Çavuşoğlu Mahallesi’nde yer alan Yeni Sanayi Sitesi, uzun süredir çözümsüzlüğün ve sessizliğin hüküm sürdüğü bir alan haline geldi. Depremde büyük zarar gören ve çok sayıda iş yerinin az, orta ya da ağır hasar aldığı bölgede ne olacağına dair net bir yol haritası hâlâ açıklanmış değil. Bu durum, sadece fiziki yıkımı değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik çözülmeyi de beraberinde getiriyor.

Sanayi sitesinin geleceğiyle ilgili iki temel görüş dikkat çekiyor: Bir kesim, yerinde dönüşümle mevcut alanın yeniden düzenlenmesini ve sanayi hayatının kaldığı yerden devam etmesini savunuyor. Diğer kesim ise, daha geniş ve modern bir yapıya kavuşmak adına Altay Kışlası gibi alternatif bölgelerde yeni bir sanayi sitesi kurulmasını talep ediyor. Bu görüş ayrılığı, esnafın ortak hareket etmesini ve güçlü bir ses oluşturmasını zorlaştırıyor.

Özellikle kiracılar açısından tablo daha da karmaşık. Mülk sahibi olmayan esnaflar, hem haklarını korumakta zorlanıyor hem de gelecek planlaması yapamıyor. Hayalini kurdukları iş yeri, ne zaman ve nerede olacak, olacak mı; bu sorulara kimse net bir yanıt veremiyor. Asıl sorun ise yetkililerin sessizliği. Aradan geçen bunca zamana rağmen, sanayi sitesinin akıbetine dair kamuoyuyla paylaşılmış somut bir proje ya da resmi açıklama yok. Bu durum, belirsizliği derinleştirirken, esnafı da çaresiz bırakıyor. Oysa ki burada yaşanan sadece fiziki bir yeniden yapılanma sorunu değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik bir çöküş süreciyle karşı karşıyayız.

Sanayi siteleri, sadece üretimin değil, aynı zamanda kent ekonomisinin can damarlarıdır. Bu damar tıkanırsa, etkisi sadece esnafla sınırlı kalmaz; şehrin tamamı bu durumdan etkilenir. Bu nedenle, yetkililerin artık somut bir planla kamuoyunun karşısına çıkması ve bu plansızlığa son vermesi gerekiyor.

Yerinde dönüşüm mü olacak, Altay Kışlası’na mı taşınılacak? Kiracılar ne olacak, mülk sahiplerinin hakları nasıl korunacak? Bu sorular cevapsız kaldıkça, sorun büyüyecek, çözüm ise daha maliyetli hale gelecektir. Kısacası, Yeni Sanayi Sitesi’nde sadece iş yerleri değil, umutlar da hasar alıyor. Artık netlik zamanı.