şeyi sıradanlaştırmak, ‘kaybedene kadar değerini bilmeme eylemi’nin ana sebebidir.
Biz insanlar, kalp muhabbeti kurduğumuz kişilerin kalplerindeki yaşantı kadar yaşarız. Bu fikirle düşündüğümüzde ölüm bile bizi bu dünyadan silemez, bizler kalplerde yaşamaya devam ederiz.
Günümüzde insanlık, birçok iyi insanı kalbinde yaşatmaya devam ediyor. Halbuki bu dünyadan ayrılalı yıllar olmuş. Fakat fikirleri, düşünce ve eylemlerinin dalgaları hala insanlık gemisini itmekte ve insanlığa istikamet çizmektedir.
İnsan, Yaradan karşısında güzel en şerefli varlıktır. Dolayısıyla kendimizi basite almadan, insani bir yükselişe geçmemiz için bir engel yok. Kendimize olan güvenimizi tamamlamak ve kalpler arası köprüler kurarak ölümün üstünü örtemeyeceği muhabbeti sonsuzluğa taşımak gerekir.
Tarihte mısır firavunları günümüz insanlarını bile hayrete düşüren tapınakları sonsuz bir yaşamın özlemi ile yapmışlardır. Ancak bana göre köleler aracılığıyla yaptıkları taştan yapılar yerine insanlarının kalbine yürüyebilirlerdi.
Böylece ölümsüz kalp muhabbetini artırabilir ve daha huzurlu olurlardı. Tabi ki akıl sahipleri için hasbelkader Mevlanaların, Yunus Emrelerin orduları, bölük bölük köleleri yoktu ama insan kalbine inşa ettikleri sarayları, devrin padişahları gölge olarak bile taklit edemezler.
Anlayacağınız ölümsüzlük elimizde… Hak Allah (CC) gönüllere inşa edileni sonsuz kudreti ile sonsuzlaştırmakta ve ne güzeldir ki gönüllere inşaat yapmak bedavadır.
Komşumuza bir selam vermek, hal hatır sormak, hiçbir çıkar beklemeden ansızın akrabayı ziyaret etmek ve hatta ziyaret esnasında “buraya seni-beni yaradan Allah (CC) adına ve rızasına geldim” demek, bir yetime ulaşmak –ulaşamasak da kalbimizden gelen bir özlemle sahipsiz yetim aramak- her çocuk yüzü gördüğümüzde insani bir edeple gülmek, yaşlıya hürmet etmek ve yardımcı olmak… Bunların hiçbirinde para geçmiyor, parayla yapılmıyor. Gereken tek şey kalp ve niyet, gerisi kendiliğinden inşa ediliyor.
Aksi takdirde o kalp sadece kanı pompalayan bir vücut organından ibaret kalır. Kalp, ruha hükmetmiyordur ve basireti kaybolmuştur.
Görüp görmediğimiz her kötülüğe rağmen adı hala konmamış iyilik denizleri oluşturmak elimizde. Kalp köprüleri ile ulaşılan huzur dünyasında buluşmak dileği ile, hoşça kalın…